"Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkiki ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letâif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır." (Emirdağ Lâhikası-I, 35. Mektup)

Bu vecize, Risale-i Nur'un klasik bir akademik kitap ya da sadece bilgi edinme amacıyla yazılmış bir eser gibi ele alınmaması gerektiğini anlatır. Buradaki temel vurgu, eserin hitap ettiği merkezin sadece insan aklı ile sınırlı kalmamasıdır. Mesajı daha yakından incelediğimizde şu unsurlar öne çıkar:

İman-ı Tahkikî: Klasik bilimler insana teorik ya da pratik bilgiler sunarken, bu eserlerin hedefi taklidî (duyma ve alışkanlığa dayalı) imanı, tahkikî (delillere, görerek ve yaşayarak anlanan köklü) imana çevirmektir. Bu yüzden okuma olayı, sadece bir konuyu öğrenmek değil, bir ruhi ve kalbi dönüşüm sürecidir.

Letâif-i İnsaniye: İnsan sadece akıldan ibaret bir varlık değildir kalp, ruh, sır, vicdan gibi derin manevi duygulara (letâiflere) sahiptir. Eserde bu iman hakikatlerinin sadece aklı doyuran birer bilgi olmadığı, aynı zamanda ruhun ve kalbin de kut ve nurları yani gıdası ve aydınlatıcısı olduğu belirtilir.

Özetle; bu metinleri okurken zihinsel bir analizin ötesine geçilmesi, kalbin ve ruhun da bu sürece dahil edilmesi gerektiği ifade edilir. Çünkü aktarılan hakikatler sadece zihni aydınlatmakla kalmaz, insanın tüm manevi dünyasını beslemeyi amaçlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 42
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...