Block title
Block content

Risale-i Nur'da medeniyet harikalarından, teknolojik gelişmelerden bahisler var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Harikalar asrındayız. Gün geçmiyor ki insanoğlu bir keşfiyatta bulunmasın. Tabi teknoloji ürünü olan bir çok şey de haliyle insanın sağlığını tehdit edebilmektedir. İnsanoğlu ifrat ve tefritten sıyrılıp vasata varmayıncaya kadar sıkıntılar onun yakasını bırakmayacaktır. Mesela; TV, bilgisyar insanların bu asırdaki en büyük keşfiyatlarından. Daha ileri boyutta keşiflerde söz konusu.

Bizler ihtiyaç nisbetinde bu beşeriyet harikalarını kullanmazsak hayatımız birçok yönden sıkıntıya girebilmektedir. Cep telefonu yine aynı risklerle insanı tehdit edebilmektedir. İşte ileride insanın keşfedebileceği şeyleri bu günden düşününce ve hakikaten tedbir alınmazsa, bunların yaydıkları virüse karşılık antivirürüsleri de oluşturulmazsa kıyamet artık bizleri bekliyor demektir.

Gerek Kur'an-ı Kerim'de, gerekse de Kur'an'ın ahirzamana bir yansıması olan Risale-i Nur eserlerinde, elbette bu tür keşfiyatlardan bahisler vardır. Nitekim Kur'an-ı Azimüşşan; "Yaş ve kuru ne varsa Kur'an'da vardır.", buyurulmakla bu hususa dikkatleri çekmektedir. Yine Risale-i Nurlarda yüzlerce keşfiyatta bulunmuş ve bunların bir çoğu gerçekleşmiştir. Mesela;

Bediüzzaman, Urfa ilimizden bahsederken, "Urfa taşıyla toprağıyla mübarektir." der. Bu ifadede ilk bakışta gaybî bir haber yoktur. Fakat GAP projesi neticesinde, bu ilimizin toprakları muazzam bir berekete kavuşmuştur.

Bediüzzaman'ın, 1939'da meydana gelen Erzincan depremiyle alakalı olarak değerlendirmeler yaparken, "Ramazan-ı Şerîfin teravih vaktinde..." ifadesi, 1992 depreminde anlaşılmıştır. Çünkü, 1939'daki deprem Ramazan'da ve teravih vaktinde değildir. 1992 depremi ise, Ramazan'ın teravih vaktine tevafuk etmiştir.

Sözler isimli eserinde, Bediüzzaman'ın bir temsil içinde yer alan şu ifadeleri, aya çıkılacağından ve ayın durumundan haber vermektedir: 

"Şimdi sen dahi ey katre içine giren hakîm feylesof! Senin katre-i fikrin dürbünüyle, felsefenin merdiveniyle ta Kamer'e (aya) kadar terakki ettin. Kamere girdin. Bak, kamer kendi zatında kesafetli, zulümatlıdır. Ne ziyası var, ne hayatı. Senin sa'yin beyhude, ilmin faidesiz gitti..." (1)

"Yirminci Söz'de Kur'ân'ın medeniyet harikalarından gaybî haber verdiğini beyan ederken, bir âyetin işareti olarak, kâfirler şimendiferle âlem-i İslâmı mağlûp ederler demişim. İslâmı bu hârikalara teşvik ettiğim halde..." (2)

Yirminci Söz, tamamiyle peygamberlerin mucizelerinden ve asrımızda olabilecek açılımlardan bahsedilmektedir. Mesela, Hz. İsa (as) Cenab-ı Hakk'ın izniyle ve emriyle ölüleri diriltiyordu. İşte bu asırda da tıp o kadar revaca çıkıp tekamül etmiş ki ölüme muvakkat yani geçici bir hayat renginin giydirilebileceği müjdesini vermektedir.

Muhakemat eserinde de Avrupa'lıların medeniyet noktasından epeyce merhale kat'ettiklerini ifade sadedinde; Müslümanlar bu terakkiyatları alarak onların ulaştıkları noktadan başlayıp, onların geçileceğini ifade etmiştir. Tabi eğer muvaffakiyet yoldaşımız olursa .

Sonuç olarak, açık bir şekilde Risale-i Nur eserleri ve Bediüzzaman Hazretleri ahir zamanda keşfedilecek robotları ifade etmeseler de bazı ipuçları bunların ileri de keşfedilip insanlar tarafından kullanılacağını bize haber vermektedir. Bunların faydalarıyla beraber zararlarıda olacaktır. Şimdiden Kur'an ve hadisin kisvesine, manevi elbisesine sarılırsak, inşaallah muhafaza olunacağız...

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.
(2) bk. Şualar, On İkinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...