Risale-i Nurlarda cinlerin insanlara zarar verebileceklerinden ve korunma yollarından bahsediliyor mu, genel bilgi verir misiniz?

Risale-i Nurlarda cinlerin insanlara zarar verebileceklerinden ve korunma yollarından bahsediliyor mu, genel bilgi verir misiniz?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurların cinler ile ilgili muhtelif beyanlarını ve bunların kısaca izahlarını takdim edelim:

"Cin ve şeytanın casusları, semavat haberlerine kulak hırsızlığı yapıp, gaybi haberleri getirerek, kâhinler ve maddiyyunlar ve bazı ispritizmacılar gibi gaipten haber vermelerini, nüzul-ü vahyin bidayetinde, vahye bir şüphe getirmemek için onların o daimî casusluğu o zaman daha ziyade şahaplarla recim ve men edildiğine dair olan mezkûr ayetler münasebetiyle, gayet mühim üç başlı bir suale muhtasar bir cevaptır." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Yirmi Sekizinci Nükte)

Sema dairesinden kulak hırsızlığı yapanlar, cinlerin serli ve şeytanlaşmış kısmıdır.

Cinler bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pek çok şer ve isyan yapabildikleri gibi "peygamberlerin ve semavi kitapların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber, terakki edip yüksek kemalatlara çıkabilen mahlukturlar. İnsanlar gibi dinin kendilerine dönük emirlerini yapmakla ve yasaklarından kaçınmakla yükümlüdürler. Kıyamet ve haşirden sonra cinlerden de dünya imtihanını kazananlar cennete, kaybedenler cehenneme girecektir.

Kâinat ve içindeki bütün varlıklar hakkında, en birinci söz söyleme hakkı; onların yaratıcısı ve mâliki olan Allah’a aittir... Çünkü "Yapan bilir, öyleyse bilen konuşur." bir kaidedir. Cinlerin varlığını da, evvelâ; Kur'an-ı Kerim'den öğreniyoruz. Ayrıca Peygamberimiz Resul-ü Ekrem (asm)'den gelen sahih rivayetler ve ashabının cinleri görmesi ve görüşmesi hadiseleri de pek çoktur.

Cinlerin pek çok cinsleri vardır. Bunlar latif yaratıklar oldukları için gaybi haberler getirmekte kullanılabilirler. Fakat Hazret-i Peygamber (asm)'den sonra cinlerin gaybi âlemden haber hırsızlamaları Cenab-ı Hak tarafından menedilmiştir. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.

"İşte, beşerin, sanat ve fennin imtizacından süzülen, maddi ve manevi fevkalade hassasiyetinden tezahür eden ispritizma gibi celb-i ervah ve cinlerle muhabereyi, şu ayet en nihayet hududunu çiziyor ve en faydalı suretlerini tayin ediyor ve ona yolu dahi açıyor. Fakat şimdiki gibi, bazen kendine emvat namını veren cinlere ve şeytanlara ve ervah-ı habiseye musahhar ve maskara olup oyuncak olmak değil, belki tılsımat-ı Kur'âniye ile onları teshir etmektir, şerlerinden kurtulmaktır." (Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam)

Emvat, kelime olarak ölüler, meyyitler manasına geliyor ki, buradaki ıstılahi manası, ölen insanların kötü ve habis ruhları demektir. Yaşayan insanlar bu habis ve kötü ruhlar ile iletişim kurabiliyor. Yani bir takım makbul olmayan insanlar yine makbul olmayan ölmüş insanların kötü ruhları ile irtibat kurmaya çalışıyorlar ki, buna eski adı ile celb-i ervah, yeni adı ile ruh çağırma deniliyor.

Emvat, ölmüş gitmiş insanların kötü ve habis ruhları manasına gelse de bazen cinler de bu ölmüş insanların ruhları kılığına girip, o çağıran insanları aldatabiliyorlar. Bu sebeple emvatın kapsamına hain ve aldatıcı cinler de girebilirler.

"Hem kâhinler gibi, 'hatif' denilen, şahsı görünmeyen ve sesi işitilen cinnîler, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın geleceğini mükerreren haber vermişler." (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup)

Hatif: Gayıptan haber veren cinnî demektir. Kelime olarak sesi işitilen ve kendisi görülmeyen, seslenici, ses verici, çağırıcı manalarına da geliyor. Hatif, cinlerden bir türdür, melek değildir. Cinlerin kahinleri kısmındandır. Nasıl insanlar içinde medyumlar ve kahinler varsa, cinlerin medyum ve kâhinlerine de “hatif” deniliyor.

"Cinler genellikle tek başına kalan ve bünyesi uygun olan, vücudunda açık menfez bulunan insanları korkuturlar. İnsanlara ürperti, vesvese, heyecan, asabiyet, telaş gibi hisler verirler. Asr-ı saadette cinler maddi olarak da saldırı yapabiliyordu. Hz. Ali (r.a.) Celcelutiye'de kendine hüddam olan ifritler vasıtasıyla, namaz kılarken kafir cinlerin veya düşmanlarının taarruzundan korunuyordu. Veya Hz. Peygamber, beyt-ül mal'dan hırsızlık yapan bir cini direğe bağlıyordu. Günümüzde böyle maddi görüntü ile karşımıza çıkmıyorlar. Asr-ı saadette meydana gelen hadiseleri ve rivayetleri iyi anlamalı, iyi tabir etmeliyiz. Yoksa bir çok konuda yanılabilir, hatalı bilgilere sahip oluruz..." (bk. Kendisine büyü yapılıp cin musallat olan kişi, bunlardan nasıl kurtulabilir?)

Konuyla ilgili Üstad'ın mektubunu okumak için tıklayınız:

- Emirdağ Lahikası-II, 94. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...