Risale-i Nur'u hiç anlamadan okuyan biri, imanla kabre girebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Başta Kur'an olarak bütün manevi ilimleri anlatan eserler, insanın evvela ruhuna ve kalbine nurlar verir. Akıl ise bu ruh ve kalbe gelen nurların ilmi bir şekilde akışını temin eder. Dolayısıyla bir şeyi bilmekten ziyade anlamak esas olmalıdır. Yani ilmi olarak bilip uygulamamak mahbul bir yol değildir. Fakat aklen anlatamasa da bunu ruhu ve kalbiyle anlamış bir kişi, bu malumatı fiile ve amale dönüştürebilir.

Dolayısıyla Risaleleri aşk ve şevkle okuyan birisi -velev ki manayı ilmen anlamasa da- kalben ve ruhen kavramış olduğu kanaatindeyiz. İlmihal yazacak kadar ilme sahip olup da namaz kılamayan nice kişiler vardır. Bununla birlikte sadece gördüğü şekilde namaz kılıp bir ilmihali bile okumamış nice kişiler var ki, aşk, şevk ve huşu ile namaz kıldıklarını biliyoruz. Üstad'ımız Adilcevazlı Kürd Bekir Ağabey için şu ifadeyi kullanır:

"Ümmî, fakat allâmelerin işini gören ve esrâr-ı Kur’âniyeye karşı Isparta’nın intibahına sebep olan, âhiret kardeşim Âdilcevazlı Bekir Ağanın Sözler hakkındaki ihtisâsâtıdır." (bk. Barla Lahikası, 54. Mektup: İkinci Zeyl)

Evet, Risale-i Nur'u tam olarak anlamadan okumak, faydalıdır. Çünkü bu eserler, manevi bir tefsirdir. Ayetlerin anlamını bilmeden okunduğunda bile sevap kazandırdığı gibi, Risale-i Nur'un okunması da okuyana bir feyiz ve nuraniyet katar. Kelimelerin ve cümlelerin taşıdığı manevi güç, kalbe bir huzur ve iman kuvveti aşılar. Risale-i Nurun bu manevi feyzi, okuyanın Kur'an'a ve imana olan bağını güçlendirir.

Ancak, anlamadan okumak, Risale-i Nur'un asıl maksadı olan iman davasından uzak kalmaya da vesile olabilir. Bu eserler, insanı tahkiki imana yani delillere dayalı, kuvvetli bir imana ulaştırmak için yazılmıştır. Yüzeysel bir okuma, bu derinliğe ulaşmayı engeller. Yani kendimizi anlamamaya değil anlamaya odaklamamız gerekir. Bu sayede imanımız güçlenir, sağlamlaşır ve tahkiki bir şekle dönüşür.

Risale-i Nur'un ana özelliklerinden birisi de tefekkürdür. Tefekkür ise anlama ve akletme üzerine kurulmuştur. Bu sebeple sürekli bir şekilde Risale-i Nur'u anlamadan vird ve zikir gibi okumak doğru bir yaklaşım olmaz. Anlamak için sürekli çaba ve gayret içinde olmamız kendimizi sürekli bu hususta geliştirmemiz gerekir.

Risale-i Nur'un temel amacı tahkiki iman yani araştırarak, akıl yürüterek elde edilen bir iman seviyesidir. Bu nedenle, onu sadece bir dua veya zikir gibi, anlamını düşünmeden okumak, eserlerin asıl ruhuna uygun bir yaklaşım değildir. Ama birden bütün derinliğini ve inceliklerini kavramak ta mümkün değildir. Bu biraz gayret biraz çaba biraz emek ister sabır ve metanetle bunu idame ettirmek gerekiyor.

Risale-i Nur'u okurken sürekli olarak anlamak ve akletmek için gayret göstermek şarttır. Anlamadığımız bir yer olduğunda araştırmak, farklı kaynaklara başvurmak, üzerine düşünmek ve hatta bilen birine sormak, Risale-i Nur'dan en yüksek faydayı elde etmenin yollarıdır. Risale-i Nur, pasif bir okuma eylemi değil, aktif bir manevi ilim ve düşünce yolculuğudur. Bu sebeple, sadece okumak değil, aynı zamanda anlamak için çaba sarf etmek esastır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 407
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...