Risale-i Nur'u hiç feyiz almadan okuyan biri, imanla kabre girebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'u sadece okumak dahi, imanla kabre girmeye engel teşkil etmez. Zira eserin temel amacı, imanı güçlendirmek, Kur'an ve sünnetin hakikatlerini akla ve kalbe nakşetmektir. Bu nedenle, okuyucunun sadece metinle meşgul olması dahi, iman hakikatlerinin bilincini tazeleyebilir ve kalbinde bir iz bırakabilir.

"Feyiz"den kastettiğiniz şey sadece manevi lezzet alma, rahatlama, kalbin huzur bulma hali ise bu önemli değildir. Önemli olan Risale-i Nur'un imana dair hakikatlerini anlamak, hazmetmek ve kalbe ve diğer latifelere nakşetmektir. Bu durumda iman sağlam hale geldiği için inşallah imanla kabre girmeye vesiledir.

Risale-i Nur mesleğinde tarikat ve tasavvufta olduğu gibi ezvak, mevacid, keramet ve feyiz halleri yoktur. Risale-i Nur doğrudan iman hakikatlerinin izah ve ispatı ile kısa ve kolay yoldan tahkiki imana erişme yoludur. Biz okumalarımızı yaparken bu şuur ve bu niyet ile yapmalı, elimizden geldiği kadar hakikatleri hazmetme yoluna gitmeliyiz.

Risale-i Nur'un asıl amacı, imanı akıl ve mantık yoluyla kuvvetlendirerek şüphelerden arındırmak ve tahkiki iman seviyesine ulaştırmaktır. Bu yol, duygusal coşkulardan ve manevi lezzetlerden ziyade, Kur'an hakikatlerinin derinlemesine anlaşılmasına ve kalbe yerleşmesine dayanır.

Bu nedenle, Risale-i Nur'dan feyiz almak, bir nevi ruhsal rahatlama arayışından çok, imanın hakikatlerini hazmetme, anlamlandırma ve hayatın bir parçası haline getirme süreci olarak değerlendirilmelidir. Bu şuurla yapılan okumalar, kişinin imanını sağlamlaştırarak, Allah'ın izniyle imanla ahirete göçmeye vesile olur.

Taklidi İman: Çevreden duyulan, sorgulanmadan kabul edilen, delilsiz ve zayıf bir imandır. Sarsıntılara ve şüphelere karşı direnci düşüktür.

Tahkiki İman: İmanın hakikatlerinin akli ve kalbi delillerle ispatlandığı, derinlemesine anlaşıldığı ve kişinin kendi muhakemesiyle elde ettiği sağlam imandır. Sarsılmaz ve güçlüdür.

Risale-i Nur'un hedefi de tam olarak budur: Taklidi imanı, tahkiki imana yükseltmek ve böylece imanımızı daha güvenli bir limana taşımak. Bu, hissi hâllerden çok daha kalıcı ve değerli bir neticedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 312
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Teorik olarak haklısınız fakat pratikte istifaza boyutu olmayan istifadenin idamesi ne denli imkân dahilinde? Anladıktan sonra imanın tecdidi için gerekli potansiyel, daha çok feyzde saklı olsa gerek. Siz de kalbe yerleşme ifadesini istimal ediyorsunuz ki, bu da ruhsal derinlik ve remiz gibi alt tabaka manaları iktiza ediyor. Şu var ki, başlangıç olarak akıl harici unsurlar su-i istimale sebep verebilir. Telvihat-ı Tis'a da geçtiği üzere, ehil olmayan veya art niyetli kişilerin din üzerinden nema temin etmelerini önlüyor bizim mesleğimiz. Mehmet Feyzi abi de, gündüz hafi tilavet nedenini maişet çabası olarak tanımlar. Gün içinde takvadan ziyade fetva yönlü hareket, dünyevi işleyişin parçası kaçınılmaz olarak. Dokunaklı ayetlere takılarak iş performansı hasar görebilir. Akıl tamamlandıktan sonra başka latifelere geçmemek ise, aklı da riske atmak vartasını taşıyor

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...