Şefkat kahramanlığının, dünya ve ahiret hayatında nasıl faydası olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şefkat, insanı Allah’a yakınlaştıran en mühim bir vesiledir.

Şefkat halistir, karşılık istemez ve menfaat beklemez. Şefkat geniştir. Bir zat şefkat ettiği evladından dolayı bütün yavrulara şefkat gösterir. Hatta bir köpeğin kendi yavrularını emzirirken, kedi yavrularını da emzirdiğini çok görmüşüzdür.

Bu yüzden şefkat, muhabbetten daha yüksek, daha keskin, daha selametlidir; doğrudan Cenab-ı Allah'ın Rahîm ismine isal eder.

İnsan bu şefkat madenini Allah yolunda iyi işleyebilirse, hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında âli bir makama erişebilir. Birçok hadis-i şerifte; "Şefkatli olmayana şefkat edilmez" buyuruluyor. Bir insan, şefkatte ne kadar ilerlerse, Allah’ın şefkatini de o derece kendisine celp eder. Allah’ın rahmetini kendine celbeden insan, hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında mesut ve bahtiyar olur. Mesela, insanlara karşı yumuşak ve şefkatli olan birisini her insan sever ve sayar; ona karşı kendinde fıtrî bir saygı ve meyil hisseder. Bu dünya açısından böyle olduğu gibi, ahiret açısından da aynıdır. Yani, ömründe şefkat ve hilmi esas almış birisine Allah ahirette şefkat ve hilmi ile muamele eder.

Şu ayet de bu hakikati gayet güzel bir şekilde ifade etmektedir:

"İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et. Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever." (Al’i İmran, 3/159)

Allah’ın rızası her şeyin üstündedir. Şefkat ise, O’nun rızasına götürecek en kısa ve en salim yoldur. Hem şefkat, Risale-i Nurların bir rüknü ve esasıdır. Rahim ve Hakîm isimlerine mazhar olan Bediüzzaman Hazretleri; her türlü menfi cereyanların, imansızlığın ve sefahet ateşinin her tarafı kasıp kavurduğu bu “helaket ve felaket asrının” acısını kalbinin en derininde hissetmiş, bütün vaktini iman ve Kur’an hizmetine vakfetmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum.” (Tarihçe-i Hayat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...