Dokuzuncu İşaret

İçerikler


  1. "Hakaik-i Kur’âniyenin komşuluğunda ve yakınında olan Medine münafıklarının dalâlette ısrarları ve hidayete girmemeleri..." Ebu Talip, Ebu Leheb, Ebu Cehil gibiler, adem-i kabul mü yoksa kabul-ü adem sınıfına mı giriyorlar?

  2. "Hâlık-ı Zülcelâl, kâinatta ezdâdı birbirine mezc edip, birbirine mukabil getirip ve birbirine mütecaviz ve müdafi bir vaziyet verip,.." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  3. "Hizbullah olan ehl-i hidayet, o kadar inâyet ve rahmet-i İlâhiye ve imdad-ı Sübhâniyeye mazhar oldukları halde, neden çok defa, hizbüşşeytan olan ehl-i dalâlete mağlûp olmuşlar?" On Üçüncü Lem'a'nın Dokuzuncu İşareti'ni açıklar mısınız?

  4. "Hem âkıbeti görmeyen ve hazır zevke müptelâ olan insandaki nebâtî ve hayvânî kuvvelerin tatmini, telezzüzü, hürriyeti vardır ki, akıl ve kalb gibi letâif-i insaniyeyi insaniyetkârâne ve âkıbet-endişâne olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar." İzahı?

  5. "Hem tecavüz var ki, az bir amel ile çoklarına zarar verip ihafa noktasından ve firavuniyyet cihetinden onlara bir makam kazandırır." cümlesini izah eder misiniz?

  6. "Hem tecavüz var ki, az bir amel ile çoklarına zarar verip, ihâfe noktasında ve firavuniyet cihetinden onlara bir makam kazandırır." Buradaki "ihafe" noktasını izah eder misiniz?

  7. "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın meslek-i kudsîsi, hem vücudî, hem sübutî, hem tamir hem hareket hem hududda istikamet hem âkıbeti düşünmek..." Kısaca izah eder misiniz; "hududda istikamet" ne demektir?

  8. "Ve gayet zaaf ve aczde olan dalâlet ehli, mânen gayet kuvvetli olan ehl-i hakka muvakkaten galip oluyorlar ve mukavemet ediyorlar." Ehli hidayete mukavemet etmek için ehli dalalete verilen bazı cihazatlar nelerdir?

  9. "Eğer Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayat-ı içtimaiye ve şahsiyesinde daima harikulâdelere ve mucizelere istinad etseydi, o vakit imam-ı mutlak ve rehber-i ekber olamazdı." bedenen daha çok işkence çekmiş olanlara nasıl imam ve rehber olabilir?

  10. "Hakîm-i Zülkemâlin kavânin-i meşietine itaate alışsınlar ve desâtir-i hikmetine tevfik-i hareket etsinler." Burada neden "Hakim-i Zülkemal" ismi zikredilmiş ve ardından yine "desatir-i hikmet" denilip "hikmet" üzerinde durulmuş?

Yükleniyor...