"Hâlık-ı Zülcelâl, kâinatta ezdâdı birbirine mezc edip, birbirine mukabil getirip ve birbirine mütecaviz ve müdafi bir vaziyet verip,.." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta, "Her şey zıddı ile bilinir." ifadesi önemli bir kaidedir. Bu sebeple kainatta nispi bir çok hatlar çizilmiş ki, kemalat ve güzellikler bütün derece ve mertebeleri ile bilinip anlaşılsın. Mesela, sıcağın bir mertebesi varken, zıddı olan soğuk, müdahale edince binlerce derecesi açığa çıkıyor. Işığın değer ve makamı karanlığın müdahalesi ile anlaşılıyor, beyaz siyah ile biliniyor vs...

Şayet bu zıtlar olmasa idi, bu gibi kemal ve güzelliklerin kıymet ve mertebeleri anlaşılamayacaktı. Gözümüz önünde durduğu halde, fark edemeyecektik ve bilemeyecektik. Göz önünde durması onun bilinmemesine perde olacaktı. Balıkların sürekli suyun içinde durmasından suyu fark edememesi gibi, biz de sürekli ve şiddetli zuhur ve deliller içinde olmamamızdan dolayı, bu delil ve zahir olma halini tam manası ile fark edemiyoruz.

Mesela, hava sürekli ve aralıksız içimizde olmasından dolayı, çoğu zaman havayı fark etmeyiz. Bu bir çeşit havanın şiddetli ve kesintisiz bir şekilde bizi sarmalamasından gelen bir haldir. Kesik ve sönük gelse idi onu fark etmemiz kolay olacaktı. Nitekim havasız kaldığımız zaman çabukça kıymetini anlıyoruz.

Aynı şekilde iman, müminin içinde hava gibi sürekli durduğu için, onu fark edip kendi kendine kıyaslayamıyor. Bu iman nimetini ve sair ikram ve ihsanlarını mümin kullarına bildirmek ve fark ettirmek için, Allah, kafirleri bir kıyas ve zıt olarak karşılarına dikmiş ve rakip yapmıştır. Nasıl sıcak soğuk ile ışık karanlık ile biliniyor, Allah’ın ihsan ve ikram ettiği iman ve nimetler de küfür ve kafirin nispeti ile biliniyor. Küfür ve kafir olmasa, bir çok nimetlerin kıymet ve mertebesi anlaşılmazdı.

Yine insan varlığın kıymet ve değerini ancak yokluğu tasavvur etmekle idrak eder. Yani Allah kainatta varlığın zıddı olan adem manasını nispi bir şekilde tasarlamamış olsa idi insanlar düşünce ve tasavvur noktasından da varlığı bilemeyecekti ve kıyas yapıp varlığın kıymet ve değerini tam ihata edemeyecekti. Mutlak manada yokluk diye bir şey olmadığı için, insan ancak nispi yokluklar ile varlığın kıymetini ve mertebelerini hissediyor.

Nispi yokluk, insanın bir halde iken başka hallerden mahrum olması şeklinde izah edilebilir. Mesela, ölümle bir insanın diğer aleme gitmesi, bu dünyadan yok olmasıdır. Gurbete giden bir adam için sıla yokluk hükmündedir, onunla sıladaki varlık nimetlerini hisseder... Misalleri çoğaltabiliriz.

Soğuk nasıl sıcağın çok mertebelerini ihsas ettiriyor ise, bu alemdeki nispi ve itibari yokluklar da varlık nimetinin mertebelerini ihsas ettirir. İlle de hakiki bir manada yokluğun olması gerekmez. Zaten hakiki manada yokluk diye de bir şey yoktur. Allah varken yokluk diye bir şeyin olması mümkün değildir. Bu mevcudat, maddi vücutlarını çıkarsalar bile bir çok farklı varlık formatına girebilirler.

Nefis ve şeytan olmasa idi, kalp ve ruh terakki etmezdi. Atmaca kuşu serçeye musallat edilmese, serçe kuşu manevra kabiliyetini geliştiremezdi. Şer ve çirkinlikler olmasa, hayır ve güzelliklerin değer ve kıymeti tam anlaşılmaz, hadsiz derece ve makamları bilenemezdi. İşte bu sebeple Allah zıtları birbiri ile çarpıştırıp karşı karşıya getiriyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

isahalim

Yukarıdaki izahınız çok güzel, ancak Üstad bu Dokuzuncu İşaret'in başında, celali ve cemali isimlerin tecellilerinin bu zıtlıkları ve dolayısıyla mücadele kanununu doğurduğunu söylüyor, diye anlıyorum... Celali ve cemali tecelliler neden mücadele etmek zorundadır, hangi özelliklerinden dolayı? Birbirine zıt celali ve cemali tecelli örneği ya da örnekleri verebilir misiniz? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Celal sıfatı kahretmek, cezalandırmak, haşmet ve kibriya anlamlarına işaret ederken cemal sıfatı ise bağışlamak, affetmek, tevazu ve tenezzül ile en hakir mahlukunu muhatap almayı gerektiriyor. Doğal olarak her iki sıfatın tecellileri arasında bir zıtlık oluşuyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...