İkinci Sual

İçerikler


  1. Birinci Mektub'ta mealen, “Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir.” denmiş. Halbuki ayetin sarih mânasında "hem bir nimettir" kısmı görülmüyor; bu mâna nasıl çıkarılmış, izah eder misiniz?

  2. "Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir." İzah eder misiniz?

  3. "Nasıl ki, hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdirledir. Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir." Buradaki "tedbir" ifadesinden ne anlamamız gerekiyor?

  4. "Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye..." Bu cümleyi devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  5. "Çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü..." Çekirdek ve tohumlar çürümeden de sümbül verebiliyor, nasıl anlayabiliriz?

  6. "Meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayatı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan... Mevt dahi hayat gibi mahlûktur, hem bir nimettir." cümlesini nasıl anlamalıyız? Tahvil-i vücut ile anlatılmak istenen nedir?

  7. "Yer altına giren bir insan da âlem-i berzahta elbette bir hayat-ı bâkiye sünbülü verecektir..." İnsanın ahirette sümbül vermesini nasıl anlamalıyız?

  8. "Nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir..." Bu cümlede intihara sevkeden belalara müptela olanlar kimlerdir, onlar için intihar caiz mi?

Yükleniyor...