Block title
Block content

Birinci Makam, Giriş

İçerikler

  1. "Şu acib âlemin elbette bir müdebbiri ve şu muntazam memleketin bir mâliki, şu mükemmel şehrin bir sahibi, şu musannâ sarayın bir ustası vardır. Biz çalışmalıyız, Onu tanımalıyız." Buradan, peygamber gönderilemese dahi insanların Allah’ı bilmesi gerektiği gibi bir mana anlaşılabilir mi?

  2. "... Çünkü, anlaşılıyor ki, bizi buraya getiren odur." Temsildeki adamlar bunu nasıl anlıyorlar?

  3. "Bir kısım mahlûklar var; bir tarz ile konuşuyorlar, fakat bunlar onların dillerini bilmiyorlar." Bu mahluklar, konuşma tarzları nelerdir, dilleri neden bilinmiyor?

  4. "Öyle bir âlem ki, kemâl-i intizamından bir memleket hükmünde, belki bir şehir hükmünde, belki bir saray hükmündedir." Buradaki memleket, şehir ve saray alemleri neyi ifade ediyor, açıklar mısınız?

  5. "Bir zaman iki adam bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında kendilerinden geçtiler..." Soruda geçen iki adamın havuzda yıkanmalarının hakikatle bir irtibatı var mıdır? Yoksa sadece bir temsil midir?

  6. Yirmi İkinci Söz, Birinci Makam'a konu olan âyet-i kerîmeler hakkında bilgi alabilir miyiz?

  7. "Bir zaman iki adam bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında kendilerinden geçtiler. Gözlerini açtıkları vakit gördüler ki, acip bir âleme götürülmüşler." Buradaki havuz, saray, memleket ve şehir ibarelerini açıklar mısınız?

  8. "Ben bütün rahatımı, keyfimi, onu düşünmemekte görüyorum. Hem böyle aklıma sığışmayan şeylerle uğraşmayacağım. Bütün bu işler, tesadüfî ve karma karışık işlerdir; kendi kendine dönüyor." Buradaki "akla sığışmama" meselesini izah eder misiniz?

  9. "Senin bu temerrüdün beni de belki çoklarını da belâya atacaktır. Bir edepsizin yüzünden, bâzan olur ki, bir memleket harab olur." İnat ve temerrüdün çoklarını belaya atması ve memleketin harap olması ne anlama gelmektedir?

  10. Hikâyedeki inanan ve inanmayan şahıslar kimleri temsil ediyorlar?

Yükleniyor...