Block title
Block content

"Tevessül", "gavslık", "gizli vahiy" gibi konularda gelen itirazlara nasıl cevap verebiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam dininde "tevessül", yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir.

Mesela; "Allah’ım, Kâbe hakkı için beni affet." demek, "Peygamber hürmetine bana yardım et.", "İmam Rabbani Hazretlerinin vesilesi ile beni şu musibetten kurtar." demekte İslam alimlerince hiçbir sakınca görülmemiştir. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehlibidat ve ateş olan Vehhabilik mezhebidir ki; sapkın ve Ehl-i sünnetin dışında olan bir mezheptir.

Vesileleri vesilelikten çıkarıp, bizzat vesilelerden istemek şirk olur.

Mesela; "Ey Kâbe bana şunu ver.", "Ey Peygamber beni affet.", "Ey filanca, benim başımdan şu musibeti al." demek şirktir. İkisini birbirbiri ile karıştırmamak gerekir.

Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caizken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.

Vesile edilen şey Allah ile kul arasında kesif bir perde olup Allah’tan istemeyi engelliyor ise, bu vesile şirk unsuru oluyor. Yok vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup Allah’tan istemek manasına kuvvet veriyor ise bu makbul ve caizdir. İşte Vehhabi zihniyeti bu hakikati kavramadığı için tevessülü şirk olarak kabul ediyor.

Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğuna dair ayet ve hadisler şöyle geçiyor: 

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)

“Onların yalvardıkları da Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.” (İsra, 17/57)

Hz. Enes anlatıyor:

Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:

“Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı...(1)

İmam Ahmed ve Trimizî’nin bildirdiğine göre, gözünden muzdarip olan a’ma bir adam Hz. Peygamber (a.s.m)’e gelerek kendisi için dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (a.s.m), ona:

"İstersen senin için bunu tehir edeyim ki, ahiretin için hayırlı olur." (Tirmizî’de: istersen sabredersin) istersen sana dua edeceğim.” dedi.

Adam, dua etmesini isteyince, Hz. Peygamber (a.s.m), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekat namaz kılmasını ve ardından da şöyle dua etmesini emretti: 

“Allah’ım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesile kılarak senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için seninle / seni vesile ederek, Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! Onun hakkımdaki  şefaatini kabul buyur!”(2)

Adam -gidip söylenenleri yaptı- dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı.(3)

Ayrıca Ehl-i sünnet alimlerinin hiçbirisi vesileyi inkar etmemişler, bilakis kabul edip teşvik etmişlerdir. Risale-i Nurları ve makbul evliyaları vesile yaparak dua etmekte ve onun hürmetine Allah’tan bir şey talep etmekte herhangi bir sakınca yoktur.

Bizim ölçümüz ve mihengimiz ehlisünnet vel cemaattir, bu ölçü ve mihenge uymayan bütün görüşleri reddederiz. İbn-i Teymiye’nin ehlisünnete uymayan birçok görüşleri vardır, bu görüşleri kabul etmek doğru olmaz. Ama bütünü ile de inkar ve tekfir caiz değildir. Zira ne kadar ifrat ve yanlış görüşleri olsa da İslam dairesi içindedir. İslam dairesi içinde olan bir alimi de bütünü ile inkar ve tekfir etmek yanlış olur.

Günümüzde bu İbni Teymiye ve İbni Kayyım el-Cevzî gibi alimlerden etkilenen ve onun ifrat görüşleri ile hareket eden düşence akımları da vardır. Bunların başında Vehhabilik akımı gelir ki; bunların en ziyade öne çıkardıkları fikirler, tasavvuf mesleğini bütünü ile inkar ve tevessülü yani makbul zatları vesile ederek dua etmeyi şirk saymalarıdır.

Dipnotlar:

(1) bk. Buharî, İstiska, 3.
(2) bk. Tirmizi, Daavat, 119, Müsned, IV/138.
(3) bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

sami
"Yâ Şeyh! Sana bir fatiha, sen benim bu şeyimi buldur"
Mesela, ben bir şeyimi kaybetsen bir arkadaşıma desem ki eğer sen bu şeyimi buldurursan sana dua edeceğim. Bu şirk olur mu? Eğer bu şirkse dünyada müşrik olmayan kimse kalmaz.
Peki Üstadın Abdulkadir Geylani k.s. hazretlerinden bir şey istemesi niye şirki olsun? Ee efendim o vefat etmiş! İster vefat etmiş olsun ister hayatta olsun hiç kimsenin bu kainatta hakiki tesiri yoktur. Bulduran yapan eden yanlız Allah'tır. Dolayısıyla canlı yada vefat etmiş tesir noktasında aynıdır. Üstelik Abdulkadir Geylani k.s. hazretleri vefatında aynı hayattaymış gibi tasarrufu devam etmektedir. Hz. Hamza vefatından sonra kendisinden yardım istenildiğinde çok defa gelip yardım ettiği çok rivayetlerde gelmiş.
Dolayısıyla Canlıdan yardım istemekle vefat etmişten istemek arasında bir fark yoktur. Fakat siz Allahtan başka güç sahibi olarak tasavvur edip yardım isterseniz o zaman değil ölüden istemek canlıdan istemek dahi şirk olur. Evet bir kimse suyu Allah değil de karşımdaki bana ihsan ediyor itikadıyla bir bardak su istese müşrik olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...