"Eğer esbab-ı zahiriye bir ayine hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhid-i hakikiye münafi olur." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkincisi: Şu asırda maddi fikir galebe çalmış. Esbâb-ı zahiriye, hakiki telâkkî ediliyor. İnsanlar esbaba yapışıyor. Eğer esbab-ı zahiriye bir ayna hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhîd-i hakikiye münâfi olur. İşte, şu gafil maddi asırdaki insanlar, mütedeyyin de olsa, esbâba fazla sarılmalarına hikmet-i şer'iye müsaade etmiyor. İşte buna binâen, evliyânın ve eâzım-ı İslâmiyenin türbelerine birer mukaddes ziyâretgâh nazarıyla bakmak, o hikmet-i şer'iyeye şu zamanda pek muvafık düşmediğinden, kader-i İlâhî onu tâdil etmek istedi ki, bunları musallat etti." (Mektubat, 28. Mektup, Altıncı Risâle Olan Altıncı Mesele.)

Dualarda evliyaların vesile edilmesi, Allah’a yaklaşmada sadece bir sebeptir. Hakiki manada dualara cevap veren ve kabul eden sadece ve sadece Allah’tır. Bu yüzden türbeleri ve evliya mezarlarını duaların kabul edildiği hakiki bir merci bilmek ve o nazarla bakmak doğru değildir. Yani “Ya Geylani, bana şunu ver.” demek şirktir; doğrusu “Allah’ım, şu makbul ve mübarek kulun Geylani hatırına bana şunu ver.” demek gerekir ki, buna tevessül deniliyor ve Ehl-i sünnet bunu caiz görmüştür. Vehhabiler ifrat ederek tevessülü şirk sayıyorlar.

Şuurlu bir Müslüman vasıta ile gayeyi birbirine karıştırmayacak derecede iman salabetine sahiptir.

Bu asırda insanlar maddi ve manevi sebeplere aşırı bir tesir atfettiği için, Allah’ın vermiş olduğu manevi cevapları ve hediyeleri, evliyalardan ve türbelerden biliyorlar. “Eğer esbab-ı zahiriye bir ayna hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhîd-i hakikiye münâfi olur... " ifadesi de bu inceliğe işaret ediyor.

Bu bakımdan, kabirleri ve türbeleri tapınılacak bir yer veya bir menfaat kapısı hâline getirmek İslam dinine aykırıdır. Birkaç kendini bilmezin cehaletini ve suistimalini bahane ederek bütün ehl-i imanı aynı kefeye koymak doğru bir yaklaşım tarzı değildir.

Nasıl ki arı bala, inek süte, tavuk yumurtaya ve ağaç meyveye birer sebep ise, hidayet, iman, güzel ahlak gibi manevi nimetler de Allah’ın bir ikramı, ihsanı ve hediyesidir; evliya ve âlimler bunlara sadece vesiledirler. Balı arıdan, sütü inekten bilmek nasıl şirk ise, hidayet ve imanı da evliya ve âlimden bilmek aynı şekilde şirktir.

Sebep sebeplikten çıkıp nimetin hakiki kaynağı ve mercii hâline getirilir, yani ilah yerine konulursa, bunun İslam dini ile bağdaşması mümkün değildir.

Allah, avam ve cahil insanların bu tür ifrata varan yanlışlarını düzeltmek için, onların karşısına yine ifrat eden Vehhabilik cereyanını musallat etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.239
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...