"Eğer esbâb-ı zâhiriye bir âyine hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhîd-i hakîkiye münâfi olur." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkincisi: Şu asırda maddî fikir galebe çalmış. Esbâb-ı zâhiriye, hakîki telâkkî ediliyor. İnsanlar esbâba yapışıyor. Eğer esbâb-ı zâhiriye bir ayna hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhîd-i hakîkiye münâfi olur. İşte, şu gafil maddî asırdaki insanlar, mütedeyyin de olsa, esbâba fazla sarılmalarına hikmet-i şer'iye müsaade etmiyor. İşte buna binâen, evliyânın ve eâzım-ı İslâmiyenin türbelerine birer mukaddes ziyâretgâh nazarıyla bakmak, o hikmet-i şer'iyeye şu zamanda pek muvafık düşmediğinden, kader-i İlâhî onu tâdil etmek istedi ki, bunları musallat etti."(1)

Dualarda evliyaların vesile edilmesi, Allah’a yaklaşmada sadece bir sebeptir. Hakikî mânada dualara cevap veren ve kabul eden sadece ve sadece Allah’tır. Bu yüzden türbeleri ve evliya mezarlarını duaların kabul edildiği hakiki bir merci bilmek ve o nazarla bakmak doğru değildir. Yani “Ya Geylani, bana şunu ver” demek şirktir; doğrusu “Allah’ım, şu makbul ve mübarek kulun Geylani hatırına bana şunu ver” demek gerekir ki, buna tevessül deniliyor ve Ehl-i sünnet bunu caiz görmüştür. Vehhabiler ifrat ederek tevessülü şirk sayıyorlar.

Şuurlu bir Müslüman vasıta ile gayeyi birbirine karıştırmayacak derecede iman salâbetine sahiptirler.

Bu asırda insanlar maddî ve manevî sebeplere aşırı bir tesir atfettiği için, Allah’ın vermiş olduğu manevî cevapları ve hediyeleri, evliyalardan ve türbelerden biliyorlar. Eğer esbâb-ı zâhiriye bir ayna hükmünden çıkıp nazar-ı dikkati kendisine celbetse, Tevhîd-i hakîkiye münâfi olur... " ifadesi de bu inceliğe işaret ediyor.

Bu bakımdan, kabirleri ve türbeleri tapınılacak bir yer veya bir menfaat kapısı hâline getirmek İslam dinine aykırıdır. Birkaç kendini bilmezin cehaletini ve su-i istimalini bahane ederek bütün ehl-i imanı aynı kefeye koymak doğru bir yaklaşım tarzı değildir.

Nasıl ki arı bala, inek süte, tavuk yumurtaya ve ağaç meyveye birer sebep ise, hidayet, iman, güzel ahlak gibi manevî nimetler de Allah’ın bir ikramı, ihsanı ve hediyesidir; evliya ve âlimler bunlara sadece vesiledirler. Balı arıdan, sütü inekten bilmek nasıl şirk ise, hidayet ve imanı da evliya ve âlimden bilmek aynı şekilde şirktir.

Sebep sebeplikten çıkıp nimetin hakiki kaynağı ve mercii haline getirilir, yani İlah yerine konulursa, bunun İslam dini ile bağdaşması mümkün değildir.

Allah, avam ve cahil insanların bu tür ifrata varan yanlışlarını düzeltmek için, onların karşısına yine ifrat eden Vehhabilik cereyanını musallat etmiştir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risâle Olan Altıncı Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...