"Üstad Bediüzzaman Said Nursi yaşayan Risale-i Nur'dur." denilebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimiz (asv) nasıl yaşayan bir Kur’an ise, aynı şekilde Üstad Hazretleri de yaşayan bir Risale-i Nur'dur, denilebilir.

“Ey bu notaları dinleyen dostlarım! Biliniz ki, ben hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen, Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz ve münâcâtını bazen yazdığımın sebebi; ölüm, dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesinin kabulünü rahmet-i İlâhiyeden rica etmektir...”

Evet, Üstad Hazretleri, miras bıraktığı altı bin sayfalık marifet hazinesi olan Risale-i Nurlarla milyonlarca insanın imanını inkişaf ettirmektedir.

Evet, dünyanın hiçbir yerinde yaşları, meslekleri, branşları ayrı olan milyonlarca insanı bir araya toplayan, birbiri ile kaynaştıran, onları bir akraba haline getiren, kalplere Allah korkusunu ve muhabbetini yerleştiren, insan sevgisinin ve uhuvvetin ehemmiyetini ortaya koyan, onlara bir hedef gösteren bir başka ekol yoktur. Bu bakımdan Risale-i Nur, bir cihan üniversitesidir. Üstad Hazretleri Münâzarat adlı eserinde şöyle buyurur:

“İslâmiyet hariçte temessül etse; bir menzili mekteb, bir hücresi medrese, bir köşesi zâviye, salonu dahi mecmaü’l,küll, biri diğerinini noksanını tekmil için bir meclis-i şûra olarak, bir kasr-ı meşîd-i nuranî timsalinde arz-ı dîdar edecektir. Âyine kendince güneşi temsil ettiği gibi, şu Medresetü’z Zehrâ dahi o kasr-ı İlâhîyi haricen temsil edecektir.”

Bunun içindir ki, insanların aklına, ruhuna, kalbine ve tüm hislerine hitap eden bu harika eserler, büyük bir şevkle tekrar tekrar okunuyor, okunuyor.

Osman Yüksel Serdengeçti’nin ifadesiyle:

“Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, îmana susayanlar; onun yoluna, onun nuruna koştular. Üstadın Nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. Genç-ihtiyar, cahil-münevver, sekizinden seksenine kadar herkes ondan bir şey aldı, onun nuruyla nurlandı.” (Tarihçe-i Hayat)

Kur’an’ın manevî bir tefsiri olan Risale-i Nurlar, iman ve marifet sahasında büyük fütuhat yaptı, başta Arapça ve İngilizce olmak üzere elliden fazla dile tercüme edildi, hamiyetli ve gayretli insanlar tarafından Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya kıtalarına kadar ulaştırıldı.

Cenab-ı Hak, lütuf ve kereminden ahır zamanda Bediüzzaman gibi büyük bir mürşidi insanlığın imdadına gönderdi. Onun yazmış olduğu insanlığın manevi reçetesi olan bu eserlerin ekserisi, tekke ve zaviyelerin kapatıldığı, her türlü dini tedrisatın yasak edilip Kur’an’ı okuyan ve okutanların takibat altına alındığı, batı kaynaklı her türlü menfi cereyanların ortaya çıkıp revaç gördüğü, bu necip milletin imanına, ahlakına, mukaddesatına, ezanına ve ubudiyetine hücum edildiği, gençliğimizin tarihine ve öz kültürüne yabancılaştırıldığı, dini ve milli seciyelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya bırakıldığı ve milletimizin manen sarsılıp, ruhen çökertildiği dehşetli bir zamanda hem de hapishanelerde ve tecritlerde yazılmıştır.

Üstad sadece bir fikir adamı değildir, aynı zamanda bir aksiyon adamıdır. Fikirlerini bizzat temsil etmiş ve örnek olmuştur.

Ortaya bir fikir atmak ile fikri temsil etmek çok farklı şeylerdir. Üstad'ın kısa sürede bir cemaat atmosferine ulaşmasının altında yatan en mühim unsur, fikirlerine, hayatı ile ayna olmasıdır...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.436
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...