Mehmed Feyzi için "Sır Kâtibi" deniliyor. Ser kâtiplik tamam da Risale-i Nur ve Üstad Bediüzzaman'ın sırrı var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mehmed Feyzi Efendi ve "Sır Kâtibi" İfadesi

Mehmed Feyzi Efendi, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin Kastamonu'daki en yakın ve en sadık talebelerinden biridir. Kendisine verilen "Sır Kâtibi" lakabı, sadece bir unvan değil, onun Üstad'la olan manevi ve ilmi irtibatının derinliğini ifade eden bir şereftir.

"Ser Kâtibi" (Baş Kâtip) Yönü

Bu, onun Risale-i Nur eserlerinin Kastamonu'da telif ve tanzim edildiği dönemde, el yazısıyla çoğaltma, düzeltme ve yayma işlerinde en başta gelen kişi olduğunu gösterir. O, Üstad'ın yazdırdığı metinleri büyük bir itina ile kaleme alan ilk ve en önemli kâtiplerden biridir.

"Sır Kâtibi" Yönü (Manası)

Sır kelimesi, burada gizli veya bilinmeyen anlamından ziyade manevi derinlik, hasiyet (özel nitelik) ve hakikat-i imaniye anlamlarını taşır.

Üstad Bediüzzaman, Risale-i Nur'un sır denilebilecek en ince ve en derin iman ve Kur'an hakikatlerini anlamakta, ders almakta ve bunları en doğru şekilde ifade etmekte Mehmed Feyzi Efendi'ye özel bir değer vermiştir. O, Üstad'ın tefekkür dünyasına en yakın olanlardandır.

Risale-i Nur'un Sırrına Vâkıf Olması:

Risale-i Nur Külliyatı, sadece felsefi veya tasavvufi bir eser değil, Kur'an'ın bu asırdaki manevi i'cazının (mucizeliğinin) keşfi ve ispatıdır. Mehmed Feyzi Efendi'nin "Sır Kâtibi" olması, onun bu imanî keşiflerin ve Kur'anî hakikatlerin derinliğini en iyi idrak eden, içselleştiren ve bu sırrı yaşayarak temsil eden bir şahsiyet olduğunu ifade eder.

Özetle Mehmed Feyzi Efendi, hem yazılı eserlerin başkâtibi (Ser Kâtip), hem de Kur'an'ın bu asra bakan imanî hakikatlerinin (sırrının) en mümtaz talebesi ve temsilcisi olduğu için bu unvanla anılmıştır.

Risale-i Nur ve Üstâd Bediüzzaman'ın Sırrı

Evet, Risale-i Nur'un ve Üstad Bediüzzaman Said Nursî'nin bahsettiğiniz anlamda bir "sırrı" vardır. Risale-i Nur'un sırrı, Kur'an'ın bu asrın ihtiyaçlarına ve felsefi şüphelerine cevap veren ve iman esaslarını aklen, ilmen ispat eden manevi mucizeliğidir.

Eserler, Allah'ın varlığını ve birliğini, ahireti, peygamberliği gibi en temel iman hakikatlerini akla hitap ederek, delillerle ve mantıkla ispat eder. Bu, çağın dinsizlik cereyanlarına karşı "manevi bir kale" oluşturan, Kur'an'dan süzülmüş özel bir hakikat keşfidir; işte bu özel hasiyet ve keşif onun büyük sırrıdır.

Üstad Bediüzzaman'ın sırrı ise, Kur'an-ı Hakîm'in manevi i'cazını (mucizeliğini) bu zamanda keşfeden ve bu eserleri telif eden bir "vazifedar" olmasıdır.

Üstad, kendisini Kur'an'ın ve iman hakikatlerinin bir hizmetkârı olarak görmüş, bu eserlerin kendi şahsının bir mahareti değil, doğrudan doğruya Kur'an'dan süzülen bir nur olduğunu belirtmiştir. Onun sırrı hem bu vazifeyi üstlenmesi hem de hayatı boyunca çektiği çilelere rağmen iman hizmetinden vazgeçmeyerek bu sırrı ortaya koyan kişi olmasıdır.

Bu "sır", mistik veya gizemli bir bilgi değil, imanın hakikatine ulaşma, bu hakiakatleri kalben hissetme ve onu akılla tasdik etme yoludur.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Bediüzzaman’ın Alim Veli Talebesi Ser ve Sır kâtibi Mehmed Feyzi Efendi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 262
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...