Üstad'ın 1950'lerde, Demokrat Parti'ye yaklaşması ve desteklemesini nasıl yorumluyorsunuz? Bu da siyaset değil midir?
Değerli Kardeşimiz;
Hâdiseleri, kendi dönemi ve şartları içinde değerlendirmeden anlamaya çalışmak insanı daima yanlışa götürür. Üstad'ın döneminde çok partili sisteme geçmeden önce tek parti diktatörlüğü ve dine karşı büyük bir zulüm ve baskı vardı. En nihayetinde çok partili sisteme geçilmesi ile ülkede bir rahatlama ve hürriyet rüzgârı esti.
O zamanın Cumhuriyet Halk Partisinin karşısında dine müsbet bakan, hürriyet ve demokrasiden yana olan Demokrat Parti vardı. Bu partiden başka da bir parti yoktu. O dönemin şartları içinde en makul ve hürriyetçi parti elbette ki, Adnan Menderes'in başında olduğu Demokrat Parti olduğundan, bütün millet bu partiye teveccüh etti. Üstad'ın böyle bir partiyi böyle bir dönemde desteklememesi düşünülemezdi.
Ama zamanla demokrasi kültürü geliştikçe, dönem ve şartlar değiştikçe, partinin şekli de ona göre değişmişti. Şimdiki insanların; “Üstad neden açıktan Demokrat Partiyi destekledi” demesi abesle iştigalse, bu zamanda değişmiş ve başkalaşmış aynı partiyi körü körüne desteklemek de aynı derecede abesle iştigal etmektir. Üstad'ın o dönemde o partiyi desteklemesi aynı hakikat iken, şimdi aynı partinin, sırf o dönemde Üstad destekledi biz de desteklemeliyiz denmesi de aynı derecede hatadır ve yanlıştır.
Üstad Hazretleri "siyaseti dine alet etmeyi" kendine düstur edinmiştir. Uygun zaman ve uygun mekânda siyaseti dine hizmet ettirmek yanlış değildir.
1926 ile 1950 yılları arasında siyasete temas etmek uygun değildi. Zira bu tarihler arasında diktatörlük hâkimdi. Bu yüzden, bu zaman dilimi içinde en güzel hizmet tarzı iman ile meşgul olmaktı. Lakin zaman ve zemin değişip, siyasetin dine hizmet etmesi tekemmül edince, bir parça siyasete temas edilmiştir ki, bu da yerinde bir harekettir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü