Mufassal Tarihçedeki "Üstâd, gazetelerden bilhassa İslam Dünyası ile ilgili haberleri takib ederdi." ifadesini; On Birinci Şuâ, Dördüncü Mes'ele ile birlikte nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üstâd, gazetelerden bilhassa İslam Dünyası ile ilgili haberleri takib ederdi. Büyük Cihad, Hür Adam, Ehl-i Sünnet, Sebilür-Reşad ve Büyük Doğu mecmualarını takib ederdi, okuttururdu. Ben de bazen kendilerine okurdum..."(1)

Üstad'ın “Eski Said”, “Yeni Said” bir de Risale-i Nur'un telif ve neşrinin tamamlandığı ve çok partili sisteme geçilmesi ile baskıcı dönemin kısmen bitmesinden sonraki son on yıllık dönemi bulunuyor.

Eski Said döneminde (Osmanlının son, yeni rejimin ise ilk yılları) siyaseti dine alet ederek dine hizmet etmeyi prensip edinmişti. Ve bu dönemde içtimai ve siyasi sorunları teşhis edip reçetelerini beyan eden risaleler kaleme almıştır.

Yeni Said döneminde (1926-1950) ise tamamen iman hizmetine odaklanıp dinsizliğe karşı imanı müdafaa etmeyi prensip edinmiştir. Zira yeni kurulan rejim dine ve dinin simgelerine düşmanca bir tavır almış, dini talim eden eğitim kurumlarını lağvedip yerine lâdini bir sistem kurmuştur. O dönemin siyasi kadroları devlet gücünü elinde bulundurduğu için, onlara siyasetle mukabele etmek âdeta imkansız bir hale gelmiştir.

Bu şartlar dahilinde yapılacak en etkili ve gerekli hizmet, siyaseti terk edip insanların imanını kurtaracak bir eserin telif edilmesidir. Üstadımız bu gerçeği çok iyi bildiği ve gördüğü için, bütün mesai ve enerjisini milyonlarca insanın imanının kurtulmasına vesile olacak Risale-i Nur'un telif ve neşrine yöneltti.

Bu Yeni Said dönemi çok hassas, çok narin, çok riskli bir dönem olduğu için, iman hizmeti yanında siyasetle meşgul olmak cinayetle eşdeğer bir yanlış olurdu. Üstadımız bu gerçeklerden yola çıkarak siyasetle hiç ilgilenmedi ve talebelerini de ilgilenmekten menetti.

Üçüncü dönem olan son on yılda ise; hem Risale-i Nur'un telif ve neşir süreci tamamlanmış, hem tek parti rejimi çok partili sisteme geçmekle sona ermiş, hem de Demokrat Partinin başa gelmesi ile ülke kısmi de olsa bir rahatlama ve özgürlük ortamına kavuşmuştur.

Üstadımız değişen bu şartlar ışığında yine siyaseti dine alet etme yöntemi ile kısmen siyasetle ilgilenmiş ve siyasilerle diyalog içine girmiştir. Yanlış anlaşılmasın, bu aktif bir siyaset değil, sadece siyasileri dine hizmet etmeye teşvik ve motive etmek anlamında bir siyasettir. Nitekim bu teşvik ve motiveler sayesinde ezan aslına döndürülmüş, bunun yanında dinin üzerindeki eski baskılar kalkmıştır.

Risale-i Nur hizmetinde temel değer ve temel ölçü iman hizmetidir, siyaseti dine alet ederek hizmet etme yolu tali ve bazı özel insanlar için geçerli olan bir yoldur. Üstadımızın son on yıldaki çok özel tavırlarına (karizmatik cazibesi ile siyasileri etkilemesi) bakarak, Nur cemaatini partileştirmek ve siyasallaştırmak asla caiz olmaz.

(1) bk. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat-III, 12. Bölüm Afyon Hapis Hayatı, s. 1578.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...