Block title
Block content

Üstad'ın, "Kebairi işlerken iman kalpten çıkar." gibi bir ifadesi var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle Üstad'ın böyle bir sözü yoktur. Bu söz, bazı hadislerin zahiri ifadelerinde Müslümanları günahtan zecr ve kaçındırmak için kullanılan bir teşbihtir. Yani günah anında iman kalbi terk etmez; lakin imanın tesirini bazı duygu ve günahlar o anda bastırır ve tesirsiz hale getirir. Zaten günahın işlenmesi de bu yüzdendir.

"Hattâ benim arkadaşlarımdan bazıları, yüz hakikat dersini kalben tasdik ile beraber, benden işittiği ve bana karşı da fazla hüsnüzannı ve irtibatı varken, kalbsiz ve bozuk bir adamın ehemmiyetsiz ve riyâkârâne iltifatına kapıldı; onun lehinde, benim aleyhimde bir vaziyete geldi. 'Fesübhânallah,' dedim. 'İnsanda bu derece sukut olabilir mi? Ne kadar hakikatsiz bir insandı!' diye o biçareyi gıybet ettim, günaha girdim."

"Sonra, sabık işaretlerdeki hakikat inkişaf etti, karanlıklı çok noktaları aydınlattı. O nur ile lillâhilhamd, hem Kur'ân-ı Hakîmin azîm tergibat ve teşvikatı tam yerinde olduğunu; hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını; hem günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini; hem Mutezile mezhebi ve bir kısım Hariciye mezhebi 'Günah-ı kebâiri irtikâp eden kâfir olur veya iman ve küfür ortasında kalır.' diye hükümlerinde hata ettiklerini; hem benim o biçare arkadaşım da yüz ders-i hakikati bir herifin iltifatına feda etmesi, düşündüğüm gibi çok sukut ve dehşetli alçaklık olmadığını anladım, Cenâb-ı Hakka şükrettim, o vartadan kurtuldum. Çünkü, sabıkan dediğimiz gibi, şeytan, cüz'î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar. Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nâkile iki cihaz hükmündedir."
(1)

İnsanın, şeytanın hilelerine kapılması ve nefsin aruzlarına mağlup olması, imansızlıktan kaynaklanmıyor; hatta imanın zayıflığından da kaynaklanmıyor. İnsanda irade ve imanı dinlemeyen bazı hissiyatlar vardır ki; bu hisler galip olduğu zaman insanın iman ve iradesi tesirsiz kalıp sahibini günaha sokabiliyor. İşte imanın bu tesirsiz ve zayıf anını, Peygamber Efendimiz (asm) bazı hadislerde; "iman çıkar sonra tekrar gelir" şeklinde beyan etmiş. Yoksa iman hakiki anlamda çıkıp gelmez.

İnsandaki şehvet, öfke ve nefis şeytanı sürekli dinleyen ve ona itaat etmeye meyilli hissiyatlardandır. Bu gibi hissiyatların baskısı ile insan günaha gittiği için, günah işlemek küfür olmuyor. Şayet günah işlemek küfür olsa idi, bu insanın kaldıracağı ve takat getireceği bir sorumluluk olmazdı. Allah, Kur’an'da, "İnsanlara kaldıramayacağı yükü yüklemeyiz." diye açıkça ilan ediyor. Bu yüzden Allah, günahlara karşı insana tövbe ve istiğfar yolunu gösteriyor.

Batıl mezhep olan Mutezilenin iddia ettiği gibi; günah işlemek ne küfürdür, ne de şirktir. İnsanın hissiyatlarının galebesinden çıkan arizi bir durumdur, tövbe ve istiğfar ile imha edilebilir.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, Beşinci İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

taner_tonkur
ALLAH C.C RAZI OLSUN.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...