"Âmi bir mü’minin imanı bir velinin imanı gibidir." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Bu ifade imanda salabete ve taklitteki kuvvete işaret eder, yoksa tahkikî ve kâmil bir imana işaret etmez. Yani âmi ve avam birisinin imana ve İslam’a olan bağlılığı kavi ve kuvvetli olabilir. Ama tahkikî ve kâmil iman faklı bir şeydir. İmanın tahkik ve kemalat noktasından, çekirdekten ağaca kadar mertebe ve dereceleri vardır. Âmi ve avam birisinin çekirdek mesabesinde olan imanı, salabetli ve kavi olabilir ama hiçbir zaman ağaçla aynı ve müsavi olamaz. Şimdi biri gelip o ami adama derse; “senin çekirdek mesabesinde olan imanını ağaç makamına çıkaracağım”, o ami adam; “yok benim imanım kavi ve sağlamdır, ihtiyaç yoktur”, derse, hilaf-ı akıl hareket etmiş olmaz mı?
Risale-i Nur'da tahşid ve ısrar edilen imana dair hakikatler, çekirdek seviyesinde olan imanı kökleştirip, ağaç haline getiren hakikatlerdir. İmanın ilmelyakinden hakkalyakine kadar hadsiz mertebe ve dereceleri vardır. İşte Risale-i Nur, bu derece ve mertebeleri insanın kalbine ve ruhuna yerleştirip perçinleştiriyor.
Bu zamanda hükmeden fen ve felsefe olduğu için, taklidî ama kavi imanın fen ve felsefeden gelen şüphe ve itiraza karşı mukavemeti bir yere kadardır, ya da sadece kişinin kendine mahsus bir yoldur. Bu yüzden tahkikî ve kâmil imanı ders veren Risale-i Nurları ciddiyet ile okuyup, muhtaç olanlara da tebliğ etmek umumî ve selametli bir yoldur. Velayet kübra (büyük), vusta (orta) ve suğra (küçük) olmak üzere üç sınıftır. Velayet-i suğra mertebesinde olan bir veli de ami ve avam olabilir. İmanı taklidî ama kavi olan çok veli zatlar olmuştur; ama tahkikî ve kâmil iman mertebesinde olan diğer evliyalara asla yetişemiyorlar.
İşte Risale-i Nur'un tahşidat yaptığı iman hakikatleri, hem tahkikî ve kâmil imanı veriyor, hem de fen ve felsefeden gelen şüphe ve itirazlara karşı mukavemet ediyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü