"Baharı, Cenab-ı Hakk’ın nurani esmalarının en latif, güzel nakışlarının sahifesi ve Sani-i Hakim’in antika sanatının en müzeyyen ve şaşaalı bir..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem baharı, Cenâb-ı Hakk'ın nuranî esmâlarının en lâtif, güzel nakışlarının sahifesi ve Sâni-i Hakîm'in antika san’atının en müzeyyen ve şâşaalı bir meşher-i san’atı olduğu cihetiyle mütefekkirâne sevmek, Cenâb-ı Hakk'ın esmâsını sevmektir." (Sözler, 32. Söz, Üçüncü Mevkıf)
Bahar, Allah'ın güzel isimlerinin bir tecellisidir:
Bahar mevsimi, tabiatın yeniden canlanmasıyla birlikte ortaya çıkan rengârenk çiçekler, yemyeşil ağaçlar ve çeşit çeşit canlılar ile doludur. Bu güzellikler, Allah'ın (Cenâb-ı Hakk'ın) "Sani" (yaratıcı, sanatkâr) ve "Hakim" (her şeyi hikmetle yapan) gibi isimlerinin "nakışları" yani eserleridir.
Bahar, Allah'ın sanatının bir sergisidir:
Bahardaki her bir varlık, Allah'ın eşsiz ve benzersiz sanatının bir örneğidir. "Antika sanat" ve "müzeyyen ve şaşaalı bir meşher" ifadeleri, baharın, Allah'ın yarattığı olağanüstü güzellikleri sergilediği bir müze veya sergi salonu gibi olduğunu anlatır.
Düşünerek sevmek, Allah'ın isimlerini sevmektir:
Baharı sadece görsel bir zevk olarak değil, "mütefekkirâne" (düşünerek) bir şekilde sevmek, yani bu güzelliklerin ardındaki yaratıcı kudreti ve sanatı düşünmek, bu sanatın kaynağı olan Allah'ın güzel isimlerine (esma) olan sevgiyi artırır. Bu, baharı sevmenin aslında Allah'ı sevmenin bir yolu olduğunu vurgular.
Özet olarak bahardaki güzellikleri ve sanatı görüp, bunların yaratıcısının Allah olduğunu tefekkür ederek baharı sevmek, aslında Allah'ın benzersiz isimlerine ve onun sonsuz kudretine olan sevgiyi dile getirmektir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Otuz İkinci Söz'deki Muhabbet bahsini örneklerle açar mısınız?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü