On Yedinci Sözün İkinci Makamındaki "فَصَبَّتْ عَيْنُ قَلْبِى قَطَرَاتٍ بَاكِيَاتٍ مِنْ شُؤُنِ اللهِ" beytinin izahı nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"فَصَبَّتْ عَيْنُ قَلْبِى قَطَرَاتٍ بَاكِيَاتٍ مِنْ شُؤُنِ اللهِ"

"Onun için kalp gözü ağladı ve ağlayıcı katreleri döktü. Kalp gözü ağladığı gibi, döktüğü her bir damlası da o kadar hazindir; ağlattırıyor, güya kendisi de ağlıyor. O damlalar, gelecek Farisî fıkralardır."(1)

Bu beyitte Üstad'ın verdiği meal ve izah yukardaki gibidir. Ama burada dikkat çeken latif bir nükte vardır. Şöyle ki;

Evvela beytin birebir çevirisi şöyledir:

"Kalp gözümün ağlayan damlaları dökmesi, Allah'ın şûunundandır."

Beytin izahı şu şekilde yapılabilir:

Üstad'ın ruhunun ve kalbinin gözünde açılan pencerelerden yani hatıralardan öyle hissediliyor ki; sanki hayatına giren tüm olaylar, zevaller ve musibetler, kalbini ve ruhunu ağlattığı gibi kendileri de yani hatıralar ve zevaller de ağlıyorlar ve ağlatıyorlar. Bu da Allah'ın iradesi ve fiili iledir ve şe'nidir.

Ayrıca bu beyitte latif bir nükteyi de şöyle açıklayabiliriz:

Allah'ın zatına, şuunatına, sıfatlarına ve esmasına layık, azametine ve şanına münasip, kemaline muvafık; kutsi, güzel, münezzeh ve mukaddes sıfatları ve şe'nleri vardır. Bunlardan bazıları; muhabbet, sevmek, lezzet, aşk-ı lahuti, ferah, mesruriyet, şevk, memnuniyet, iftihar, şefkat gibi manalardır.

"Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm, Ona layık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi, Ona lâyık şuûnâtla tabir edilen ulvi, kutsi, güzel, münezzeh manaları vardır."

"'Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kudsiye' tabir edilen, izn-i şer’î olmadığından yad edemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes şuûnâtı vardır ki, her biri, kâinatta gördüğümüz ve mevcudat mâbeyninde hissettiğimiz aşk ve ferah ve mesruriyetten nihayetsiz derecelerde daha yüksek, daha ulvi, daha mukaddes, daha münezzeh olduğunu çok yerlerde ispat etmişiz."(2)

İzn-i şer'i olmadığı ve lafızlarımızın kıtlığından dolayı mananın açıkça ifade edilemediği, Allah'ın başka başka şen ve sıfatları da vardır. Bu beyitteki "... Allah'ın şuunundandır" ifadesini de öyle anlayabiliriz. Üstad Hazretleri belki de izn-i şer'i olmadığı ve ifadedeki nakıslıktan dolayı veya yanlış anlaşılmaya müsait olmasından, o manayı açıkça ifade ve izah etmemiştir. Aşağıdaki hadis de aynı özellikte bir mana taşır:

"Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır."(3)

Bu hadisteki memnuniyet ve sevinç nasıl zatına, kemaline, azametine, şanına, sıfatlarına ve esmasına layık ve münasib bir tarz ve bilmediğimiz bir keyfiyet ile ise aynı şekilde mefhum-u muhalifiyle kulunun ve sevdiği müminlerin tövbe etmemesi ve günahlara girerek şeytan ve nefse uyması veya sevdiği kulunun üzülmesi de aynı şekilde bir "memnuniyetsizliğe" veya daha uygun bir ifade ile "razı olmadığı bir duruma" sebep olmaktadır. Bu da Allah'ın bir şe'ni olmaktadır.

Biz burada Allah'ı daha iyi tanımak için küçük, cüzi, dar pencerelerden Cenab-ı Hakk'ın zatına değil, şuunatına bakmaya çalıştık. Yoksa Cenab-ı Hak, mümkinata benzemekten müstağnidir. Zatının keyfiyeti meçhuldür. Mekândan münezzeh, aczden müberra, kusurdan mukaddes, nakıstan mualla yalnız odur. Tüm güzel ve kemal ve layık isimlerle, sıfatlarla, şe'nlerle muttasıf ve müsemma yalnız odur.

"Hayat-ı insaniyenin vezâifinden biri de kendi cüz’î sıfatlarını, şuunatını, Hâlıkın külli sıfatlarını, şuunatını fehmetmek için bir mikyas yapmaktır."(4)

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, On Yedinci Söz'ün İkinci Makamı.

2) bk. age., Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

3) bk. Buhârî, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7, 8.

4) bk. Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...