Üçüncü Mevkıf

İçerikler


  1. Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf’ın başındaki âyet hakkında bilgi verir misiniz?

  2. Üstadın "Her şeyden Cenab-ı Hakka karşı pencereler hükmünde çok vecihler var." dediği âyetin meali "Hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin." şeklindedir. Bunu nasıl yorumlarsınız?

  3. "Bütün mevcudatın hakaiki, bütün kâinatın hakikati, esmâ-i İlâhiyeye istinad eder. Herbir şeyin hakikati, bir isme veyahut çok esmâya istinad eder..." devamıyla izah eder misiniz?

  4. "Hakikî fenn-i hikmet"te neden hakiki denmiş? "Herbir fen bir isme" nasıl dayanır? "Tabakat-ı kümmelîn-i insaniyenin hakikatleri" Esmâ-i İlâhiyeye nasıl istinad eder?

  5. "Hakikî hakaik-i eşya, esmâ-i İlâhiyedir. Mahiyet-i eşya ise, o hakaikin gölgeleridir." ifadesini açıklar mısınız? "Yirmi esma" hangileridir?

  6. "Nasıl ki, gayet mahir bir tasvirci ve heykeltraş bir zât, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i lâtifinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese,.." temsili devamıyla izah eder misiniz?

  7. "Tanıttırmak ve sevdirmek, elbette meyl-i merhamet ve irade-i nimetten geliyor." İzah eder misiniz?

  8. Üçüncü Mevkıf'ta geçen misaldeki heykelin, ellerini, kucağını ve ceplerini kıymettar nimetlerle doldurdu, şeklindeki ifadenin hakikatı nedir?Ayrıca o çiçeğin suretini kırmızı bir mücevhere taktı, deniyor. Hakikatte çiçek ve kırmızı mücevher nedir?

  9. "Cemâl ve kemâl çünkü bizzat sevilirler herşeyden ziyade kendi kendini severler. Hem hüsündür, hem aşktırlar. Hüsün ve aşkın ittihadı bu noktadandır. Cemâl, madem kendini sever, kendini âyinelerde görmek ister." izah eder misiniz?

  10. "Aynen öyle de Sâni’-i Hakîm, cenneti ve dünyayı, semavatı ve zemini, nebatat ve hayvanatı, cin ve insi, melek ve ruhaniyatı, küllî ve cüz’î bütün eşyayı..." devamıyla izah eder misiniz?

  11. "Hem öyle bir tarzda tezyin ve tenvir eder ki, lütuf ve kerem mânâları onda o derece hükmediyor ki, adeta o mevcud-u müzeyyen..." Zikredilen esma-i İlahiyenin mahiyet ve hakikatlerini esas alarak genel manada izahını yapar mısınız?

  12. "Lâtif, Kerîm isimlerinin arkalarında Vedûd ve Mâruf isimlerini okutuyor ve masnuun lisan-ı hâlinden işitiliyor." cümlesini izah eder misiniz? Bilhassa isimlerin münasebetlerini...

  13. "Madem nihâyetsiz derece-i kemalde bir cemal ve nihâyetsiz derece-i cemalde bir kemal; nihâyet derecede sevilir, muhabbete ve aşka lâyıktır..." Zikredilen esmâ-i İlahiyeyi de esas alarak genel mânada izahını yapar mısınız?

  14. "Kemalât-ı zâtiyesi, terahhum ve tahannün ister ve 'Rahman ve Hannan' isimlerini tecelliye sevkeder. Terahhum ve tahannün ise, rahmet ve nimeti göstermekle 'Rahîm ve Mün'im' isimlerini cilveye sevkeder." Rahman ismi Rahim'i de kapsıyor mu?

  15. "Tezyinden inayetin anlaşılması" ne demektir? İnayet, yardım etmek değil midir? İnayet, kerem, lütuf hep aynı manada mıdır?

  16. "Ve o sun' ve inâyet ise, bir ilim ve hikmeti iktiza eder ve ism-i Alîm ve Hakîm'i, o masnuun intizamlı, hikmetli âzâsıyla okutturur." cümlesini izah eder misiniz?

  17. "O ilim ve hikmet ise, tanzim, tasvir, teşkil fiillerini iktiza ediyor; Musavvir ve Mukaddir isimlerini, masnuun heyetiyle, şekliyle okutturur, gösterir." İzah eder misiniz?

  18. "Güya her bir masnuuna ayrı ayrı, birbiri üstünde yirmi gömlek giydirmiş, yirmi perdeye sarmış; her gömlekte, her perdede ayrı ayrı esmâsını yazmış." Yirmi ifadesi çokluktan kinaye midir? Her mahlûka göre bu gömlek ve perdeler değişir mi?

  19. "Umumî şekil ve miktarını gösteren heyettir ki, yâ Musavvir, yâ Mukaddir, yâ Munazzım isimlerini yâd eder." İzah eder misiniz, bu isimler sadece umumi heyet ve şekillere mi bakıyor?

  20. "Çiçek ve insanın basit heyetidir ki, o sahifede Alîm, Hakîm isimleri gibi çok isimler yazılıyor." Basitten kasıt nedir? Bu isimler sadece basit heyetlere mi bakıyor, başka tezahürleri olabilir mi?

  21. "O iki mahlûkun ayrı ayrı âzâlarına ayrı ayrı hüsün ve ziynet vermekle, o sahifede Sâni ve Bâri’ isimleri gibi çok isimler yazılıyor." İzah eder misiniz?

  22. "Öyle bir ziynet ve hüsün, o iki masnua veriliyor ki, güya lütuf ve kerem tecessüm etmiş, onlar olmuş. O sahife yâ Lâtif, yâ Kerîm gibi çok isimleri yâd eder, okur." Hüsün ve ziynet tezahürünün Lâtif ve Kerîm isimleri ile irtibatını açar mısınız?

  23. "O çiçeğe leziz meyveler, o hasnâya sevimli evlâtlar, güzel ahlâklar takmakla, o sahife yâ Vedûd, yâ Rahîm, yâ Mün’im gibi isimleri okutturuyor." İsimler ve tecellileri ile izah eder misiniz?

  24. "O in’âm ve ihsan sahifesinde yâ Rahmân, yâ Hannân gibi isimler okunuyor." İzah eder misiniz?

  25. "O nimetlerde, o neticelerde öyle lemeât-ı hüsün ve cemâl görünüyor ki, hakikî bir şevk ve şefkatle yoğrulmuş halis bir şükür ve sâfi bir muhabbete lâyık olur." İzah eder misiniz?

  26. "O sahifede yâ Cemîl-i Zülkemâl, yâ Kâmil-i Zülcemâl isimleri yazılı okunuyor." Lemeât-ı hüsün ve cemâlin bu isimlerle münasebetini açar mısınız?

  27. "İşte, yalnız bir güzel çiçek ve hasnâ bir insan ve yalnız maddî ve zâhir suretinde bu kadar esmâyı gösterirse, acaba umum çiçekler ve bütün zîhayat ve büyük ve küllî mevcudat, ne derece ulvî ve küllî esmâyı okutuyor.” Misallerle açar mısınız?

  28. "...bütün zîhayat ve büyük ve küllî mevcudat, ne derece ulvî ve küllî esmâyı okutuyor, kıyas edebilirsin..." Cenab-ı Hakk'a karşı pencereler hükmünde çok vecihlerin olduğu temsili izah eder misiniz? Bir de arkasındaki yedi sahifeyi açıklayabilir misiniz?

  29. "Hem insan ruh, kalb, akıl cihetiyle ve hayat ve letâif sahifeleriyle Hayy, Kayyûm ve Muhyî gibi ne kadar esmâ-i kudsiye-i nuraniyeyi okur ve okutturur, kıyas edebilirsin." Misaller verir misiniz?

  30. "Hem herbiri külliyetiyle, hem herbir ferdi tek başıyla, Sâni-i Zülcemâlinin esmâsını gösterdikleri gibi, Onun cemâline, kemâline, rahmetine ve muhabbetine birer ayrı ayrı âyinelerdir..." devamıyla izah eder misiniz?

  31. "Hakaik-i eşyanın esmâ-i İlâhiyeye dayandığını ve istinad ettiğini, belki hakikî hakaik, o esmânın cilveleri olduğunu ve her şeyin çok cihetlerle, çok dillerle Sâniini zikir ve tesbih ettiğini anla!" Nasıl anlayabiliriz?

  32. "Huriler nev’i ve ruhanîler cemaati ve melek cinsi ve cin taifesi ve insan nev’i, birer güzel şahıs hükmünde tasvir ve tanzim ve icad edilmiştir." Huri, ruhani ve melekler aynı nev kategorisinde midirler?

  33. "وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ'nin bir mânâsını bil." Mezkûr âyetin manasını zahiren biliyoruz; buradaki "manasını bilmek" nasıl olmalı?

  34. "Ve سُبْحَانَ مَنِ اخْتَفٰى بِشِدَّةِ ظُهُورِهِ de." Bu kelam ne mânaya gelmektedir ve nedir? Zikredilen tefekkür tablolarının akabinde, muhatap nasıl bir halet-i ruhiyeye giriyor ki, bu tabiri kullanması icap ediyor?

  35. "Ve âyetlerin âhirlerinde olan وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ - وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ - وَهُوَ الْعَلِيمُ الْقَدِيرُ gibi zikir ve tekrarlarındaki bir sırrı fehmet." ne demektir, izah eder misiniz?

  36. "Eğer bir çiçekte esmâyı okuyamıyorsan ve vâzıh göremiyorsan, cennete bak, bahara dikkat et, zeminin yüzünü temâşâ et." Çiçekte görmeyen diğerlerini nasıl görecek?

  37. "Ehl-i dalâletin vekili, tutunacak ve dalâletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:.." diye devam eden paragrafı açıklar mısınız? Bu fikri savunanlar; toplum içerisinde bazı sınıf ve kategori mensupları mıdır?

  38. "Eğer onu dinlersen hasâretin o kadar büyük olur ki, tasavvurundan ruh, akıl ve kalb ürperir." İzah eder misiniz?

  39. "Elemler ile ve emeller ile faydasız çarpışmak " ne demektir; izah eder misiniz?

  40. "Hem kendi vücudunu yükleyemediği halde, koca dünya yükünü biçare beline ve kafasına yüklenir." cümlesini izah eder misiniz; neden "bel ve kafa" deniyor?

  41. "Evet, şu elîm elemi ve dehşetli mânevî azâbı hissetmemek için, ehl-i dalâlet, iptal-i his nev’inden gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez." Bilerek mi bu hale giriyorlar? Geçici olarak hissetmemek ne demektir? İzah eder misiniz?

  42. "İptal-i his nevinden, gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez. Fakat, hissedeceği zaman, yani kabre yakın olduğu vakit birden hisseder." Buradaki "Kabre yakın olma" hangi zamandır; yaşlılık hali mi yoksa sekerat vakti midir?

  43. "Cenab-ı Hakk’a hakikî abd olmazsa, kendi kendine mâlik zannedecek." Bu nasıl olabilir?

  44. "Halbuki, o cüz’î ihtiyar, o küçük iktidarı ile şu fırtınalı dünyada vücudunu idare edemiyor..." devamıyla izah eder misiniz?

  45. "Hem bu vaziyette iken, insaniyet itibarıyla nev-i insanî ile ve dünya ile alâkadar olduğu halde, dünyayı ve insanı..." şeklinde devam eden kısmı açar mısınız?

  46. "Hem şu haldeki insan, merhamet ve şefkate lâyık değildir. Çünkü kendi kendine bu dehşetli vaziyeti veriyor." Üstad Hazretleri ve diğer mürşitler dalalet yolunda olanlar için çok çabalıyor. Bu iki meselenin değerlendirmesini nasıl yapmak gerekir?

  47. "Öyle de, sû-i ihtiyarından neş’et eden küfür sarhoşluğuyla ve dalâlet divaneliğiyle,.." şeklinde devam eden paragrafı, yanlış telakkileri ve onların hakikat karşılıklarını izah eder misiniz?

  48. "Cilve-i esma-i ilâhiyeyi tazelendiren masnuatın, zamanın geçmesiyle vazifelerinin bittiğinden âlem-i gayba geçmelerini adem ile idam tasavvur ederek; ve tesbihat sadalarını zeval ve firak-ı ebedî vaveylâsı olduklarını,.." tesbihat sadaları ne demektir?

  49. "Kabir kapısını zulümat-ı adem ağzı tasavvur ettiğinden; ve eceli, hakikî ahbaplara visal daveti olduğu halde, bütün ahbaplardan firak nöbeti tasavvur ettiğinden..." izah eder misiniz?

  50. "İşte, ey bedbaht ehl-i dalâlet ve sefahet! Şu dehşetli sukuta karşı ve ezici meyusiyete mukabil hangi tekemmülünüz, hangi fünununuz, hangi kemâliniz, hangi medeniyetiniz, hangi terakkiyâtınız karşı gelebilir?.." izah eder misiniz?

  51. "Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir." cümlesini izah eder misiniz?

  52. "Mahbubunuz olan nefsinizin hadsiz belâsını çekiyorsunuz. Çünkü hakikî bir rahatı, o mahbubunuza vermiyorsunuz. Hem onu, hakikî mahbub olan Kadîr-i Mutlaka tevekkül ile teslim etmiyorsunuz, daima elem çekiyorsunuz." İzah eder misiniz?

  53. "Bir kısmı sizi hiç tanımıyor, tanısa da sizi sevmiyor, sevse de size bir fayda vermiyor; dâimâ hadsiz firâklardan ve ümitsiz dönmemek üzere zevâllerden azab çekiyorsunuz." ifadelerini açar mısınız?

  54. "Lezzet-i hürriyet dedikleri şeylerin içyüzleri ve mahiyetleri budur..." burayı açar mısınız?

  55. "İnsanın zaaf ve aczini ve fakr ve ihtiyacını, bir Kadîr-i Rahîme tevekkül ile tedavi eder. Hayat ve vücudun yükünü Onun kudretine, rahmetine teslim edip, kendine yüklemeyip, belki kendisi o hayatına ve nefsine biner..." izah eder misiniz?

  56. "Hayat ve vücudun yükünü, Onun kudretine, rahmetine teslim edip, kendine yüklemeyip, belki kendisi o hayatına ve nefsine biner hükmünde bir rahat makam bulur." Nefse binmenin mânası tam olarak nedir?

  57. "Hem kabrin âlem-i rahmete ve dâr-ı saadete ve bağıstan-ı cinâna ve nuristan-ı Rahmân’a açılan bir kapı olduğunu ispat etmekle, beşerin en müthiş korkusunu izale edip..." izah eder misiniz?

  58. "İhtiyarın cüz’î ise, kendi Mâlikinin irade-i külliyesine işini bırak." izah eder misiniz?

  59. "Fikrin sönük ise; Kur'anın güneşi altına gir, imanın nuriyle bak ki: Yıldız böceği olan fikrin yerine her bir âyet-i Kur'an, birer yıldız misillü sana ışık verir." Bu cümleyi açıklar mısınız?

  60. "Ey insan! Sen kendine mâlik değilsin. Sen, kudreti nihâyetsiz bir Kadîr, rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zülcelâlin memlûküsün." izah eder misiniz?

  61. "İnsanlar, hayvanlar gibi mevcudat başıboş değiller; belki vazifedar memurdurlar, bir Hakîm-i Rahîmin nazarındadırlar. Onların âlâm ve meşakkatlerini düşünüp ruhuna elem çektirme..." İzah eder misiniz; acılara duyarsız mı kalacağız?

  62. "Hâlık-ı Rahîminin rahmetinden daha ileri şefkatini sürme." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  63. "Şu âlem çendan fânidir; fakat ebedî bir âlemin levazımatını yetiştiriyor. Çendan zâildir, geçicidir; fakat bâki meyveler veriyor, bâki bir zâtın bâki esmâsının cilvelerini gösteriyor." izah eder misiniz?

  64. "Gayr-ı meşru daireye girme. Çünkü o dairedeki bir lezzetin bazan bin elemi var. Hem hakikî ve daimî lezzet olan iltifâtât-ı Rahmâniyeyi kaybetmeye sebeptir." İzah eder misiniz? Tövbe edilse de Rahmanî iltifattan mahrum kalınır mı?

  65. "Beşerin uzun ve fırtınalı ve dağdağalı olan ebed tarafındaki yolculuğunu gayet derecede teshil eder. Bin, belki elli bin senelik mesafeyi bir günde kestirecek vesaiti gösterir..." cümlelerini devamıyla açar mısınız?

  66. "Sultan-ı Ezelîye iman ile intisap eden ve amel-i salih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hâkezâ kabirden sonraki bütün âlemlerin..." İzah eder misiniz?

  67. "Ey mü’min! Sendeki nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, çirkin ve noksan ve şerûr ve sana muzır olan nefs-i emmârene verme. Onu mahbub ve onun hevâsını kendine mâbud ittihaz etme." izah eder misiniz?

  68. "Ey insan! Onun esmâ ve sıfâtına ait istidad-ı muhabbetini, sair bekâsız mevcudata verme, faidesiz mahlûkata dağıtma..." devamıyla izah eder misiniz?

  69. "İşte, şu muvazene, ehl-i dalâletle ehl-i imanın hayat ve vazife cihetindeki mahiyetlerine işaret eden..." Âyet-i kerîmenin mealini ve konu ile münasebetini de izah ederek burada sözü edilen hakikati özetler misiniz?

  70. Ehl-i iman ve ehl-i dalalet ile semavatın münasebetini açar mısınız? Ehl-i dalaletin ölmesiyle semavat ve zemin, onların üstünde ağlamayışını açıklar mısınız?

  71. "Onlara karşı bir hakâret, bir adâvet ettiğinden, elbette semâvât ve zemin, onlara ağlamak değil, belki onlara nefrîn eder." Bu cümleyi nasıl anlamalıyız? "Dalalet ehlinin hakaret ve adaveti" nasıldır?

  72. Otuz İkinci Söz'deki Muhabbet bahsini örneklerle açar mısınız?

  73. "Muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim..." Bu mühim suali devamıyla açar mısınız?

  74. "Mecazî mahbuptan hakikî mahbuba..." Allah sevgisi dışındaki bütün muhabbetler yüzde yüz mecazî midir? Muhabbetin yüzü mecazdan hakikîye nasıl çevrilebilir? "Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle..." Buradaki çirkinlik hangi anlamdadır?

  75. "Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine aittir." Allah adına sevmek nasıl olur? Ta ki zevallerinden sonra üzülmeyelim!

  76. "Onlar ihtiyar oldukları ve sana hiçbir faideleri kalmadığı ve seni zahmet ve meşakkate attıkları zaman, daha ziyade muhabbet ve merhamet ve şefkat etmektir." Günlük hayatta bunun aksini çokça müşahede ediyoruz. Bunu nasıl izah edersiniz?

  77. İsrâ Sûresi, Yirmi Üçüncü âyetin mealini verir misiniz? Valideynin "beş mertebe hürmet ve şefkate" layık olmalarını mertebelerle izah eder misiniz?

  78. "Kur’ân’ın nazarında valideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukukları ne derece çirkin olduğunu gösterir." cümlesini ve "ukuk" mefhumunu izah eder misiniz?

  79. "Madem peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez." Evlat, babasına hiçbir şey diyemez mi? “Pederini haksız görse de, ona isyan edemez.” hükmü her konuda geçerli mi?

  80. "Hem hayatı, Cenâb-ı Hakkın insana ve sana verdiği en kıymettar ve hayat-ı bâkiyeyi kazandıracak bir sermaye ve bir define ve bâki kemâlâtın cihâzâtını câmi’ bir hazine cihetiyle onu sevmek, muhafaza etmek..." izah eder misiniz?

  81. "Hem dünyayı ahiretin mezraası ve esma-i İlahiyenin ayinesi ve Cenab-ı Hakk'ın mektubatı ve muvakkat bir misafirhanesi cihetinde sevmek -nefsi emmare karışmamak şartıyla- Cenab-ı Hakk'a ait olur." cümleyi ve nefs-i emmareyi açıklar mısınız?

  82. "Dünyayı ve ondaki mahlûkatı mânâ-yı harfiyle sev; mânâ-yı ismiyle sevme. 'Ne kadar güzel yapılmış.' de. 'Ne kadar güzeldir.' deme..." Devamıyla izah edip Arabî ibarenin mealini verir misiniz? Ayrıca, hüsünle cemalin farkını açıklar mısınız?

  83. "İşte, bütün tâdât ettiğimiz muhabbetler, eğer bu suretle olsa, hem elemsiz bir lezzet verir, hem bir cihette zevâlsiz bir visaldir. Hem muhabbet-i İlâhiyeyi ziyadeleştirir..." devamıyla izah eder misiniz?

  84. "Hem ayn-ı muhabbet bir fikirdir." cümlesini açıklar mısınız?

  85. "Bazan âsâra muhabbet suretiyle esmâyı sever. Bazan esmâyı, kemâlât-ı İlâhiyenin ünvanları olduğu cihetle sever. Bazan insan, câmiiyet-i mahiyet cihetiyle hadsiz ihtiyacat noktasında esmâya muhtaç ve müştak olur ve o ihtiyaçla sever." izah eder misiniz?

  86. "Meselâ, sen bütün şefkat ettiğin akraba ve fukara ve zayıf ve muhtaç mahlûkata karşı âcizâne istimdat ihtiyacını hissettiğin halde..." Paragrafı Arabi ibarenin meali ile birlikte izah eder misiniz?

  87. "Hem alâkadar olduğun ve perişaniyetlerinden müteessir olduğun, senin bir nevi hânen ve içindeki mevcudat..." Paragrafı Hakîm ismi ve Mürebbî unvanı namına nasıl anlayabiliriz?

  88. "Hem bütün alâkadar olduğun ve zevâlleriyle müteellim olduğun insanları, mevtleri hengâmında..." Paragrafı Vâris, Bâis isimleri, Bâkî, Kerîm, Muhyî ve Muhsin unvanları namına nasıl anlayabiliriz?

  89. "İşte, insanın mahiyeti ulviye, fıtratı câmia olduğundan, binler envâ-ı hâcât ile binbir esmâ-i İlâhiyeye, her bir ismin çok mertebelerine fıtraten muhtaçtır..." Paragrafın devamını detaylıca izah eder misiniz?

  90. "Muzaaf ihtiyaç, iştiyaktır. Muzaaf iştiyak, muhabbettir. Muzaaf muhabbet dahi aşktır. Ruhun tekemmülâtına göre, merâtib-i muhabbet, merâtib-i esmâya göre inkişaf eder." cümlesini izah eder misiniz? Bütün esmaya muhabbet, her insan için söz konusu mudur?

  91. "Bin bir esmâdan yalnız Adl ve Hakem ve Hak ve Rahîm isimlerinin bin bir mertebelerinden,.." İzah eder misiniz, "bin bir mertebe"den kasıt nedir?

  92. "Hikmet ve adl içindeki Rahmânü’r-Rahîm ve Hak ismini âzamî bir dairede görmek istersen, şu temsile bak: Nasıl ki, bir orduda dört yüz muhtelif taifeler bulunduğunu farz ediyoruz..." Temsilin tamamını özetler misiniz?

  93. "Her bir taife beğendiği elbiseleri ayrı, hoşuna gittiği erzakı ayrı, rahatla istimal edeceği silâhları ayrı ve mizacına deva olacak ilâçları ayrı oldukları halde..." Misal verir misiniz?

  94. "Meselâ şefkat, acz yüzünden elemli bir musibet olur. Muhabbet, firak yüzünden belâlı bir hırkat olur. Lezzet, zevâl yüzünden zehirli bir şerbet olur..." cevabı misallerle açar mısınız?

  95. "Enbiya ve evliyaya muhabbet nasıl faidesiz kalır? Elcevap: Ehl-i teslisin İsâ Aleyhisselâma ve Râfızîlerin Hazret-i Ali Radıyallahu Anha muhabbetleri faidesiz kaldığı gibi..." cevabı biraz açar mısınız? Enbiya ve evliyanın zikredilmesinin hikmeti nedir?

  96. "Nefsine muhabbet ise, ona acımak, terbiye etmek, zararlı hevesattan men etmektir." Nefis ve gençliğe muhabbet konusunu açar mısınız?

  97. "Nefsine muhabbet ise, ona acımak, terbiye etmek, zararlı hevesâttan men etmektir." Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz? Zararlı hevesattan nasıl menedeceğiz?

  98. "Refika-i hayatına muhabbetin, madem hüsn-ü sîret ve maden-i şefkat ve hediye-i rahmet olduğuna bina edilmiş..." Devamıyla izah eder misiniz?

  99. "Peder ve valideye karşı muhabbetin, Cenab-ı Hak hesabına olduğu için, hem bir ibadet, hem de onlar ihtiyarlandıkça hürmet ve muhabbeti ziyadeleştirirsin..." İzah eder misiniz?

  100. "Evlâdına muhabbet ise, Cenab-ı Hakkın senin nezaretine ve terbiyene emanet ettiği sevimli, ünsiyetli o mahlûklara muhabbet ise, saadetli bir muhabbet, bir nimettir..." İzah eder misiniz?

Yükleniyor...