Barla Lahikası'ndaki oruç, kefaret ve tedahül meselelerinin geçtiği yeri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aziz, sıddık, müdakkik kardeşim Refet Bey,"

"Sorduğun suale en kolay ve ruhsatlı cevap senin cevabındır. Mülteka Şerhi Damad'ın ve Merâku'l-Felâh ikisi demişler: İki Ramazan için bir kefaret kâfidir. Müteaddid vâkıalara bir kefaret kifâyet eder. Çünkü tedâhül vardır. Ve hüve's-sahîh demişler."

"Hakikat nokta-i nazarında bu meselede azimet var, ruhsat var. Azimet hali, kuvveti müsait ise, her Ramazan için ayrı bir kefaret var."

"Fakat ruhsat ciheti, tedahül sırrına binaen, müteaddit Ramazan için bir kefaret farz, ayrı ayrı kefaret müstehap derecesinde kalır. Bu kefarette mânâ-yı ukubetle mânâ-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder."(1)

Burada Üstad Hazretlerine "Birden fazla oruç bozulmuş ise hepsine ikişer ay oruç kefareti gerekir mi?" diye sual olunuyor. Üstad Hazretleri de azimet ve ruhsat olmak üzere iki türlü fetva veriyor. Azimet noktasından sıhhati de müsait ise, her bozulan oruca iki ay kefaret tutulmasını tavsiye ederken; ruhsat ciheti ile de hepsine bir kefaretin yeteceğini ifade ediyor.

Tutulmayan oruçlar tedahül ettiği yani iç içe geçtiği için, bir suç hükmünü alıyor ve cezası da ona göre tekleşiyor. Malum hukukta bir suça iki ceza verilemez.

Fıkıhta bu hususa şöyle işaret ediliyor: Allah haklarında tedâhül cereyan eder. Bir kimse defalarca zina etse, hırsızlık yapsa, tek ceza yeterli olur. Çünkü cezadan maksat caydırmak, yıldırmak ve korkutmaktır; bu da gerçekleşmiş olur. Bu suçların cezasını uygulamak hâkime ait bir görevdir. (2)

Dipnotlar:

(1) bk. Barla Lâhikası, (273. Mektup).
(2) bk. es-Serahsî, el-Mebsût, Matbaatü's-Saade, IX, 185; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut 1328/1910, VII, 55 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dımaşk 1405/1985, IV, 13, 14.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Yusuf123321

Abi, ben, en son cümleyi soruyorum. Bu izah zten var. En son cümlenin izahını istiyorum

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Değerli kardeşimiz! sizin bu müdakkikane okumalarınız bizleri de şevklendiriyor. Bu son cümle olan "Bu kefarette mânâ-yı ukubetle mânâ-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder." hükmünün izahı şöyle olabilir: Keffaret dediğimiz şey, hem bir ukubet yani cezalandırma, hem de Allah'a itaatin bir ifadesidir. Yani keffarette bu iki şey gerçekleşmiş olmaktadır. Dolayısıyla bunun malayutak, yani kaldırılmayacak bir yük olmaması hem de hikmetinin yerine gelmesinin sağlanması gerektiğinden, vicdan ve imkana bırakılması gerekir. Asgari düzeyde herkesin yapması gerektiği miktarı icbar ile, diğerini de azimet ve takvaya bırakmak en maslahatlısıdır. 

Böylece ruhsata göre o zamana kadar bütün tutulmayan oruçlar için iki aylık oruç keffareti, hem cezayı hem de ibadeti karşılamaktadır. Ruhsatla amel etme mecburiyetinde olanlar da bunu taşıyabilecek olmasından onlara ağır gelmeyecek ve bu yük kaldırılmış olacaktır. Ama azimet sahiplerini de bu durum ruhen ve vicdanen tatmin etmeyeceğinden her ramazana bir keffaret tutmaya doğru şevk verecektir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yusuf123321

Evet, bu, çok güzel cevapdır. Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...