Bazı kimselerin bin senelik yolu bir günde, bazılarının da elli bin senelik yolu bir günde kat etmelerini nasıl anlamalıyız? Bu meseleye delalet eden iki ayet hangileridir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dördüncü Söz’de, “Kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğu”nun, amele ve takva kuvvetine göre farklı derecelerle kat edileceği haber verilmektedir.

Kabir hayatı çok çeşitlilik arz ediyor. Bazıları mahşer günü geldiğinde kendilerini sanki kabre biraz önce konmuş sanacaklar. Şehitler kendilerini ölmüş bilmeyecekler. İlim tahsil ederken vefat edenler orada ilimlerini ikmal edecekler. Haram dairesinde yaşayanlara kötü amelleri yılanlar, akrepler şeklinde karşılarına çıkacak ve onlara azap verecekler.

Kabir hayatı gibi, mahşerin dehşetini yaşama, “vakfe” denilen bekleme süresi, “mizan” ve “sırattan geçmenin şekli ve süresi” de herkes için farklı olacak.

"Bin senelik yolun bir günde kat edilmesi", “sürati” ifade etmek içindir. Söz konusu yolun, normale göre yaklaşık “üç yüz altmış bin kat” daha kısa bir sürede gidileceğini ifade eder. Bu söz, temsili hikâyedeki şu ifadenin karşılığıdır:

“Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.”(1)

Diğer rakam da bu manada değerlendirecektir.

İki ayet ise:

“Gökten yere kadar (bütün) işleri o tedvir eder. Sonra da o (iş) sizin saymakta olduklarınıza göre (size göre) bin yıl miktarında olan bir günde ona yükselir." (Secde, 32/5)

“Melekler ve Ruh (Cebrail), miktarı elli bin sene tutan o makamlara bir günde yükselirler.” (Meâric, 70/4)

Bu iki ayette geçen “bin senelik” ve “elli bin senelik” mesafe hakkında müfessirler birçok görüşler beyan etmişlerdir. Üstadımızın beyan ettiği görüş aynı zamanda İbn-i Abbas’ın da görüşüdür.

Üstadımıza göre: Bu mesafenin uzaklığı aynı olmakla birlikte, bu mesafeyi kimileri bin yılda, kimileri de elli bin yılda kat etmektedirler. Kimileri ise şimşek ve hayal gibi bir anda kat ederler. Herkes ameline göre bir hıza sahip olur.

Ebu Said el-Hudri'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte:

“O, miktarı elli bin sene olan bir günde olacaktır.” buyrulması üzerine:

“Ey Allah'ın Resulü! Bu ne kadar uzundur?” dedim. Hz. Peygamber (s.a.v.):

“Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, o mümin için hafifleştirilecektir. Hatta dünyada kıldığı bir farz namaz kadar hafif olacaktır.” bu­yurdu.(2)

Yine ayette geçen “elli bin sene" tabiri hakkında İbn Abbas Hazretleri der ki:

“Bu kıyamet günüdür. Cenab-ı Hak kâfirler üzerin­de onu elli bin sene kadar kılar, sonra onlar istikrar için cehenneme gönderilirler.”

İmam Kurtubi: “İbn Abbas'tan gelen bu yo­rum, bu ayetin yorumları arasında en güzel olanıdır.” der.

İbnu-l Müseyyeb der ki: “Bu ayet kıyamet gününe işa­ret etmektedir. Yani yüce Allah bu günü kâfirler için öyle bir zorlaştırmış ola­caktır ki, onlara elli bin yıl gibi gelecektir.”

Kıyamet kopup kabirlerden çıkıldığında, insanlar mahşer meydanına doğru yol alacaklardır. Mahşer meydanı çok uzun bir mesafededir. İşte bu mesafeyi kimileri sürünerek kat edecek, kimileri düşe kalka gidecek, kimileri koşacak, kimileri de rüzgâr gibi, şimşek gibi ve hayal gibi geçecek ve bir anda yolu tamamlayacaktır. Herkes ameline göre bir hıza sahip olacaktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Dördüncü Söz.
(2) bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/75.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...