Bazı Nur talebeleri, neden namazda okunan Kur'an-ı Kerim'i veya tesbihatları makamında okumayıp, düz okuyorlar?
- Biri de düz okuyup manaya ehemmiyet vermenin daha doğru olduğunu söyledi. Yani camilerdeki gibi makamında okumaktan bahsediyorum; nasıl yapmalı?
Değerli Kardeşimiz;
Mühim olan tecvid kaidelerine uygun okumaktır. Makamlı okunacak diye bir kaide bulunmuyor. Hatta bazı alimler, abartılı bir şekilde makamlı okumanın caiz olmadığını bile ifade etmektedirler.
Ümmü Seleme ve Enes b. Malik'den gelen bilgilere göre
"Peygamberimiz (asm) Kur'an'ı tane tane okur, durulacak yerlerde durur, uzatılacak yerleri uzatırdı." (Buhari, Fedailü'l-Kur'an 29)
Bera b. Azib şöyle demiştir:
"Resulullah'ı yatsı namazında Tûr suresini okurken işittim. Ondan daha güzel sesli, yahut okuyuşu ondan daha güzel hiç kimseyi işitmedim." (Buhari, Ezan 102)
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sahabelerine okurken, kelimelerin ve ayetlerin manalarına dikkat çeker, ayetlerin verdiği mesajı anlatmaya çalışırdı. İslam âlimleri de Kur’an’ın her ayetini düşünerek, ondan ibret ve dersler çıkararak okurlardı. Acaba bizler de Kur’an’ı gerçek manasıyla okuyabiliyor muyuz?
Kur’an-ı Kerim’le ilk defa Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) muhatap olduğu gibi, ilk defa da o okumuştu. Ama asıl olarak Peygamber Efendimize (a.s.m.) Kur’an’ı okumasını öğreten Yüce Rabbimizdir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevlendirilmişti. Bu vazifesini ayet şöyle bildiriyor:
“Kur’an’ı Biz sure sure, ayet ayet ayırdık ki, insanlara fasılalar halinde okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın.” (İsrâ, 17/106)
Bunun için Kur’an bir kalp ve gönül rahatlığı içinde huşû ile okunmalı, ayetlerin mana derinliğini düşünmeye çalışmalı ki, istifade ve hissemiz fazla olsun. Rabbimiz de Kur’an’ın bu şekilde okunmasını emrediyor:
“Onlar Kur’an’ın manasını düşünerek okumazlar mı?” (Nisâ, 4/82)
“Sana indirdiğimiz şu kitap çok mübarektir. Akıl sahipleri onun ayetlerini düşünsünler, ondan öğüt alsınlar.” (Sâd, 38/29)
Hz. Ebu Zer’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir gece sabaha kadar şu ayeti tekrar etti:
“Ey Rabb’im, eğer Sen onları azabına çarptırırsan, onlar Sen’in kullarındır. Şayet bağışlarsan, muhakkak Sen hükmü her şeye galip, her şeyi hikmetle yapansın.” (Maide, 5/118)
Ashab-ı Kiram’dan bazı zatlar, kendilerine tesir eden ayetleri sık sık tekrarlar, saatlerce üzerinde düşünürlerdi. Bu hususta Elmalılı Hamdi Yazır şöyle der:
“Ehl-i Kur’an, Kur’an’ı bir eğlence gibi okumaz. Elfazını (kelimelerini), maânisini (manalarını), ahkâmını (hükümlerini) cidden gözete gözete dikkatli, saygılı ve devamlı bir surette ve bilmediklerini, anlamadıklarını ehlinden sora sora, hüsnüniyetle, temiz kalp, temiz ağızla okurlar. Gelişigüzel, baştankara bir eğlence gibi okumazlar. Şarkı, gazel, roman, hikâye yerine koymazlar. Kemal-i hürmet ve edeple okurlar.”
Netice olarak, tecvid kaidelerine uygun ve mana ağırlıklı okumak esas iken, bu okumayı ifrata kaçmadan ses ile de süslemek en güzelidir diye özetleyebiliriz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü