"Bîçare merhum Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Abdülbâki kurtulamadılar." Neyden kurtulamıyorlar, bir de bu iki zat hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

1943 yılı Sonbaharında, hükûmet eliyle Türkiye genelinde dindarlara karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Bu operasyonun asıl hedefi, Bediüzzaman Said Nursî ve talebeleriydi. Gerekçe, kanun yoluyla yasaklayamadıkları Ayetü'l–Kübrâ isimli risâlenin neşredilmesiydi. Bu risâle, gizlice İstanbul'da bir matbaada basılmıştı. Hiddete gelen o dönemin hükûmeti, bu işte dahli ya da ihmâli olan herkesi hedefe koymuştu.

Bediüzzaman ve 126 talebesini Denizli Hapishanesine sevk eden devrin ceberrut idarecileri, o tarihe kadar hemen hiçbir vukuatı olmayan ve hiç karışmadıkları Şeyh Arvasî ile 24 talebesini de sürgün yoluyla cezalandırma cihetine gitti.

Bu noktada, On Üçüncü Şuâ'da zikredilen şu ifade, fevkalâde dikkat çekici:

"...Bir seneden beri, gayet dikkatle içimize casusları sokan ve safdil ve cür'etkâr talebelerin ifşaatını zapteden ve bil'iltizam bizi perişan ve mesleğimizden pişman etmek için her vesileyi istimal eden, hatta aleyhimize Şeyh Abdülhakîm'i sevk ettikleri halde, onu ve Şeyh Abdülbâki'yi ve bana ara sıra itiraz eden Şeyh Süleyman'ı bizim gibi perişan eden adamlara karşı inkârlarınız ve kaçmanız, onların kanaati vicdaniye dedikleri düşüncelerinde beş para etmez."(1)

İsmi geçen iki zatın, çevreleri geniş ve hatta birisinin çok yakın bir akrabası da milletvekilliği yapmıştır. Buna rağmen saldırılardan kurtulamamışlardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Şuâlar, On Üçüncü Şua.
- Abdulhakim Arvasi.
- Abdulbaki Arvasi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...