"... 'Bismillâhirrahmânirrahîm' de, o hakikate yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyâcâtın elemlerinden kurtul. Ve o Sultan-ı Ezel ve Ebedin tahtına yanaş..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak, bir hadis-i kudside "Rahmetim gazabımı geçti de mahlûkatı yarattım." (1) buyurmaktadır.

Bütün mahlûkatın ve bizim var olmamız ve Allah’a muhatap olmamız Cenab-ı Hakk’ın sonsuz merhameti ve şefkati iledir. Bu merhamet ve şefkatin en bariz unvanı besmelenin içindeki iki mübarek ve bereketli isim olan Rahmân ve Rahîm isimleridir.

İman eden insan; “vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyâcâtın elemlerinden” kurtulur. Bütün varlıkları cünudullah yani Allah’ın askerleri bilen ve hepsinin Allah’ı hamd ile tesbih ettiklerini düşünen insan için vahşet yani kimsesiz ve sahipsiz olma söz konusu değildir. O, bütün mahlûkatı kendine dost bilmekle onlardan gelmesi muhtemel bütün zararlardan da emin olur.

İman eden bir kimse Allahın kendisinine “şah damarından daha yakın” olduğunu bildiğinden onun için vahşet söz konusu olamaz.

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf Suresi, 16)

(1) bk. Aclunî, Keşfü'l-Hafâ, 1/448.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ender56

"Bismillahirrahmanirrahim de" Bundan maksat besmelenin hakikatimi?ve bu hakikatle insan Allah'ın rahmetine ulaşılırmı diyor üstad?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Besmelede Allah, Rahman ve Rahim olmak üzere Allah’ın üç ismi bulunuyor. Bu isimlerden Rahman ve Rahim isimleri rahmet ve şefkati ifade ediyor. Rahman ve Rahim isimlerinin tecellileri ise kainatın en büyük en parlak en göze çarpan hakikatleri oluyorlar. Üstadımız bu hususu şu şekilde ifade ediyor:

"Şu hadsiz kâinatı şenlendiren, bilmüşahede, rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcudatı ışıklandıran, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlûkatı terbiye eden, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve, bir ağacın bütün heyetiyle meyvesine müteveccih olduğu gibi, bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturan, bilbedâhe, rahmettir. Ve bu hadsiz fezayı ve boş ve hâli âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşahede, rahmettir. Ve bu fâni insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhatap ve dost yapan, bilbedâhe, rahmettir."

Ayrıca Allah’ın rahmetine ulaşmada ya da rahmetini üzerine çekmede besmele bir anahtar vazifesi görüyor. Üstadımız bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Ey insan! Madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve medetkâr bir hakikat-i mahbubedir. Bismillâhirrahmânirrahîm de, o hakikate yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyâcâtın elemlerinden kurtul. Ve o Sultan-ı Ezel ve Ebedin tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatiyle ve şuââtıyla o Sultana muhatap ve halil ve dost ol."

"Ey insan! Bil ki, o rahmetin arşına yetişmek için bir miraç var. O miraç ise, Bismillâhirrahmânirrahîm'dir."

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...