"Cin ve inse nida edip müjde veriyor, diyor ki: Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman..." İzah eder misiniz, cinler de toprağa girecek mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mezaristan ayrı bir ülke ismi gibidir. Bu dünyadan o ülkeye göçülür. Daha sonra diriliş, mahşer, mizan, sırat safhalarından geçilerek, İnşallah, ebedî saadet menzili olan cennete varılır.

İmanı ve salih amelleriyle cennet yolcusu olan bir müminin mezaristana göçtüğünde, bu dünyada bıraktığı malı ve mülkü cennete nisbet edildiğinde gölgenin gölgesi kadar da kalmaz. İnsan geride bıraktıklarına değil, ileride mazhar olacağı büyük nimetlere nazar etmeli ve yolculuğunu bu şuurla sürdürmelidir.

Dar bir toprağa giren, ruh değil bedendir. İman ile göçen bir müminin ruhu, bu dünya kayıtlarından kurtulmakla berzah âlemi diye adlandırılan -dünya ahiret arası- bir menzilde varlığını sürdürecek, cennet bahçelerinden bir bahçe hükmündeki o berzah hayatında dünyadan çok daha saadetli yaşayacaktır.

Nitekim dersin devamında şöyle buyurulur:

“Ne mutlu sizlere ki hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz.” (Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam)

"Toprağa girmek" tabiri, her canlının ölümü tadacağını ifade etmektedir.

Melekler de canlıdır, ama onların cesetleri nurani olduğu için toprakla bir alakaları yoktur.

Cinlerin de insanlar gibi hem ruhları hem de cesetleri vardır. Lakin cinlerin bedenleri nurani olduğu için toprak olmaları söz konusu değildir. Ama nuraniyet toprağında kaybolup çürürler diyebiliriz.

Yani cinler öldükten sonra kendi topraklarına girerler, ille de bizim toprağımıza girmeleri gerekmiyor.

"Tecrübeler ve araştırmalar neticesinde anlaşılan şudur: cinler de insanlar gibi canlı, şuurlu, akıllı varlıklardır. Yalnız akıl ve muhakeme konusunda insan daha üstündür. Cinlerin sür'at ve görüntü verme, geçmişe gidip gelme gibi bizden üstün tarafları da vardır. Bizim gibi onların da ruhları vardır. İnsan öldüğü zaman ruhu ulvi âlemlere gider, bedeni ise toprağa verilir. Bir müddet sonra ceset çürür ve toprak olur.

Cin öldüğünde ise ruhu, berzah âlemine gider, vücudu ise başka bir mahiyette yine yeryüzünde enerji olarak bulunur..."(1)

1) bk. Cinlerin ölümü hakkında bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 15.866
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mtahir42

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ara sıra cinlerden de bahsetmesi sebebi nedir ? Burada neden bahsedilmiş. Acaba bu derslere onlarda ortamlarda veyahut kendi alemlerinde okudukları için olabilir mi? Yoksa başka bir hikmeti mi vardır?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mtahir42

Cin öldüğünde ise ruhu, berzah âlemine gider, vücudu ise başka bir mahiyette yine yeryüzünde enerji olarak bulunur. Birde burada Cinlerin öldükten sonra yeryüzünde enerji olarak kalmasını kısmını anlayamadım detaylı açıklar mısınız size zahmet? Alttaki konuya baktım ama oturmadı tam manalar? Allah razı olsun..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin eserlerinde cinlerden bahsetmesi, Kur'an-ı Kerim'in bu konudaki ayetlerinin bir nevi tefsiri ve kainatın bütünlüğünü açıklama gayesi taşır. 

Risale-i Nur Dersleri ve Cinlerin İştiraki

Üstad'ın cinlerden bahsetmesinin temel sebebi, Kur'an'ın sadece insanlara değil, aynı zamanda cinlere de hitap etmesidir (İnsan ve Cin Peygamberi - Resulü's-Sekaleyn). Risale-i Nur, Kur'an'ın bu asırdaki hakikatli bir tefsiri olduğu için bu derslerden cinlerin de istifade etmesi gayet fıtri bir durumdur.

Temsil ve Muhataplık: Kainat sarayının seyircileri sadece insanlar değildir. Melekler ve cinler de bu muazzam sanat eserini alkışlamakla görevlidir.

Derslere İştirak: Nur derslerinin yapıldığı ortamlarda, hatta Üstad'ın bizzat kendi ikametgahında cinlerin (özellikle mümin olanlarının) bu dersleri dinlediğine dair pek çok hatıra ve işaret vardır. Üstad, bu hakikatleri anlatarak aslında tevhid davasının sadece maddi alemde değil, manevi ve latif alemlerde de hüküm sürdüğünü göstermek ister.

Cinlerin Ölümü ve Enerji Meselesi

Cinlerin ölümü ve sonrasındaki "enerji" durumu, onların yaratılış fıtratıyla (nar-ı semum/dumansız ateş) doğrudan ilgilidir.

Mahiyet Farkı

İnsan topraktan, yani katı ve yoğun bir maddeden süzülmüştür. Cinler ise ısı, ışık ve ateşin bir türü olan latif (şeffaf/akıcı) bir maddeden yaratılmıştır.

Enerji Olarak Kalma Durumu

Bir cin öldüğünde, ruhu -insanlarda olduğu gibi- Berzah alemine (kabir alemi) geçer. Ancak geride kalan "bedeni" (yani o latif madde), insanın toprağa karışan cesedi gibi bir dönüşüm geçirir:

Dağılma ve Dönüşüm: İnsan cesedi çürüyüp aslı olan toprağa dönerken, cinlerin "ateş/enerji" tabanlı bedeni de aslı olan esir (ether) veya elektromanyetik enerji havuzuna geri döner.

Gözle Görülmeme Seviyesi: Onların cesedi bizim anladığımız manada bir "et-kemik" yığını oluşturmaz. Dağıldıklarında, zaten çok düşük yoğunlukta olan yapıları, atmosferdeki veya kainattaki genel enerji seviyesine karışır.

Yeryüzünde Kalma: "Yeryüzünde enerji olarak bulunur" ifadesi, onların maddesinin (atomaltı seviyede veya latif bir boyutta) bu dünya semasında veya atmosferinde dağılmış vaziyette durması demektir. Yani ruh Berzah'ta makamını bulurken, o latif cesedi oluşturan atomlar/enerji parçacıkları kainatın genel enerji sirkülasyonuna dahil olur.

Özetle: İnsan ölünce toprağa, cin ölünce (enerji tabanlı olduğu için) kozmik enerji havuzuna iade edilir.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...