"Doğruluk", "Sıdk", "Yalan Söylememek" farklı mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Doğruluk" imanda, amelde ve ahlakta istikametli olmayı ifade eden umumi bir mefhumdur.

"Yalan söylememek", bildiğimiz manada yalan konuşmamak manasına geliyor.

"Sıdk" ise, dünyanın her halinde yani bollukta darlıkta, zenginlikte fakirlikte, elemde lezzette, acı tatlı her durumda, kalbin istikamet üzere kalabilme halidir.

Sıdk, lügat olarak, kizbin / yalanın zıddıdır; doğruyu söylemek, söz söyleyince haktan ayrılmamak gibi bir manaya gelir. Ancak yaygın kullanışı içersin de sadece sözdeki doğruluk için kullanılmaz.

Sıdk; doğru söz, hakikate muvafık olan, bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması ve ahdinde sâbit ve daim olmak gibi birçok manalara geliyor.

Sıddık; çok doğru, çok dürüst demektir. Istılah manası ise hakta ve doğrulukta şiddetli sebat ve sarsılmamak demektir. Dünyanın en azaplı hali ile en cazip ve çekici hali, sıddık birisini yolundan şaşırtmaz istikametini bozamaz. Kalbindeki iman öyle bir seviyededir ki dünyanın hiçbir hali bu kimseyi sarsmaz ve yolundan çevirmez. İmanı çelik gibi metin ve sağlamdır. Sıddıkiyet makamı nübüvvet makamından sonra gelir ki, bu makamın piri Hazreti Ebu Bekir (ra)’dır.

Üstad Hazretleri sıdkı en güzel şu ifadeler ile izah ediyor:

"İslâmiyet’in esası sıdktır. İmanın hassası sıdktır. Bütün kemâlâta îsal edici sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır. Âlem-i İslâmın nizamı sıdktır. Nev-i beşeri kâbe-yi kemâlâta îsal eden sıdktır. Ashab-ı Kiramı bütün insanlara tefevvuk ettiren sıdktır. Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'ı meratib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran sıdktır." (İşarat’ül İ’caz, Bakara Suresi, 9 ve 10. Ayet Tefsiri)

İmam-ı Gazali bu kelimenin, “niyet,” “irade,” “vefa,” “azîm” ve “amel” gibi başka hususlardaki sadakat ve doğruluğu ifade etmek için de kullanıldığına dikkat çeker ve en üstün derecesinin, dinin bütün makamlarında [havf (korku), reca (ümit), tazim (saygı,), züht, rıza, tevekkül, muhabbet vs.] yer verilen sadâkat ve doğruluk olduğunu söyler.(1)

Sıdk ve doğruluk, aşırılığın her çeşidinden uzak durup, her işte itidal üzerine bulunmak, din ve akıl dairesinde yürümek manalarına gelir.

İslâm dinine göre istikamet, Allah-ü Teâlâ Hazretlerinin varlık ve birliğiyle beraber esma ve sıfatlarına iman edip, O’na şerik koşmamak ve O’nun emirlerini yapıp, nehyettiği şeylerden kaçınmaktır. Fert ve cemiyetin hukukunu muhafaza edip Peygamber Efendimiz (asm.) sünnetine tabi olup özünde ve fiilinde İslâmiyet’i iltizam etmektir. Allah’a verilen ahdi yerine getirmektir. Her an O’nun murakabe ve nezaretinde olduğunu bilmektir. İnsanın en güzel meziyet ve vasıfları arasında doğruluk en başta gelir. Dürüstlük her şeyde itidalli olmaktır. Akıl ve İslâmiyet dairesinde yürüyen, dünyevi ve uhrevi vazifelerini İslâmiyet’e göre yapan bir Müslüman sırat-ı müstakim üzeredir. İstikamet üzere olan bir insan toplumun en değerli ferdidir.

Sıdk, insanın sözüne, fiiline ve itikadına şamil olduğundan; dinin direği, edebin rüknü, mürüvvetin aslıdır. Bundan dolayı, bütün meziyetlerin ve güzel sıfatların membaı, insaniyetin şerefi ve ahlâk-ı hasenenin ziynetidir.

Cenab-ı Hak istikametle yaşayanları şu ayet-i kerimesi ile müjdelemektedir:

“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra istikamet üzere, doğru yolda yürüyenler yok mu, işte onların üzerine melekler inip; “Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vaad edilen cennetle sevinin!” derler.” Fussilet Suresi, 30)

(1) bk. İbnuManzûr, Lisanü’l-Arab 10, 193. Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, X/5.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...