"Dua bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, halisen livechillah olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile ona iltica etmeli, rububiyetine karışmamalı. Tedbiri ona bırakmalı, hikmetine itimat etmeli, rahmetini itham etmemeli." Bu cümleyi izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dua bir ibadettir; insanın âcizliğini ve fakirliğini idrak edip, kudreti sonsuz, rahmeti nihayetsiz ve iradesi mutlak olan Cenab-ı Hakk’a sığınması, ondan medet dilemesi ve ona teslim olup tevekkül etmesidir.

Bu inceliğe ayette şu şekilde işaret ediliyor:

“De ki: Duanız olmazsa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?..” (Furkan, 25/77)

İnsan, Allah’a karşı âcizliğini ve fakirliğini ne kadar hissederse, ibadeti de o nisbette ihlaslı ve samimi olur; makbuliyeti ziyadeleşir.

İnsan işlerinde kendi gibi âciz ve fakir sebeplerden medet beklerse, o zaman tedbiri Allah’a bırakmamış, hikmetine itimat etmemiş, rahmetini de itham etmiş olur. Bu durumda dua özünü kaybeder ve bir kışırdan ibaret olur. İnsan Allah’a teslim olmalı, kadere rıza göstermeli, onun hikmetine itimat etmeli ve rahmetini itham etmemelidir.

"Tedbiri ona bırakmak" demek, sebeplerden bütün bütün el çekmek manasına gelmiyor. Âdetullah muktezası olarak insan, tarlasını eker, lüzumlu ihtimamı gösterir, sebeplere riayet ettikten sonra Allah’a tevekkül eder, neticeyi ondan bekler ve hakkına razı olur. Tarlayı ekmeden mahsul alınmayacağını bilir, ama tohumun da tarlanın da bir sebep olduğunu unutmaz.

Bir hasta, doktorun verdiği ilaçları kullandıktan sonra Allah’a tevekkül eder ve sabır içinde şifa bekler. Bilir ki hekim de ilaçlar da birer sebeptir, Şâfi-i Hakiki ise Allah’tır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...