"Eazım-ı müçtehidin hapis çekmiş ve İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur’an’ın bir tek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş..." Bu hangi meseledir acaba?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem kalbime geldi ki, madem İmam-ı Âzam gibi eâzım-ı müçtehidîn hapis çekmiş ve İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur’ân’ın bir tek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût etmemiş. Ve pek çok imamlar ve allâmeler, sizlerden pek çok ziyade azap verildiği halde, kemâl-i sabır içinde şükredip sarsılmamışlar." (Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, On Altıncı Rica.)
Ahmet bin Hanbel (ra)’in davası, meşhur "mihne davası"dır.
Mutezile mezhebi Allah’ın kelam sıfatını inkâr ettikleri için, “Kur’ân-ı Kerim Allah’ın kelam sıfatından değil, yaratma sıfatı olan kudret sıfatından gelmiştir”, diyerek, Ehl-i sünnete muhalefet ediyorlar. Mutezile mezhebinin "Kur’ân-ı Kerim mahlûktur, yani yaratılmıştır." demelerinin ardında, Allah’ın hak ve sabit olan kelam sıfatını inkâr vardır. Bu da Ehl-i sünnet akidesine ters bir düşüncedir.
İşte Ahmed bin Hanbel (ra) bu batıl düşünceye muhalefet etmiş; "Kur’ân mahluk değildir." diyerek, onun kudret sıfatından değil, sabit ve daimi olan kelam sıfatından gelen bir hidayet rehberi olduğunu ilan etmiştir.
O dönemlerde Abbasi halifeleri Mutezile mezhebini savunduğu için, iktidar sultasını da kullanarak başta Ahmed bin Hanbel olmak üzere Ehl-i sünnet âlimleri üzerinde büyük bir baskı uyguluyor ve zulüm ediyorlardı. İşte Ahmed bin Hanbel’in çektiği bu sıkıntılara ve maruz kaldığı zulümlere tarih “mihne” adını veriyor. Üstad Hazretlerinin de işaret ettiği hadise budur.
Mihne Nedir?
Mu'tezile'nin devlet otoritesi ve resmi mezhebi haline geldiği, yaklaşık 198-232/813-846 yılllarını kapsayan bu dönem, Ehli sünnet âlimleri ve müslüman halk açısından ve ızdırabın hüküm sürdüğü bir dönem olmuştur. Mu'tezile doktrinini devletin resmi görüşü olarak benimseyen, devrin hükümdarları el-Me'mun, el-Mu'tasım ve el-Vâsık, bununla yetinmeyip resmi organlar vasıtasıyla halkı da bu görüşleri kabullenmeye zorladılar. Özellikle, Kuran-ı Kerim'in yaratıldığını varsayan (Halku'l-Kur'ân'ı* Mu'tezîli görüşün devlet eliyle zorla kabul ettirilmeye çalışıldığı bu dönem, İslâm mezhepleri tarihinde "mihne" olarak bilinmektedir. Başta Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) olmak üzere, resmi düşünceye karşı çıkan pek çok İslâm âlimi, bu tutumlarından dolayı mahkûm edilip işkenceye maruz kaldılar.
Bir tür Engizisyon anlamına gelen "mihne" el-Me'mun'dan sonra, el-Mu'tasım ve el-Vâsık dönemlerinde de şiddetini artırarak devam etti (Macid Fahrî, İslâm Felsefesi Tarihi, Çev. Kasım Turhan, İstanbul I987, s. 54).
Başlangıçta hür düşüncenin savunucusu olarak ortaya çıkan Mu'tezile, bu halifeler döneminde tam aksi bir pozisyonda bulunmuştur. Mu'tezile'nin parlak dönemi ve dolayısıyla "mihne" hadisesi, el-Vâsık'ın ölüp yerine el-Mütevekkil (247/861)'in geçmesiyle son buldu. Mu'tezilî düşünce daha önce el-Mehdî ve el-Emîn'in halifelik dönemlerinde de hüküm giyip cezalandırılmıştı. Fakat asıl darbe el-Mütevekkil'den geldi. Mu'tezile Mütevekkil'in hilafetiyle devlet kademelerinden kovuldu ve giderek gerilemeye başladı. Bu mezhep, sonraki asırlarda Büveyh oğulları ve Selçuklu sultanı Tuğrul Bey dönemlerinde rağbet görmüşse de bir daha eski itibarına kavuşamamıştır (Kemal Işık, Mu'tezile'nin Doğuşu ve Kelâmî Görüşleri, Ankara 1967, s. 59 vd.; Bekir Topaloğlu, Kelâm İlmi, İstanbul 1981, s.183).
Mezhepler tarihi kaynakları, Mu'tezile'nin çöküşünü hazırlayan sebepler arasında, "mihne" hadisesini, Mu'tezile'nin akla ifrat derecede önem vermesini ve bu arada el-Eş'arî ile el-Matüridî'nin öncülüğünde Ehl-i Sünnet ilm-i kelâmının zuhur etmesini göstermektedirler (İrfan Abdülhamit, İslam'da İtikadî Mezhepler ve Akaid Esasları, Çev. M. Saim Yeprem, İstanbul 1981, s.125; Bekir Topaloğlu, Kelâm İlmi, İstanbul 1981, s. 183).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü