"Aklı hâkim yapan mütehakkim" Mutezile hakkında bilgi verir misiniz, Ehl-i sünnetten ayrılan hususiyetleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tabiinin büyüklerinden, zahid, muhaddis, fakih ve müfessir Hasan-ı Basrî Hazretlerinin, Vasıl b. Ata (H.80/M.699) isimli bir talebesi vardı. Bir gün Hasan-ı Basrî Hazretlerinin huzuruna gelen bir zat, Haricileri kastederek, “Zamanımızda bir cemaat ortaya çıktı ki, onlar günah-ı kebairi işleyenlere kâfir hükmü veriyorlar. Bu hususta kanaatiniz nedir?” diye sorduğunda, Hasan-ı Basrî Hazretleri daha cevap vermeden, Vasıl b. Atâ şöyle cevap verir; “Bana göre günah-ı kebâiri işleyen ne mümindir, ne de kâfirdir. Çünkü mümin olsa günah-ı kebâir işlemez. İman hakikatlerine inanan kimseye de kâfir denilmez.” Bunun üzerine, Hasan-ı Basrî Hazretleri, “Bu bizim itikadımızdan i’tizal etti (ayrıldı).” buyurdular. Bu vakıadan sonra, Vasıl b. Atâ’nın fikrinde olanlara, i’tizal edenler manasına gelen Mu’tezile lakabı verildi.

Vasıl b.Ata’nın; “Büyük günah işleyen ne mümindir ne de kâfirdir, o ancak fasıktır.” demesine mukabil Hariciler, bilhassa da onun Ezarika kolundan olanlar daha da ileri giderek büyük günah işleyen mü’minleri tekfirle itham etmektedirler.

Mu’tezile mezhebi, Emeviler döneminde fikrî bir hareket olarak kendini göstermiş, Abbasîler döneminde ise, devletin resmî fikri hâline gelmiştir. "Kur’ân mahluktur." iddialarını reddedenlere çeşitli eza ve cefa etmişlerdir. Ahmed b. Hanbel on sekiz ay hapis yatmış, Yusuf b. Yahya, Nuaym b. Hammad, Ahmed b. Nasr gibi bazı zatlar işkence neticesi vefat etmişlerdir.

Mu’tezile mezhebi, Abbasiler döneminde iki yüz yıl boyunca devletin resmî mezhebi olur.

Burada Mu'tezilenin iki mühim hususiyeti ifade edilmiştir:

1. Aklı hâkim yapmaları,
2. Mütehakkim olmaları.

Aklı hâkim yapmaları, mu'cize gibi aklı zorlayan konularda nassı esas almak yerine, aklı esas alıp tevil cihetlerine gitmeleri gibi durumlardır.

Keza, Mu'tezileye göre, insanların mesul olabilmeleri için kendi fiillerinin yaratıcısı olması gerekir. Gerçi bu fikirlerini Allahı tenzih niyetiyle yapmışlardır. Niyette isabet etmekle beraber, fikirde isabet edememişlerdir.

Baskıcı olmaları ise, görüşlerini devlet otoritesini kullanarak dayatmalarıdır. Bilhassa “Kur’an mahlûktur.” görüşü, ulemaya zorla kabul ettirilmek istenir. Kabul etmeyenlere kuvvet tatbik edilir. İmam-ı Azam, Ahmed b. Hanbel gibi nice âlime sıkıntı verilir, işkence yapılır.

Bu fırkanın Ehl-i Sünnet inancından ayrıldıkları hususlar:

1. Cenab- Hakk’ın sıfatlarını kabul etmezler.

2. Kaderi inkâr ile küfür, şer, zulüm ve sair isyanları Rabb-i Celil’in takdir buyurmadığını ve yaratmadığını iddia ederek, “Kul fiilinin hâlıkıdır (yaratıcısıdır).” derler.

3. Küfür ile iman ortasında üçüncü bir mertebenin daha bulunduğuna inanırlar. Onlara göre, büyük günahları işleyen bir kimse, iman ile küfür arasında kalır, ne mümin ne de kâfir olur.

4. Cemel ve Sıffîn muharebelerinde iki taraftan birinin mutlaka haksız olduğunu ve tayin etmemekle birlikte bu haksız tarafın fâsık olduğunu ileri sürerler.

5. Bu ekolün mensupları aklı esas kabul ederler. Akıllarının almadığı sahih hadisleri inkârda bir sakınca görmezler. (Zehebi, Muhammed Hüseyn, Et-Tefsir vel- Müfessirun, Daru İhyai’t- Türasi’l- Arabî, Beyrut, ts, I, 373)

6. Rüyetullahı reddederler.

7. “Kur’an mahluktur." derler.

8. Kaderi inkâr ederler.

9. "Allah, -haşa- beşer ve hayvanların fiillerinin Halıkı değildir." derler. (Bağdadi, Hatib, el-Fark beyne'l-Fırak, Mektebetu Darut- Türas, Kahire, s. 114-115)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ufukalem
"Yoksa aklı hâkim yapan mütehakkim Mutezile gibi kendilerini Hâlıkın işlerine rakip ve müfettiş tahayyül edip Hâlık-ı Zülcelal'i mesul tutmak mı istiyorlar?" Bu cümledeki "Hâlıkın işlerine rakip ve müfettiş tahayyül edip Hâlık-ı Zülcelal'i mesul tutmak " ne demek, nasıl oluyor?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Aklı vahyin önüne geçirmek vahyi akla göre yorumlamak bir yönü ile aklı vahye rakip ve alternatif görmektir. Mesela güzel güzel olduğu için Allah güzele güzel demek zorunda demeleri bir yönü ile Allah'ı haşa mecbur kılmak anlamına geliyor. Oysa Allah bir şeye güzel der oda güzel olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...