"Ata et, arslana ot atmayınız." ile "Su-i tesir ve aksülamel ve tahdiş-i ezhan gibi bir zarar vermedikleri" ifadesini nasıl telif edebiliriz? Neden her risale herkese verilmemeli?
Değerli Kardeşimiz;
"Kastamonu’nun dağında bağırarak mükerrer defa dedim: 'Kardeşlerim, ata et, arslana ot atmayınız.'
Yani 'Her risaleyi herkese vermeyiniz, ta bize taarruz edilmesin.' " (Lem'alar, 26. Lem'a, On Altıncı Rica)
Mesela, imanı olmayan birisine namaza dair Dördüncü Söz okunmaz. Bu tarz insanlara önce imanı ispat eden Risalelerin okunması gerekir, imanı kazandıktan sonra diğer risaleler okunabilir.
Yani kişinin durumu, fikriyatı, hissiyatı dikkate alınarak Risaleler okunursa tesiri tam olur. Yoksa kişinin durumu ve fikriyatı hesaba alınmadan düzensiz rastgele okunursa yarar sağlamadığı gibi aksine bazen zarar bile verebilir.
Bu inceliği bu metot ve hikmetli tebliğ şekli "Ata et, aslana ot atmamak lazım." şeklinde ifade ediliyor. Yani tebliğ ve nasihat muhatabın durumu göz önüne alınarak yapılmalıdır. Aksi takdirde kaş yapayım derken göz çıkarmış oluruz. Fayda değil zarar, tamir değil tahrip etmiş oluruz. Hatta Üstad'ımızın başlarda gizlediği bazı risalelerin hikmeti de budur. Mesela Beşinci Şua, Birinci Şua, Rumuzat-ı Semaniye (29. Mektup, Sekizinci Kısım) gibi...
"Risaleler ise, şimdiye kadar hiç kimsede -çoklardan sorduğum halde- sû-i tesir ve aksülâmel ve tahdiş-i ezhan gibi bir zarar vermedikleri, doğrudan doğruya bir işaret-i gaybiye ve bir inâyet-i Rabbâniye olduğu bizce muhakkaktır." (Mektubat, 28. Mektup, Yedinci Risale olan Yedinci Mesele)
Burada Risale-i Nur'da bir yanlış, bir hata, insan zihnini bulandıracak, karıştıracak bir şeyin olmadığı ifade ediliyor. Yani hangi konu işleniyorsa o konu tam ve muvafık bir şekilde izah ediliyor, karşı tarafta bir yan etki bir kötü tesir bırakmıyor demektir. Yukarıda ise hakikatlerin kişilerin durumuna göre izah edilmesi söz konusu ikisi çok farklı şeyler.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
İki gün evvel, ism-i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzumesinin bahsini, Risale-i Nur mesleğine veçh-i tatbikini anlamamış. Demiş: “Bu da ehl-i fen ve kozmoğrafyacılar gibi bahseder” tevehhüm etmiş. Yanımda ona okundu, ayıldı. “Bu bütün bütün başkadır” dedi. Nur kimseyi incitmez, ışığı ile okşar fakat kişi gereksiz telakki ederek okumasa, müstefit olamayabilir