"Ebedî, sermedî, misilsiz bir cemal, elbette ayinedar müştakının ebediyetini ve bekasını ister..." Devamıyla birlikte izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hadis-i kudside;

“Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım.”(1)

buyuruluyor. Bu hadisin açıklaması sadedinde, Nur’un birçok derslerinde bilhassa On Birinci Söz’de Cenab-ı Hakk’ın, sonsuz kemalde olan isimlerini ve sıfatlarını tecelli ettirmek ve “manevi cemalini” göstermek istediği geniş şekilde izah edilmiştir. Bu manevi güzellikler ise ancak ayinelerde tezahür etmekle bilinebilirler. Mesela, Rezzâk isminin manevi güzelliği rızıklarda seyredilir. Muhyi isminin manevi güzelliği hayat sahiplerinde kendini gösterir.

Esma-i ilahiyenin en câmi’ ayinesi insandır. İnsan bütün esmaya ayna olmakla kalmamış, bu tecellileri hem ilmen bilmiş, hem de kalb ve ruh âleminde bunları hissetmiştir.

İşte "âyinedar müştak" ifadesi, insanın bu tecellilerle kazandığı şereften ve mazhar olduğu ihsandan son derece memnun olduğunu, sevindiğini ve bu sevincin aşk derecesine çıktığını ifade eder. Misal olarak Muhyi ismi üzerinde biraz duralım.

Bu güzel ismin tecellisiyle karıncadan balinaya kadar bütün hayvanlar hayat nimetine kavuşmuşlardır. Ancak hayatın ne olduğunu, bu hayatın devamı için bütün kâinatın o canlının imdadına nasıl koştuğunu bilen sadece insandır. Diğer canlılar, hayatın zevkini kendi âlemlerinde tatsalar da bu külli tefekkürden ve onun neticesi olan bu külli hamd ve şükürden mahrumdurlar. Eğer ruh, baki olmazsa ve ebedî bir hayat bulunmazsa, insanın bu külli şuuru ve şükrü akim kalır. Yine Üstadımızın ifadesiyle “muhabbeti adavete kalbolur.”

Devamında da aynı mana iki ayrı yönüyle tekrar nazara verilmiştir:

"Hem kusursuz, ebedî bir kemal-i sanat, mütefekkir dellalının devamını taleb eder. Hem nihayetsiz bir rahmet ve ihsan, muhtaç müteşekkirlerinin devam-ı tenaumlarını iktiza eder."(2)

Birinci cümlede, ruhun baki olmaması halinde bu sanatlı mahlukları seyredip hayran kalan insanların yokluğa atılmaları, çok mükemmel bir sanat sergisini ziyaret edenlerin, binanın çıkışında idam edilmelerine; ikinci cümlede ise mükemmel bir ziyafete davet edilenlerin, davet sonunda hayatlarına son verilmesine benzetilmiştir.

Dipnotlar:

1) Acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 132.
2) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...