"Çünkü resûl, ubûdiyetiyle Hâlık’ın hüsnüne âyinedir." İzah eder misiniz; insan ubudiyet ile nasıl ayinedar olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve keza, ibadet, dünya ve âhiret saadetlerine vesile olduğu gibi, maaş ve maâde, yani dünya ve âhiret işlerini tanzime sebeptir ve şahsî ve nev'î kemâlâta vasıtadır ve Hâlıkla abd arasında pek yüksek bir nisbet ve şerefli bir rabıtadır."(1)
Hâlık’ın hüsnüne en mükemmel ve en parlak ayine resullerin, özellikle de Peygamber Efendimizin (asm.) kalbidir. Bütün müminlere de bu kemal ve bu hüsün, o mukades kalplerden akseder.
“Nebiyy-i Zîşânın (a.s.m.) makam-ı mahmûdu İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor.” (Mesnevî-i Nuriye)
“Resûl, ubûdiyetiyle Hâlık’ın hüsnüne âyinedir.” ifadesi hüsnün de en büyük vesilesinin ubudiyet olduğunu ders veriyor.
İbadetle ubudiyet farklı şeylerdir. İbadet belli vakitlerde yapılır, ubudiyet hatatımızın her anını kapsar. Halıkın hüsnüne ayna deyince, en evvel akla esma-i hüsna gelir. Yani Peygamber efendimizin (a.s.m) Esma- i hüsnaya nasıl güzel ayna olduğu, her bir esmaya azami derecede mazhar olması ile izah edilebilir. Yani Efendimiz (a.s.m), adalette, merhamette, şefkatte ve güzel ahlakta bizlere nasıl bir örnek olduğu esmaya bakan cihetlerle izahını yapmakla mümkündür. Çünkü Efendimiz bize rol modeldir. Yani Allah'ın en çok sevdiği model efendimizdir. Biz de ne kadar Efendimize uyarsak, "eğer beni seviyorsanız habibime ittiba edilecektir." Fermanına uyarak Allah'ın sevgisine mazhar kullardan oluruz. Evet Şeyh Galib'in dediği gibi; "Ayinedir bu âlem, her şey Hak ile kaim / Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür daim."
Allah, insanı iman ve ibadet için yaratmıştır. İnsan bu ibadeti ömrüne yayabilse o zaman bu ubudiyet sayesinde safileşir, manen terakki ve tekâmül eder. Esma-i İlahiyeye mükemmel bir ayine olur.
Üstad Hazretleri bu hakikate şöyle işaret ediyor:
Hazret-i Âişe (r.anha) her vakit derdi: خُلُقُهُ الْقُرْاٰنُ. Demek Kur’ân’ın tazammun ettiği bütün ahlâk-ı haseneye câmi’ idi. İşte o zât-ı kerîmde icmâ-ı ümmetle, tevâtür-ü mânevî-i kat’îyle sâbittir ki: İnsanların sîreten ve sûreten en cemîli ve en halîmi ve en sâbiri ve en şâkiri ve en zâhidi ve en mütevâzıı ve en afîfi ve en cevâdı ve en kerîmi ve en rahîmi ve en âdili; herkesten ziyade mürüvvet, vakar, afv, sıhhat-ı fehim, şefkat gibi ne kadar secâyâ-yı âliye varsa en mükemmel bir fîhriste-i nûranîsidir. Bunların içindeki nokta-yı i’câz şudur ki: Ahlâk-ı hasene çendan birbirine mübâyin değil, fakat derece-i kemâlde birbirine müzahamet eder. Biri galebe çalsa öteki zaifleşir.
Meselâ, kemâl-i hilm ile kemâl-i şecaat. Hem kemâl-i tevâzu ile kemâl-i şehâmet. Hem kemâl-i adalet ile kemâl-i merhamet ve mürüvvet. Hem tam iktisat ve itidâl ile tamam-ı kerem ve sehâvet. Hem gayet vakar ile nihayet hayâ. Hem gayet şefkat ile nihayet اَلْبُغْضُ فِى اللّٰهِ Hem gayet afv ile nihayet izzet-i nefis, hem gayet tevekkül ile nihayet içtihad gibi mecâmi-i ahlâk-ı mütezahime birden derece-i âliyede bir zâtta içtimâı, müzayakasız inkişafları mu’cizelerin mu’cizesidir. (Şuâât)
Hülasa; ubudiyet, insanın bütün hayatını tanzim edip hak yoluna koyan bir ilahî iksir olduğu gibi, safileşif manen güzelleşmesine vesile olur. Allah'ın hüsnüne kendi derecesine göre mazhar ve nüzhir olur. Esmanın nurlarını yansıtıp, etrafını nurlandırır. Yani Peygamber Efendimiz (asm) bütün güzel sıfatları en mükemmel şekliyle üzerinde toplayan yegane varlıktır. Evet, "Mu’cize-i Muhammedî, ayn-ı Muhammeddir (a.s.m.)"
Ek bilgi için tıklayınız:
- "Ayinedir bu âlem, her şey Hak ile kaim / Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür daim." Beytini izah eder misiniz?
- "Ahlâk-ı hasene çendan birbirine mübâyin değil, fakat derece-i kemâlde birbirine müzahamet eder. Biri galebe çalsa öteki zaifleşir..." Devamıyla izah eder misiniz?
Dipnotlar:
(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, Âyet: 21 ve 22.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü