"Ecram-ı ulviyeye dikkat edilse görünüyor ki, o ulvi âlemlerin tabakatında muhalefet var." Yedi kat semavat ile ilgili kaideleri açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
Kur’an, semavatı yedi tabaka olarak ifade ederken, bugünkü fen ilimleri bu tabakaları inkâr ederek semanın tek bir tabaka olduğunu iddia ediyor. Üstad Hazretleri de bu risalede bugünkü fennin inkârlarına cevap veriyor.
Sema âlemine dikkat ile bakıldığında cisimlerin sınıflara ve kısımlara ayrıldığı anlaşılıyor. Samanyolu sistemi ile diğer galaksi sistemleri arasında çok bariz bir sınıf farkı var. İşte Kur’an’nın yedi tabaka ile ifade ettiği mana, semaların sınıflarının ve tabakalarının çokluğuna işaret ediyor.
Bunun dışında yedi sema ifadesinde, sadece maddi âlemin semaları değil, gaybi âlemlerin semaları da dâhildir.
"Dördüncüsü: Ecrâm-ı ulviyeye dikkat edilse görünüyor ki, o ulvi âlemlerin tabakatında muhalefet var. Mesela, Nehrüssemâ ve Kehkeşan namıyla maruf, Türkçe Samanyolu tabir olunan, bulut şeklindeki daire-i azîmenin bulunduğu tabaka, elbette sevâbit yıldızların tabakasına benzemiyor. Güya tabaka-i sevâbit yıldızları, yaz meyveleri gibi yetişmiş, ermişler. Ve o Kehkeşandaki bulut şeklinde görülen hadsiz yıldızlar ise, yeniden yeniye çıkıp ermeye başlıyorlar. Tabaka-i sevâbit dahi, sadık bir hads ile manzume-i şemsiyenin tabakasına muhalefeti görünüyor. Ve hakeza, yedi manzumat ve yedi tabaka birbirine muhalif bulunması, his ve hads ile derk olunur." (Lem'alar, On İkinci Lem'a.)
Semavattaki yıldız kümeleri arasında fark vardır. Şöyle ki;
Sabit yıldız kümeleri âdeta ermiş ve olgunlaşmış meyveler gibi iken, Samanyolu galaksisi ise daha yeni yeni olgunlaşmaya başlayan meyvelere benzetilmektedir.
İşte bunun gibi birbirine muhalif bulunan yedi tabakanın varlığı mümkündür, deniyor.
"Beşincisi: Hadsen ve hissen ve istikrâen ve tecrübeten sabit olmuştur ki, bir maddede tanzim ve teşkil düşse ve o maddeden başka masnuat yapılsa, elbette muhtelif tabaka ve şekillerde olur. Mesela, elmas madeninde teşkilât başladığı vakit, o maddeden hem remad, yani hem kül hem kömür hem elmas nevileri tevellüt ediyor."
"Hem mesela ateş teşekküle başladığı vakit, hem alev hem duman hem kor tabakalarına ayrılıyor."
"Hem mesela müvellidülmâ, müvellidülhumuza ile mezc edildiği vakit, o mezcden hem su hem buz hem buhar gibi tabakalar teşekkül ediyor. Demek anlaşılıyor ki, bir madde-i vâhidde teşkilat düşse, tabakata ayrılıyor. Öyleyse, madde-i esiriyede kudret-i fâtıra teşkilata başladığı için, elbette ayrı ayrı tabaka olarak sırrıyla yedi nevi semavatı ondan halk etmiştir." (bk. age.)
İlmen sabittir ki bir maddede kimyasal değişiklikler meydana gelse, o maddenin yapısında değişiklikler meydana gelir. Mesela, elmasta kimyasal değişiklik sonucu kül, kömür ve elmas nevileri meydana gelebilir. Suyun kimyasal değişimler sonucu; buza, buhara, kara, doluya inkılap etmesi gibi. Bu suyun kaynağı ise oksijen ve hidrojen elementleridir. İşte bütün bunlar gösteriyor k; bir madde kimyasal değişimler sonucu farklı şekillere girebilir. Semavatta da aynı durum söz konusu olabilir.
"Daha geniş fikirli bir tabaka-i beşeriye, yıldızlarla yaldızlanıp bütün görünen gökleri bir sema sayıp, onu bu dünyanın semasıdır diyerek, bundan başka altı tabaka-i semavat var olduğunu fehmeder."
"Ve nev-i beşerin yedinci tabakası ve en yüksek taifesi ise, semavat-ı seb'ayı âlem-i şehadete münhasır görmüyor; belki avâlim-i uhreviye ve gaybiye ve dünyeviye ve misaliyenin birer muhit zarfı ve ihatalı birer sakfı olan yedi semavatın var olduğunu fehmeder." (bk. age.)
Altıncı tabakanın anladığı şudur: Dünyadan bakınca gördüğümüz semavat ve yıldızların tümünü bir semavat tabakası kabul eder ve bundan başka altı tabakanın daha var olduğunu anlar.
Yedinci tabaka ise; yedi kat semavatı sadece görünen âlemden ibaret görmüyor. Belki daha ulvi, gaybi ve misali âlemlerin birer zarfı ve çatısı olan semavat tabakalarının varlığını kabul eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Hem meselâ ateş teşekküle başladığı vakit, hem alev, hem duman, hem kor tabakalarına ayrılıyor. " ifadesi burada doğru bir benzetme midir çünkü burada tabakaya ayrılan alev değil alev aynı kalır duman katı maddenin eksik yanması sonucu açığa çıkan bir bileşendir. Açıklar mısınız?
Burada, bir madde üzerinde işlem yapıldığında veya teşekküle başladığında farklı hallerin veya görünümlerin ortaya çıktığı genel bir ilke ortaya konuluyor. Burada "tabaka" kelimesi, katı-sıvı-gaz gibi fiziksel hallerin ötesinde, bir şeyin farklı tezahürlerini veya sonuçlarını ifade etmek için daha geniş bir anlamda kullanılıyor.
Elmas örneğinde, karbon elementi farklı formlarda (kül, kömür, elmas) kendini gösteriyor. Bu, aynı hammaddeden farklı yapıların oluştuğunu gösteriyor.
Oksijen ve hidrojen örneğinde, birleşme sonucunda suyun farklı fiziksel halleri (su, buz, buhar) ortaya çıkıyor. Bu, madde üzerinde yapılan bir işlemin farklı hallere dönüşümünü net bir şekilde gösteriyor.
Ateş örneğine gelince sizin de belirttiğiniz gibi, alevin kendisi "tabakalara ayrılmaz." Alev, bir yanma reaksiyonunun görünen kısmıdır. Ancak Üstad Hazretleri, ateşi bir "oluşum" veya "süreç" olarak ele alarak, bu süreçte ortaya çıkan farklı unsurları (alev, duman, kor) "tabakalar" olarak değerlendiriyor.
Alev yanmanın enerji ve ışık yayan halidir.
Duman yanma sürecinde ortaya çıkan, genellikle tam yanmamış karbon parçacıkları ve gazlardan oluşan atık maddedir. Sizin de doğru bir şekilde belirttiğiniz gibi, bu katı maddenin eksik yanmasıyla ilişkilidir.
Kor yanma sonrası kalan ve hala ısı yayan katı kalıntıdır.
Burada Üstad Hazretleri, ateşin kendisinin "tabakalara ayrılmasından" ziyade, yanma süreci içinde farklı maddi veya enerjik tezahürlerin ortaya çıkmasını kastediyor. Yani, yanma başladığında hem görünür bir alev, hem gazsal bir duman, hem de katı bir kor oluşur. Bu farklı unsurlar, ateşin "teşekkülünün" (oluşumunun) birer sonucu olarak kabul edilebilir.
Burada bilimsel bir analizden ziyade teşekkülle başlayan çeşitlenmelerin izah ve ispatı yapılıyor. Bu sebeple, kullanılan benzetmelerin verilen örneklerin yüzde yüz bilimsel terimlerin katı tanımlarına tam olarak uyması beklenmez. Ateş benzetmesi, Üstad Hazretlerinin temel argümanı olan "bir şey üzerinde işlem yapıldığında farklı sonuçların/hallerin ortaya çıkması" fikrini desteklemek amacıyla kullanılmış, yani bir benzerlik kurma işlemidir. Amaç, Allah'ın kudretinin esir maddesi üzerinde farklı işlemler yaparak yedi gök tabakasını yaratmasını, günlük hayattaki benzer "çeşitlenme" örnekleriyle anlatmaktır.