"Ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-i muhsanat nevidir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Muhsanât: Temiz ve namuslu kadınları zina ile suçlamak ve iftira etmek demektir. Gıybet ve dedikodu zaten çok alçak ve fena bir haslettir. Bir de bu gıybet masum insanlar hakkında iftira şeklinde olursa, mesela evli bir kadına ya da erkeğe zina iftirası olursa, daha alçak daha zalim daha fenadır.
Mektubun bütünlüğüne dikkat edildiği zaman, o dönemde vuku bulan cüz’î bir iftira hâdisesi üzerinden, Üstad Hazretleri bu iftira ile alakalı vaz’edilen küllî kanunu izah ediyor. İftiranın toplum ve aile açısından ne denli tehlikeli ve zehirli olduğunu nazara veriyor.
"Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" (Hucurât, 49/12).
"Onu işittiğinizde, 'Bunu söylemek bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?" (Nur, 24/16).
"İman edenler arasında çirkin söz ve hareketlerin yayılmasından hoşlananlar..." (Nur, 24/19).
Bu ayetlerin ilki gıybetle, son ikisi de Hazret-i Aişe (ra) annemize atılan iftira ile alakalıdır. İftiralar içinde cezası en ağır olanı; namuslu bir kadın ya da erkeğe yapılan zina isnadıdır.
"Gıybetin en fena ve en şenîi ve en zalimane kısmı, kazf-i muhsanât nevidir." (Barla Lâhikası, 218. Mektup)
Kazf, namuslu bir erkek veya kadına "sen zina ettin... ey zaniye..." gibi sözlerle zina suçlaması yapmak manasında bir İslam hukuku ıstılahıdır. Kazf büyük günahlardandır.
"Şüphesiz namuslu, kendi halinde olan mümin kadınlara (zina iftirası) atanlar, dünyada ve ahirette lanet olunurlar. Onlar için büyük bir azap vardır." (Nur, 24/23)
Hz. Peygamber (s.a.s) de bir hadis-i şeriflerinde, kazfi, insanı helâka götüren yedi unsurdan biri olarak zikretmiştir. (bk. Buhârî, Vesâyâ, 23).
Kazf cezası, eğer iftirayı yapan kimse hür ise cezası seksen değnektir. Bu husus bir ayette şöyle ifade edilmektedir:
"Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup da, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek (hadd) vurur, onların şahitliklerini de ebediyyen kabul etmeyin." (Nur, 24/4).
Değnekler vücudunun belirli bir yerine değil, çeşitli yerlerine vurulur. Yalnız manto, palto gibi dış elbiseleri çıkarılır. Eğer iftira eden köle ise cezası kırk değnektir:
"Cariyelere hür kadınlara olan azabın yarısı vardır." (Nur, 24/4).
İftira edilen kimsenin muhsan olması; hür, akıllı, baliğ, Müslüman ve namuslu olması demektir. Kişi iftira ettiğini söyleyip sonra bundan caymaya kalkarsa, bu kabul edilmez, yani kendisine ceza tatbik edilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Şia ifk hadisesini nasıl değerlendiriyor,izah EDERMİSİNİZ
Şia'nın İfk Hadisesi (Hazreti Âişe'ye atılan iftira) hakkındaki görüşleri, Sünni bakış açısına kıyasla daha farklı ve çeşitlilik gösteren bir yoruma sahiptir.
İşte Şia'nın bu konudaki temel görüşlerinin özeti:
İftiranın Maddi Yönünün Kesin Reddi
Şia, Sünniler gibi, Hazreti Peygamber'in eşi (Hz. Âişe) hakkında ortaya atılan zinâ iftirasının yalan ve temelsiz olduğu konusunda kesindir.
Peygamber Eşlerinin Masumiyeti: Şia'nın temel inançlarından biri, peygamberlerin eşlerinin (Hz. Nûh ve Hz. Lût'un eşleri hariç, onların ihaneti dinîdir, ahlaki değil) zinâ gibi büyük günahlardan korunmuş (münezzeh) olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla İfk hadisesi, Hazreti Âişe'nin iffetine dokunmaz.
Kur'an'a Uyum: Nûr Suresi'nde (24/11-20) inen ayetler, bu iftirayı yalanlamış ve iftiracıları kınamıştır. Şia bu ayetlerin kesin hükmünü kabul eder.
Eleştiri Konusu:
İffet Değil, Siyasî Tavır
Şia'nın Hazreti Âişe'ye yönelik eleştirileri, İfk hadisesindeki iffet meselesi üzerinden değil, daha çok siyasî ve tarihî olaylardaki tutumu üzerinden gelir.
Cemel Vakası: Şia için eleştirinin ana kaynağı, Hz. Ali'nin hilafeti döneminde gerçekleşen ve Hz. Âişe'nin bizzat katıldığı Cemel Savaşı'ndaki rolüdür. Bu, peygamber eşi olmasına rağmen, halifeye karşı siyasî bir tavır alması şeklinde yorumlanır.
Rivayet Eleştirisi: Şia âlimleri, Hz. Âişe'den gelen bazı hadis rivayetlerini (özellikle Ehl-i Beyt karşıtı veya Hz. Ebû Bekir'in halifeliğini destekleyici yöndekileri) uydurma veya taraflı bulmaları nedeniyle eleştirirler ve hadis kaynaklarında ona itimat etmezler.
Özetle: Şia, Nur Suresi ayetlerine dayanarak iffet iftirasını kesinlikle reddeder, ancak bu olayın arka planındaki ve sonrasındaki siyasi pozisyonu ve rivayet konularını eleştirinin odağına alır.