"Ekseriyetle gençlerin gençliğinin suiistimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-ı meşru keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve esefler işiteceksin." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Vicdanı tefessüh etmiş, insaniyetten çıkmış insanların, işlemiş oldukları günahlardan ve çirkin fiillerden dolayı pişman olup tövbe etmemesi hatta övünmesi, Üstad Hazretlerinin bu hükmüne bir zarar vermez. Bu gibi deni insanlar, istisnai insanlardır. Bu gibi insanların nedamet ve pişmanlığı; ancak kabirde olur, o zaman da iş işten geçer.
Kalbinde iman olan her mü’min, işlediği günahtan dolayı pişmanlık duyar. Bu pişmanlığın derecesi, imanın derecesine göredir. İmanı zayıf olanların pişmanlığı da zayıf olur. Hatta bazen pişmanlık duymamak, imansızlığın bir alameti de olabilir. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:
"Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır."
"Evet, kâinatta hiçbir zîşuur, kâinatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Hâlik-ı Zülcelâl'i inkâr edemez... Etse, bütün kâinat onu tekzib edeceği için susar, lâkayd kalır."
"Fakat Ona iman etmek, Kur'ân-ı Azîmüşşânın ders verdiği gibi, O Hâlıkı, sıfatlarıyla, isimleriyle, umum kâinatın şehadetine istinaden kalben tasdik etmek; ve elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tevbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Her neyse..."(1)
Hulasa; günahlarına pişmanlık duymadığı gibi, hasret duyan bunakların hali, acınası bir hâl olup, umumi kaideye ve hükme bir zarar vermez.
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, (151. Mektup).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar