Kur’an’ın, sahabelerin cüz’i hallerinden bahsetmesinin hikmeti nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Kur'an-ı Kerîm, Hz. Peygamber (asm) devrinde yaşanan hâdiselere hayli yer verir. Mesela, Enfal Sûresi, yetmiş beş âyetiyle Bedir Savaşı’nı anlatır. Al-i İmran Sûresinde, yüz yirmi birinci âyetten itibaren altmış âyet Uhud Savaşı’ndan bahseder. Ahzab Sûresinde dokuzuncu âyetten itibaren on dokuz âyet Hendek Savaşı’nı tasvir eder. Yirmi dokuz âyetten müteşekkil Fetih Sûresi, Hudeybiye Musalahası münasebetiyle inmiştir. Tevbe Sûresinde otuz sekizinci âyetten sûre sonuna kadar doksan bir âyet, Tebük Seferi ile alâkalıdır. Münafikun Sûresi, Hz. Peygamber (asm) zamanındaki Medine münafıklarının söz ve tavırlarını anlatır.
Habib-i kibriya Efendimize (asm) kırk yaşında gelmeye başlayan Kur’an âyetleri, O’nun vefatına kadar yirmi üç yıl boyunca inmeye devam etti. Bazı âyetler ve sûreler, hiç bir sebep olmaksızın doğrudan doğruya irşad gayeli gönderilmiştir. Bazıları ise, o zamanda yaşanmış bazı hâdiselere veya bazı suallere cevap olarak nazil olmuştur. Buna “sebeb-i nüzûl” yani “iniş sebebi” denir. Mesela:
“İnsanlardan kimi de Allah’ın rızasını kazanmak için hayatını ortaya koyar.”(1)
Âyetin Suheyb-i Rûmî münasebetiyle indiği rivayet edilir. Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicret ettiği günlerde, müşrikler Mekke’de kendisini yakalayıp dininden dönmesi için işkence yaparlar. O kendilerine şöyle der: “Ben yaşlı bir insanım, sizinle beraber olsam size bir faydam olmaz, karşınızda olsam size bir zararım olmaz. Malımı alın, beni kendi hâlime bırakın.” Onlar da kabul ederler. Bunun üzerine Mekke'den Medine'ye hicret eder.(2)
Dikkat edilirse, âyette bu hâdiseden ve kahramanından açıktan bir bahis yoktur. Ancak alakalı hâdiseyi bildiğimiz zaman, âyet daha iyi anlaşılmaktadır.
Kur'an, pek çok âyetlerinde ilk bakışta tarihî bir hâdise arzetse de, dikkatle bakıldığında kıyamete kadar gelecek bütün insanları alakadar eden hükümler ihtiva ettiği görülecektir. Suheyb-i Rûmî gibiler hemen her devirde vardır ve Kur'an böyle âyetleriyle onlar gibi olmaya teşvik etmektedir.
Bu durum Tefsir Usûlünde şöyle ifade edilir: "İtibar, sebebin hususîliğine değil, lafzın umumîliğinedir."(3) Yani, sebeb-i nüzûlün hususiliği, hükmün umumiliğine mani değildir.
Dipnotlar:
(1) Bakara, 2/207.
(2) Beydâvi, I, 212.
(3) Süyûti, İtkan, I, 95; Zerkanı, I, 25; Sâbuni, Tibyan, s. 40.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü