Farklı ideolojileri temsil eden şapkaları, bilerek giymenin hükmü nedir?
Değerli Kardeşimiz;
Başka din ve düşünceleri temsil eden alametlerin(serpuş gibi) hükmü her zaman ve mekân için aynıdır, değişmez. Üstad'ın zamanında öyle iken bu zamanda böyle olur, diye bir şey bahis mevzuu değildir. Hatta bu zamanda giymek hususunda baskı ve kanun zoru olmamasından dolayı tehlikesi daha büyüktür. O devirlerde kanun baskısı olmasından dolayı çok kişiler giymekle küfre düşmemişler. Lakin bu zamanda baskı kalmadığı için böyle bir mazeret yoktur. Ancak, hangi şapkaları giymenin küfür olacağı hususunda mühim olan nokta, giyilen şapkanın fikrî ve dinî mahiyetidir. Yani şapka bir dini ya da bir fikri temsil ediyorsa, bunu giymek küfürdür. Askerin beresi gibi sıcaktan korunmak için giyilen ve bir dini veya fikri temsil etmeyen başlıkları giymekte herhangi bir beis ve mahzur yoktur.
Meselenin ciddiyetini Üstad şu ifadelerle beyan ediyor:
"Rusun Başkumandanı kasten önünden üç defa geçtiği halde ayağa kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun idam tehdidine karşı izzet-i İslâmiyeyi muhafaza için ona başını eğmeyen; İstanbul'u istilâ eden İngiliz Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet şerefi için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve 'Tükürün zâlimlerin o hayâsız yüzüne!' cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan; ve Mustafa Kemal'in elli mebus içinde hiddetine ehemmiyet vermeyip, 'Namaz kılmayan haindir' diyen; ve Divan-ı Harb-i Örfî'nin dehşetli suallerine karşı, 'Şeriatın tek bir meselesine ruhumu feda etmeye hazırım.' deyip dalkavukluk etmeyen; ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-ı Kur'âniyenin fedakâr hizmetkârına maslahatsız, kanunsuz denilse ki, 'Sen Yahudi ve Hıristiyan papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslâm ulemasının icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz.' denilse, elbette öyle herşeyini hakikat-i Kur'âniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, cehenneme de atılsa, kat'iyen; yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, feda edecek..."(1)
Diğer İslam âlimlerinin görüşlerinin ne olduğu hususunda Üstad şöyle diyor:
"Hata 66: Şapka fes gibidir. İman ile hiç alâkası yoktur. İman ise tamamen vicdanî ve kalbî olduğunu Said bilmekten âcizdir."
"Cevap: İslâm uleması ve müçtehidleri ve Şeyhülislâmlar, hususan İmam-ı Âzam, imanı zedeleyen çok alâmetleri ve harekâtları kaydettikleri halde (hususan şapka ve zünnarın) kütüb-ü kelâmiyede dahi ulemanın, imanın muktezasına münâfi olduğunun ittifaklarına karşı böyle sözleri yazan ne kadar hatâ ve yanlış olduğunu divaneler de anlar. Şapka hakkında itiraznamemdeki beyanat ve Risale-i Nur'daki iman-ı tahkikînin harika hüccetleri, Said'in idrâkinde âcizdir demesini yüzüne çarpar."
"Hata 70: Şapkanın küfür alâmeti olması ve sayılması bir iman haline geldiği gibi."
"Cevap: Kırk sene evvel İstanbul ulemasına verdiğim cevabı, mahkemede beyan ettiğim gibi, bütün ulema-i İslâmın istimal ettiği bir tabiri yalnız bana isnat etmek ve bunu da 'bir iman haline geldiği' ile tabir etmek, hem İslâmiyete, hem ehl-i ilme, hem bana karşı bir itham değil, divanecesine bir ihanettir. Ona iade ediyorum."(2)
Şeriat zahire hükmeder. İnsanın kalbindeki sır ve niyet Allah’a malum, kullara kapalıdır. O halde insanları zahir alametlerine göre değerlendirip, öyle muamele ederiz. Şapka ve zünnar bir nevi Hristiyan âdeti olduğundan, bir Müslüman'ın normal şartlarda bunları kullanması onlara benzemek manasına gelir.
Ancak cebir ve kanun zaruriyat nev’inden olduğundan mes’uliyetleri ortadan kaldırır, haramı izale eder. Üstadımız cebir ve zorlamanın olduğu zamanlarda, ümmetin hayatını kurtarmak için bu fetvayı vererek, ehl-i delaletin oyunlarını bozmuştur. Şimdi ise, zorlama olmadığından kullanılmasına bir ihtiyaç ve sebep yoktur.
Ancak zaman en iyi bir müfessirdir. Bazı şeyleri zamanın ilcaatı ortadan kaldırabilir. Günümüzde şapka; gerek Hristiyan âleminde, gerekse ülkemizde çok nadiren kullanılmaktadır. Kullanan ise Hristiyan âdeti olduğu için kullanmamaktadır. İslam âleminde ise; zorlama olmamakla beraber kullananlar, başka sebeplere binaen şapkayı başına takıyor. Giyenlere Hristiyanlaşma muamelesi yapmak veya küfür âdetidir diye tezyif ve tahkir etmek doğru bir davranış değildir. Çünkü zaman bu meselenin ciddiyetini izale etmiş, ortadan kaldırmıştır. Şapkayı kullananlar mazideki temsilî mahiyeti nokta-i nazarından değil, kendilerine ait sebeplerden dolayı kullanıyorlar. Bu sebeple muhalefet edip onların kalplerini kıracak tarzdaki muamelat; edeb ve nezaket açısından mahzur getirir.
Dipnotlar:
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, 99. Mektup.
(2) bk. Şualar, On Dördüncü Şua Hata-Savab Cetveli.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü