"Gaflet ve dalalet ve safsata ve inat ve muğalata ve mükabere ve iğfal ve görenek" konularını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem, ey şeytan, bâtılı hak ve muhali mümkün gösteren gaflet ve dalâlet ve safsata ve inat ve muğâlata ve mükâbere ve iğfal ve görenek gibi şeytanî desiselerle, çok muhâlâtı intaç eden inkâr ve küfrü, o bedbaht, insan suretindeki hayvanlara yutturmuşsun." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Birinci Mebhas)

Gaflet: Gaflet kelime olarak aymazlık, dalgınlık, çevresinde olup bitenlerin farkına varamama. Gaflet Allah’ı ve isimlerini unutmak onu yeterince bilememek demektir. Böyle olunca inkâr daha kolay oluyor. Evet, insan gafil olduğu şeyleri inkâr etme eğilimindedir.

Dalalet: Haktan ayrılmak, hakkı kabul etmemek, haktan sapmak anlamlarına geliyor. Dalalet kasti bir durumdur, kişi hakkı batıl zannedip onunla kasti mücadele yolunu seçer; batıl ideolojiler gibi. Mesela Darwin evrim teorisini bilimsel bir gerçek zannedip Hz. Âdem (as) ve Havva gerçeğine karşı çıkar.

Safsata: Bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış izahlardır. Safsatalar ilk bakışta geçerli ve ikna edici gibi görülebilen fakat yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır. Safsataları geçerli ve sağlam argümanlardan ayırmak önemli bir eleştirel düşünme becerisidir.

İnat: Israr, muannidlik, ayak direme, dediğinden vazgeçmeme durumudur. Bazıları hakkı ve doğruyu bildiği halde inadına inkar eder ki bu duygusunun esiri olmuş kimse demektir ve buna fazla yapacak bir şey yoktur.

Muğalata: Karşısındakini yanıltmak için parıltılı ve göz kamaştırıcı sözler söylemek. Doğruya benzer yanlış sözlerle muhatabını yanıltmaktır ki buna ecnebiler demagoji diyorlar. Ayrıca mantıkta vehimlerden terekküb eden kıyastır. Bu yolla çok insanlar imanını kaybediyor. Muğalatanın babası şeytandır.

Mükâbere: Kendi sözünün haksızlığını ve karşısındakinin doğruluğunu bildiği hâlde kabul etmemek ve niza çıkarmak ve kavga etmek demektir. Kısaca kendini büyük görme hastalığı da diyebiliriz. Kendini büyük gören kişi, -haşa- Allah da dahil her şeyi ve herkesi küçük görür. Küçük gördüğü şeye inanması ve ona tabi olması elbette düşünülemez. Ebucehil, Hz. Peygamberi (asm) kibrinden dolayı tasdik etmemiştir.

"Kibriya benim ridâm (belden yukarı giyilen elbise, bir anlamda gömlek), azamet ise benim ızârım (belden aşağı giyilen elbise) dir. Bunlardan biri konusunda bana ters düşen kimseye azab ederim." (Müslim, Sahih, el-Bir babı, c. III, s. 2023, H. No 2620; Ebû Dâvud, Libas babı, c. IV, s. 350, H. No 4090; İbn Mâce, Ez-Zühd, c. II, s. 1397 H. No 4174; Ahmed, El-Müsned, c. II, s. 376, 414,427-442)

Hadiste "azamet" izara, "kibriya" ise ridaya benzetilmiştir. Buradaki gömlek ve kaftan benzetmeleri vücudun her tarafını istisnasız kaplamaya işaret ediyor ki manası kibriya ve azamet Allah’ın bütün Zat-ı Akdes (c.c) ve sıfatlarını kuşatan genel bir kavramdır. Yani onun zatı da sıfatları da isimleri de mutlak Kibriya ve azamet içindedir. Kimse Allah’ın zatını kuşatan bu sıfatlara ortak ve hissedar olamaz demektir. "Kim bu hususta kibirlenir ve büyüklük taslarsa onu cezalandırırım." demek sureti ile kibir ve büyüklük taslama hastalığından insanları zecr ve men ediyor.

Allah’a ait bir elbiseyi yani kibriya ve azameti insanın giymeye kalkışması çok komik ve çok büyük bir dalalettir.

İgfal: Dikkatsizlikle terk ettirmek, gaflette bırakmak, kandırmak ve aldatmak anlamlarına geliyor. Aslında bütün kafirler ve münkirler şeytanın iğfal ettiği yani kandırıp aldattığı cahiller zümresindendir. "İgfal bütün küfür türlerinin genel bir adıdır." desek yanlış olmaz. Çünkü şeytan her kâfir zümresini farklı bir inanç yolu ile igfal edip aldatıyor. Mesela komünistleri Marksizm ile Budistleri Buda ile Hristiyanları ruhbanlar ile vesaire.

Görenek: Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı demektir. Mekke müşriklerinin İslam’ı inkâr etme gerekçelerinden birisi de atalarından kalan inanca dair göreneklere bağlı olmalarıdır.

"İşte bu din, benim dosdoğru yolumdur. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar, sizi parça parça edip, doğru yoldan ayırır. İşte bunları, sakınasınız diye Allah size emreder." (En'am, 6/153)

Müslüman göreneğe göre değil Kur’an ve sünnete göre hareket eder.

İlave bilgi için tıklayınız:

- İnsanların çoğu neden dalalete düşmüşler ve düşüyorlar?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 20
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...