"Hakiki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi feda etmeye, Risale-i Nur’dan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terk ederim." Şefkat dersi ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Nasıl ki ehl-i hamiyet bir insan, dostların hayatını kurtarmak için kendini feda eder. Öyle de ehl-i imanın hayat-ı ebediyelerini tehlikeli düşmanlardan muhafaza etmek için, lüzum olsa -hem lüzum var- kendim, değil yalnız layık olmadığım o makamları, belki hakiki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi feda etmeye, Risale-i Nur’dan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terk ederim." (Emirdağ Lâhikası-I, 41. Mektup)
Burada iman derecesi yüksek, ahlaki değerleri yüce, şefkat ve bağışlama duyguları çok gelişmiş, salih ve takva sahibi bir insanın nasıl diğerkâm olduğu, diğer insanların kurtulmasında ne tür fedakârlıklar yapabileceği, fedakârlık ve şefkatlerinin hangi noktalara ve aşamalara çıkabileceği nazara veriliyor.
Risale-i Nur'dan iman ve şefkat dersini alan birisi, insanların necatı ve kurtulması için her türlü fedakârlığı yapabileceği hatta lüzum ve mümkün olsa ahiretteki makamlarını bile feda edebileceği ifade ediliyor.
İman ziyadeleştikçe şefkatin ve güzel ahlakın da ziyadeleşmesi gerekir ki, ikisi doğru orantılıdır. Üstad'ımızda şefkat çok ziyade inkişaf ettiği için, değil insanların kurtulması ve necat bulması sararmış otlara bile rikkat ve şefkat edip ağlayabilecek bir inceliğe ve letafete sahiptir.
“Hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi feda etme” ifadesini bu şekilde anlamak gerekiyor. Faraza denilse ki bir kişinin kurtulması senin cennetteki makamının ondan dokuza düşmesi ile mümkün, Üstad hiç tereddüt etmeden bu fedakârlığı yapardı.
Üstad'ın dilinden şefkat numuneleri:
"Bana, 'Sen şuna buna niçin sataştın?' diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!.."
"Sonra, ben cemiyetin iman selameti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gözümde ne cennet sevdası var ne cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü