"Halbuki, şöyle bazı hâdisât-ı cüz’iyeyi tarihvâri bir sûrette musırrâne tekrar etmekte ne mânâ var?" Kur’ân-ı Kerîm'de, enbiyalardan ve kıssalarından neden bahsediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’ân’ın peygamber kıssalarını anlatmasında çok hikmetler var. Biz bunları birkaç madde halinde özetleyebiliriz:

Birincisi, ekseri avam ve basit anlayışlı olan insanlara, hakikatleri “yaşanmış hadiseleri numune göstererek ifade etmek, mücerret bir şekilde anlatmaktan daha tesirli ve daha etkileyici bir yoldur. Bu yüzden Kur’ân kıssalar ile anlatmayı esas tutmuştur.

İkincisi, peygamberlerin hayat mücadeleleri ve muvaffakiyetleri ümmetin kuvve-i maneviyesini takviye eden bir ümit kaynağı iken, muhaliflerin mağlubiyetleri ve azaba duçar olmaları da kâfirler için bir ikaz ifade ediyor.

Üçüncüsü, temsiller ve teşbihler dağınık ve derin hakikatlerinin anlaşılmasını kolaylaştıran, zihne yakınlaştıran dürbün vazifesi görürler. Peygamber kıssaları da böyledir. Bazen bir teşbih veya bir kıssa bir kitap kadar tesirli olabiliyor. Kur’ân bu tarz kıssalar ile doludur.

Dördüncüsü, Kur'ân'da zikredilen peygamber kıssaları ve mu’cizeleri insanlara iki ayrı mesaj vermektedir: Birisi, insanların hak davayı tasdik etmelerini temin etmek. İkincisi de fen, sanat ve teknolojinin en son sınırını çizerek, insanları o mu’cizelerin bir benzerini yapmaya teşvik etmektir. Yani peygamber kıssaları sadece manevî bir rehber ve ilham kaynağı olmakla kalmayıp maddî terakkilere de rehberlik etmiş ve ilham kaynağı olmuştur.

Bu noktada her sanat dalı bir peygamberi pir ittihaz eder. Yani peygamberler zülcenaheyndir. Bir yönüyle insanların imanlarını ve ebedî hayatlarını kurtarırken diğer taraftan dünyalarını mamur edecek fen ve sanata öncülük yaparlar.

Mesela, Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Mûsa (as)'nın asâsını yere vurarak su çıkardığını haber vermekle, insanları yerden su çıkaracak bir âlet yapmaya teşvik ediyor. Hazret-i İbrahim’in (as) ateşe atıldığını, fakat ateşin onu yakmadığını bildirmekle, ateşin yakmayacağı maddeyi bulmanın mümkün olduğunu ders veriyor. Hazret-i Davud’un (a.s.) demiri hamur gibi yoğurduğunu haber vermekle, demire istenilen şeklin verilebileceğini ihtar ediyor. Hazret-i Süleyman’ın (as) Belkıs'ın tahtını bir anda yanına getirttiğini anlatmakla, eşyanın bir anda bir yerden bir yere aynen nakledilmesinin mümkün alacağını beyan ediyor.

Kur'ân'dan ilham alan ilim adamları mu’cizelerin aynısını yapamamakla birlikte, küçük bir benzerini yapmayı başarmışlardır. Sondaj âleti ile istedikleri yerden su çıkarabildikleri gibi, amyant maddesi sayesinde de kızgın alevlerin içine girebilmektedirler. Eşyanın aynı anda nakledilmesi hususunda ise çalışmalar yapılmakla birlikte, henüz istenilen neticeyi elde edememişlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...