"Hayat-ı dünyeviyede hakiki lezzet iman dairesindedir ve imandadır. Ve a’mâl-i salihanın her birisinde bir manevi lezzet var." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hayat-ı dünyeviyede hakiki lezzet iman dairesindedir ve imandadır. Ve a’mâl-i salihanın her birisinde bir mânevî lezzet var." (Lem'alar, 24. Lem'a, Üçüncü Nükte)

Üstad Hazretleri, burada dünyadaki hakiki lezzetin, iman ve sâlih amelle olan bağını gösteriyor. Yani kalıcı huzur, gerçek tat, imanın göğsünde saklıdır…

Bediüzzaman Hazretleri bu cümlede, modern insanın "haz odaklı" yaşama çabasıyla, Kur’an merkezli bir yaşamın arasındaki farkı ortaya koyar.

  • “Hayat-ı dünyeviyede” → Dünya hayatında.
  • “Hakikî lezzet” → Kalıcı, ruha hitap eden gerçek tat.
  • “İman dairesindedir ve imandadır.” → Bu lezzet, sadece imanla mümkündür.
  • “A’mâl-i sâlihanın her birisinde” → Her iyi işin içinde.
  • “Bir mânevî lezzet var.” → Kalbi doyuran, ruhu tatmin eden bir iç haz vardır.

Bu lezzet:

  • Dıştan değil, içerden gelir.
  • Bedeni değil, kalbi doyurur.
  • Geçici değil, ebedîye hazırlayıcıdır.

Mesela:

  • Namaz, nefsin hoşuna gitmez ama kalbin hoşuna gider.
  • Sadaka verirken cebindeki para azalır gibi olur, ama kalbin çoğalır.
    İşte bu, a’mâl-i sâlihanın verdiği manevi lezzettir.

Hakiki lezzet daimi ve devamı olan lezzettir. Bir lezzetin hakiki olabilmesi için de iman lazımdır. Yani mümin dünya lezzetlerini, cennet lezzetlerinin bir numunesi ve listesi bir olarak görür. Böylece bu lezzetlerin devamlı olacağının sevinç ve saadetini hisseder ve tam lezzet alır.

Küfür ve gaflet içinde dünyadaki bedene ait haz ve lezzetler hakiki değil, anlık ve fâni lezzetlerdir. Kâfir ya da gafil adam bu lezzetlerin hakiki sahibini bilmez ya da düşünmez. Lezzetlerin tesadüfi ve anlık olduğunu düşünür. Aldığı lezzet de cüzi, maddi ve fânidir. Böyle bir lezzetin geçmesi veya geçici olduğunun bilinmesi bile, insana elem ve sıkıntı verir.

Yani lezzetin arkasında iman olmazsa bu lezzet güdük, sınırlı, cüzi ve anlıktır. Ama iman olursa o zaman o lezzet hakiki, daimi ve daha güzeline işaret eden bir muştu hâline gelir.

Salih amellerin her birisinin içinde manevi bir lezzet vardır. Mesela, bir yetimi doyurduğunda kalbin, vicdanın, ruhun bundan büyük bir lezzet alır ve huzur duyar. Namaz kıldığında bütün duygu ve latifeler tatmin olur ve manevi bir lezzete mazhar olur...

Özetle; iman edip salih amel işleyen birisi daha cennete gitmeden cennetin küçük bir misalini ve özet bir neşesini dünya hayatında dahi tadar ve zevk eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 669
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...