"Hayattan sonra rızık ve şifa ve yağmur gibi vesile-i şükran şeyler dahi doğrudan doğruya Zât-ı Rezzâk-ı Şâfîye ait olduğunu, esbab ve vesait bir perde olduğunu,.." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Elma, ağaç eli ile, cenin ve ceset anne ve baba eli ile, ısı ve ışık güneş vasıtası ile geliyor ve gönderiliyor. Ama hayat ve onun gibileri ne ile geliyor, hangi sebep eli ile gönderiliyor? Bunun sebepler noktasından bir izahı yoktur. Tek izahı; sebepsiz ve doğrudan Allah’ın kudretinden hasıl oluyor manasıdır.

Hayat, vücut, nur, iman ve hidayet gibi nimetler de ister zahiren olsun, ister batınen olsun hiçbir kusur, hiçbir çirkinlik, hiçbir noksan olmadığı için, sebepler araya girmiyor. Ya da sebeplerin araya girmesine lüzum kalmıyor. Zira bu nimetler her yönü ile rahmet ve lütufturlar. Diğer nimetlerde bu vasıf ve bu münezzehiyet manası olmadığı için, sebepler devreye giriyor ki, kusur ve eksikleri üstlerine alsınlar, şikayet ve çirkinliğin Allah’a gitmesine perde olsunlar.

Şayet şükre kaynak olan hayat ve varlık nimetleri, diğer nimetler gibi sebeplere bağlı olsa idi, şükür kapısı kapanacaktı. Kimse güneş bugün doğdu diye hamd etmiyor. Zira güneşin doğması bir kanuna bağlanmıştır. Ama yağmur ve hayat gibi nimetler bir kanuna bağlanmadığı, yani muttarid olmadığı için, sürekli şükre kapı açık kalıyor.

Hayatın sebepsiz olmasını hayata sebep olan şeyin çok ince ve latif olması şeklinde de anlayabiliriz. Öyle ki o ince ve latif sebebe bakıldığında Allah’ın kudret eli aşikar ve berrak bir şekilde görünür.

Yağmur, güneş gibi bir nizama tabi değildir. Bilim adamları güneşin bir senelik hareketlerini kaideye binaen tam ve eksiksiz ifade edebilirlerken, yağmur için ancak kısa vadeli tahminlerde bulunabiliyorlar. Bu da yağmurun kanun ve nizama tabi olmayıp direkt olarak İlahi meşiete tabi olduğunu gösterir ki, sebepsiz ifadesi bu manaya matuftur. Yoksa yağmur hiç sebepsiz gönderiliyor demek değildir.

"Perdesiz ve sebepsiz" kelimelerini, bütünü ile sebep ve perdeden yoksun manasında anlamamalıyız. Ölümün zahiri çirkin batını güzel olduğu için, Allah, musibet ve hastalıklar gibi ölümün zahirini üstüne alacak kesif sebepler tayin etmiş. Bu yüzden ölüm ile hayatı aynı kefeye koymak mümkün değildir. Hayatın hem zahiri hem de batını şeffaf ve güzel iken ölümün zahiri soğuk batını güzeldir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

muratkul

Cümlenin devamında "Perdesiz, ondan geldiğini ifade için..." deniliyor; çelişki var gibi, izah eder misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Perdeli ifadesi kainatta her şeyin mutlaka sebepler eli ile gönderildiğini ifade ederken; perdesiz tabiri ise bazı önemli nimetlerin perdesinin çok ince şeffaf ve latif olduğuna kinayedir.

Rızık, şifa ve yağmur gibi insan hayatının merkezine yerleşmiş nimetlerin sebep ve vesileleri çok ince çok latif ve çok şeffaf olduğu için Üstadımız bu inceliğe işaret babında perdesiz tabirini kullanıyor. Yoksa perdesiz derken bütün bütün sebepleri inkar etmiyor.

Hakikaten yağmur gibi büyük bir nimetin hiç umulmayan gökyüzünden ve yok hükmünde ve toza benzeyen bir bulut tabakasından yağdırılması adeta perdesiz geliyor gibi bir hissiyat veriyor insana.

Aynı mana şifa için de geçerlidir. İlaçlara bakıyorsun aklı ve şuuru olmayan kimyevi tozların bedene girip kan ve hücrelere sirayet ederek o muazzam vücut sisteminde tadilat ve tamirata vesile olması adeta Şafi isminin önünde şeffaf ve tenteneli bir perde olduğu hissini veriyor.

Benzer bir ilişki rızık için de geçerlidir; düşünen insanlar açısından rızkın sebepleri de gayet şeffaf, latif ve zayıf perdelerdir adate perdesiz hükmündeler. Tarlaya bir torba tohum saçıp yirmi ton mahsul kaldırmak; perdesiz değil de nedir acaba?..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...