"Rızık, şifa ve yağmur münhasıran Zat-ı Hayy-ı Kayyumun kudretine hastır." cümlesinde "kudretine has" ne demektir, her şey öyle değil mi ki?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, minnettarlık ve teşekkürü davet eden ve muhabbet ve senâ hissini tahrik eden, hayattan sonra rızık ve şifa ve yağmur gibi vesile-i şükran şeyler dahi doğrudan doğruya Zât-ı Rezzâk-ı Şâfîye ait olduğunu, esbab ve vesait bir perde olduğunu, هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ * وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ * وَهُوَ الَّذِى يُنزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا gibi âyetlerle, rızık, şifa ve yağmur, münhasıran Zât-ı Hayy-u Kayyum'un kudretine hastır." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.)
Burada hadise, ilahi kudret açısından değil, insan açısından değerlendiriliyor. Yani rızık, şifa ve yağmur gibi nimetler ilahi kudret açısından diğerlerinden farksız olsalar bile, insan hayatının merkezinde ve ona bakan ciheti açısından diğerlerinden çok farklıdır.
Mesela, toprağın hayat bulması ve bitkilerin yetişmesi, dolayısıyla insanların rızıklanması direkt olarak yağmurun yağmasına bağlıdır. Bu bakımdan, hayatın devamı için, Allah’ın koyduğu kayyumiyet tecellilerinden birisi de yağmurdur.
Şifa ve rızıkta da benzer durumlar bulunuyor. Allah rızık, şifa ve yağmurun sebeplerini de belirsiz ya da daha şeffaf kılmış ki, ilah, kudret diğerlerinden daha bariz ve daha kolay şekilde görülebilsin.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bina-i meçhul sigasıyla zikri, o rızkda meşakkatin bulunmamasına delâlet eder. (İşaratül İcaz) Kur'an'dan hayranlık verici bir bilgi:
Peygamberler, Allah’tan عذ وجل bir şey istediklerinde "Bana rızık ver" (irzukni) demezler, "Bana hibe et" (heb li) derler. Çünkü hibe (bağış), hiçbir meşakkat ve çaba gerektirmeden, karşılıksız ve doğrudan gelendir. Peki bu, gayretin önüne geçer mi? Bilakis gayreti artırır ve kesbi boyut, tahrik olur. Zira devamı için iktisat ve kanaat gerekir. Lezzetin bekası lezzetten lezizdir. Cennette devam cennetin fevkındedir. Talebelerin ihtiyatları, haklarındaki inayeti idame ediyor fakat inayet, hak canipten gelir. Risale-i Nur şakirdlerine rahmet ve inayet, himayet ve nezaret ederler. Diğer türlü, ne de yapsam olmayacak diyerek çalışma şevki kırılır. Rızık, şifa ve hidayet perdesiz olduğu için zaten ihsan ediliyor. Bize düşen ise layık olmak deyince, teklif-i malayutak kapsamından çıkar.