"Hem dindar, hem gayet sanatkâr bir hakim-i namdar..." 12. Söz'ün temsilindeki padişahın dindarlığını nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Bir zaman hem dindar, hem gayet san’atkâr bir hâkim-i namdar istedi ki, Kur’ân-ı Hakîmi, maânîsindeki kudsiyetine ve kelimâtındaki i’câza şayeste bir yazı ile yazsın, o muciznümâ kamete harika bir libas giydirilsin." (Sözler, 12. Söz)
12. Söz, Kur’an hikmeti ile felsefe hikmetini kıyaslayan meşhur temsili bir hikâyeyle başlar. Bu temsil üzerinden sorduğunuz iki temel hususu şöyle detaylandırabiliriz:
1. Padişahın Temsildeki Yeri ve İfade Ettiği Anlam
Temsilde geçen padişah, kâinatın Mutlak Hâkimi ve Yaratıcısı olan Cenâb-ı Hakk’ı simgeler. Padişahın temsil içinde dindar / mütedeyyin bir yönetici olarak tasvir edilmesi ve hikmetli bir kitap (Kur'an) yazması şu hakikatleri ifade eder:
İlâhî Hâkimiyet ve Düzen: Kâinat sahipsiz veya tesadüflerin yönettiği bir yer değildir. Padişahın varlığı ve emirleri, varlık âleminin belirli kanunlar (şeriat) ve hikmet doğrultusunda idare edildiğini gösterir.
Mesajın Sahibi Olması: Padişah, tebaasına kendini tanıtmak, emirlerini duyurmak ve onlara doğru yolu göstermek için kılavuz bir kitap göndermiştir.
2. Bu Söze Göre Dindarlığı Nasıl Anlamalıyız?
On İkinci Söz’deki temsil, dindarlığın sadece yüzeysel bir kabul olmadığını, derin bir bakış açısı ve idrak biçimi olduğunu ortaya koyar:
Mana-yı Harfî ile Bakmak (Öze ve Mesaja Odaklanmak):
Temsildeki dindar ilim adamı (Kur'an talebesi), padişahın yazdığı kitaba bakarken yazının güzelliği veya kâğıdın kalitesi gibi dış unsurlara takılıp kalmaz. Kitabın ne anlattığına, padişahın muradına ve iletilen emirlere odaklanır. Dolayısıyla dindarlık, kâinata ve olaylara "kendi adına" değil, "Yaratıcısı hesabına" bakabilme becerisidir. Bununla birlikte işin ilmi ve bilimsel yönünü kesinlikle ihmal etmez. Tarih boyunca İslam bilginlerinin, insanlığa yaptıkları katkılar, Müslüman olmayan bilim adamları nezdinde de tescillidir.
Şekilcilikten Mantığa ve Hikmete Geçiş:
Temsildeki felsefeci (dindar olmayan bakış), kitabı sadece sanat eseri veya nakış olarak görürken; dindar kimse onun bir hidayet rehberi olduğunu kavrar. Bu da dindarlığın, varlığın arkasındaki gayeyi (hikmeti) aramak olduğunu gösterir.
İntisap ve Kulluk Bilinci:
Dindarlık, padişahı tanımak, onun kanunlarına hürmet etmek ve kendisini tanıttığı ölçüde ona muhatap olmaktır. İnsan, bu bilince ulaştığında kâinatı okunmayı bekleyen anlamlı bir mektup olarak görmeye başlar.
Özetle: On İkinci Söz’e göre dindarlık; varlığı ve olayları sadece dış kabuğuyla (maddesiyle) değerlendiren yüzeysel bir bakıştan sıyrılıp, her şeyde ilahi bir mesaj, hikmet ve sanat görebilme şuurudur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü