"Her iki hayatın levazımatı, Mâlikü’l-Mülk tarafından verilmiştir." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsan bir yolcudur. Sabâvetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder. Her iki hayatın levazımatı, Mâlikü'l-Mülk tarafından verilmiştir. Fakat o levazımatı, cehlinden dolayı tamamen bu hayat-ı fâniyeye sarf ediyor. Halbuki, o levazımattan lâakal onda biri dünyevî hayata, dokuzu hayat-ı bakiyeye sarf etmek gerektir. Acaba birkaç memleketi gezmek için hükûmetten yirmi dört lira harcırah alan bir memur, ilk dahil olduğu memlekette yirmi üç lirayı sarf ederse, öteki yerlerde ne yapacaktır? Hükûmete ne cevap verecektir? Böyle yapan kendisine akıllı diyebilir mi? Binaenaleyh, Cenab-ı Hak her iki hayat levazımatını elde etmek için yirmi dört saatlik bir vakit vermiştir."(1)

Levâzımat; lazım olan şeyler, gerekli şeyler demektir. Bu levazımatı iki şekilde anlayabiliriz. Hemen akla gelen birinci manaya göre, iki hayatın levazımatı, hem dünya hem de âhiret hayatını saadetle geçirmesi için insana verilen ömür ve hayatına takılan maddi ve manevi cihazlardır.

Âhiret ebedi, dünya fâni olduğu için bu sermayenin çoğunun ahrete, az bir kısmının da dünyaya sarf edilmesi gerekirken, Cenab-ı Hak sadece farz ibadetlerin yerine getirilmesini emretmiş, nafile ibadetleri kişinin kendi iradesine bırakmıştır. Bu farz ibadetlerin toplamı ise günün yirmi dört saati içinde, yaklaşık, bir saatlik bir zamandır.

Bir hadis-i kudsîde “Kulum bana en fazla, farzlarla yaklaşır, sonra nafilelerle. ...” buyrulmaktadır.

Sünnetlerin de nafile grubuna girdiği düşünüldüğünde bir saatin farz ibadetlere kâfi geldiği rahatlıkla anlaşılır. Bunun en güzel örneği teravih namazlarıdır. Yirmi rekatlık bir teravih namazı genellikle yirmi dakika ile yarım saat arasında kılınmaktadır. Namazın farz ve vaciplerinin toplamı da yirmi rekattır.

Allah Resulü (asm.), bizlere büyük bir rahmet olarak sünnet namazlarını hediye etmiştir. Böylece yukarıda naklettiğimiz hadis-i kudsîye hiç olmazsa namazın sünnetlerini kılmakla mazhar olmuş oluyoruz. Kaldı ki, Peygamber Efendimizin (asm.) kıldığı nafile namazlar sadece namazın sünnetlerine mahsus değildir. Kuşluk namazından, sefer namazına kadar birçok nafile namazı hassasiyetle kılmıştır. Zaten teheccüd namazı kendisine vacibdir.

“İki hayatın lavâzımatı” ifadesinin bir diğer manası, her iki dünya için gerekli olan şeylerdir. Dünya hayatının levâzımatı bütün bir kâinattır, zira bu âlemin her şeyinden istifade etmekteyiz. Cennetin levazımatı da o âlemin bütünüdür.

Her iki levâzımatı da yaratan Allah’tır. Dünya bahçeleri gibi, cennet bahçeleri de, dünya ırmakları gibi cennet ırmakları da, dünya nimetleri gibi cennet nimetleri de hep Allah’ın kudretiyle yaratılırlar ve O’nun rahmetiyle insanların istifadesine sunulurlar.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...