"Ya Baki Entel Baki" ifadesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, fıtrat olarak kâinatta her şeye muhtaç olarak yaratılmıştır. Bu muhtaç olma vasfı, insanı bütün mevcudat ve mahlukat ile alakadar yapıyor. İnsanın kalbinde, bütün mahlukatı sevecek kadar geniş bir muhabbet hissi vardır. İnsan koca dünyayı hanesi gibi seviyor; bununla da yetinmiyor, ebedî cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor.

İnsanın kalbindeki nihayetsiz muhabbet hissi mahlukatı sevmek için değil, Allah’ı sevmek için verilmiştir. İnsan bu muhabbet kabiliyetini sadece mevcudata sarf ettiği takirde; ceza olarak firak ve ayrılık acısını çekiyor. Zira insanın şiddetli muhabbet ettiği mevcudat üzerinde fânilik ve zeval damgası var. Fena ve zeval de insanın kalbini yaralayan ve kanatan bir azap vasıtasıdır. Ne kadar muhabbet ettiği şey varsa, ona azap vasıtası oluyor. Bu azaba insan müstahaktır. Mevcudatı Allah hesabına, onun isim ve sıfatlarının tecellisi ve eserleri olduğu için seversek, marifete ve muhabbete vesile olur.

"Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikiye inkılab eder." (Mektubat, Dokuzuncu Mektup)

İşte "Yâ Baki Ente'l-Baki" (Ey Baki olan Rabbim. Baki olan ancak sensin) cümlesi insana; "Muhabbetini fena ve zevalden münezzeh olan Allah’a yönelt." diyerek, ona hakiki mahbubu gösteriyor, mecazi mahbuplara olan muhabbetinin yüzünü hakiki sahibine çeviriyor. "Yâ Baki Ente'l-Baki" cümlesi insanı tedavi eden bir iksirdir. Zira fenaya ve ölüme mahkûm olan mevcudat muhabbete değmez.

"Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünkü zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı Ebedî için yaratılan ve âyine-i Sâmed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli." (Sözler, On Yedinci Söz, İkinci Makam)

Dünya fâni olduğu gibi, onda konup göçenler ve sergilenen güzellikler de fânidir. Hakiki güzel olanın zail olmaması gerekir. Güneş'in batmakla gaip olması gibi, sevilen bir şeyin de zeval bulması, ondaki güzelliğin hakiki olmadığını gösterir. Güneş'in aynalardaki parıltılarının akşam olunca yerini karanlığa bırakması gibi, bu sevilen şeyler de yerlerini “esefli bir hayal ve hasretli bir rüya”ya terk ederler.

Üstad Hazretleri Yirmi Dördüncü Söz’deki muhabbet bahsinde, insanda nihayetsiz bir muhabbet kabiliyeti olduğunu belirttikten sonra, her şeyin faniliğine dikkati çekerek, “İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete layık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir” buyurur.

Öyle ise muhabbet ancak zevalden mukaddes ve bizatihi mahbub olan Allah’a mahsustur. Mevcudat fâni olduğu için, kalbin muhabbetine değmezler. Zaten mevcudatta sevmeye sebep olan bütün güzellik ve mükemmellikler, Allah’ın isimlerinin zayıf gölgeleridir. Öyle ise "Yâ Baki Ente'l-Baki" deyip, bütün muhabbetimizi Allah’a vermeliyiz.

"Baki olan sensin" derken, mevcudatın fani olduğunu ilan etmiş oluyoruz. Öyle ise kalbimizi fâni olana değil, baki olana tevcih edelim ki, firaktan kurtulup rahat edelim ve saadete erelim.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...