İBADET, UBUDİYET, KULLUK ŞUURU

"Âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır." (Sözler, Üçüncü Söz)

"Ubûdiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır." (Sözler, Üçüncü Söz)

"İnsan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazât-ı mâneviyesi gösteriyor." (Sözler, Beşinci Söz)

"Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez." (Sözler, Altıncı Söz)

"İbadetin mânâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir." (Sözler, Dokuzuncu Söz, İkinci Nükte)

"Sonra, o Rabbü’l-Âlemînin ulûhiyetinin izharına karşı, zaaf içinde aczlerini, ihtiyaç içinde fakrlarını ilândan ibaret olan ubûdiyet ile ve ubûdiyetin hülâsası olan namaz ile mukabele ettiler." (Sözler, On Birinci Söz)

"Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezahür-ü Rububiyete karşı, ubûdiyet-i külliye-i insaniyedir. Ve insanın gaye-i aksâsı, o ubûdiyete ulûm ve kemâlâtla yetişmektir." (Sözler, Yirminci Söz, Bir nükte-i mühimme ve bir sırr-ı ehem)

"Nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve müptelâ ve nihayetsiz telezzüzâta ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti, herşeye kadîr bir Rahîm-i Kerîmin kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, İkinci İkaz)

"Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlûkat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubûdiyetten istinkâf etsen, âciz mahlûkata zelil bir abd olursun." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Birinci Nükte)

"Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyârâttan zerrelere kadar her şey Cenâb-ı Hakka secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları esmâlara ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal)

"Ey nefis! Ubûdiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal, İkinci Meyve)

"Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubûdiyetle muvazzafız." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal, İkinci Meyve)

"Ahlâk-ı İlâhiye ile muttasıf olup Cenâb-ı Hakka mütezellilâne teveccüh edip, acz, fakr, kusurunuzu bilip dergâhına abd olunuz." (Sözler, Otuzuncu Söz, Birinci Maksat)

"Sultan-ı Ezelîye iman ile intisap eden ve amel-i salih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hâkezâ kabirden sonraki bütün âlemlerin geniş hudutlarından berk ve burâk sür’atinde geçer, tâ saadet-i ebediyeyi bulur." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)

"Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubûdiyet boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir Cennet seni bekler." (Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam, Onuncu Kelime)

"Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)

"Ubûdiyetin ise sırr-ı esası niyaz, şükür, tazarru, huşû, acz, fakr, halktan istiğnâ cihetiyle o hakikatin kemâline mazhar olur." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım)

"Bâkî-i Hakikînin muhabbet, marifet, rızası yolunda bir saniye, bir senedir. Eğer Onun yolunda olmazsa, bir sene bir saniyedir. Belki Onun yolunda bir saniye lâyemuttur, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde ehl-i gafletin yüz senesi bir saniye hükmüne geçer." (Lem'alar, Üçüncü Lem'a, Üçüncü Nükte)

"Hilkat-i kâinatın bir netice-i âzamı, ubudiyet-i insaniyedir ve rububiyet-i İlâhiyeye karşı iman ve itaatle mukabeledir." (Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, On Birinci İşaret)

"Nebî Aleyhisselâm, ubudiyet cihetiyle muvahhidînin kalblerini iyd ve Cuma ve cemaat namazlarında ittihad ettiriyor ve dillerini bir kelimede cem ediyor." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Dokuzuncu Nota)

"İnsan, ubudiyetin azameti cihetiyle Hâlık-ı Arz ve Semâvâtın mahbub bir abdi ve arzın halifesi, sultanı ve hayvânâtın reisi ve hilkat-i kâinatın neticesi ve gayesi oluyor." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Dokuzuncu Nota)

"Ubudiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar. Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır. Semerâtı ve fevâidi uhreviyedir." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

"Ubudiyetin esası olan, acz ve fakr ve kusur ve naksını bilmek ve niyaz ile dergâh-ı Ulûhiyete karşı secde etmeye bedel naz ve fahir suretinde gidenler, zerrecik kalbini Arşa müsavi tutar. Katre gibi makamını, deniz gibi evliyanın makamâtıyla iltibas eder." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

"Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın." (Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a, Hatime, Birinci Sual)

"Mevcudatın kemalleri, Sânie müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder." (Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a, Hatime, Birinci Sual)

"İbadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez." (Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a, Hatime, Birinci Sual)

"İbadeti terk eden hem kendi nefsine zulmeder -nefis ise Cenâb-ı Hakkın abdi ve memlûküdür- hem kâinatın hukuk-u kemâlâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür." (Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a, Hatime, Birinci Sual)

"Siz ubudiyet için halk olunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubudiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlâhî noktasında bir nevi ubudiyettir." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Yirmi İkinci Nükte)

"Herkesin bütün saadetleri, bir Rabb-i Rahîme olan teslimiyete bağlıdır." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Allah’a abd olana her şey musahhardır. Olmayana her şey düşmandır." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü, feda etmediğin takdirde, ya bâd-ı hevâ zâil olur, gider, veya Onun malı olduğundan, yine Ona rücû eder." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"Ferâizin terkinde, doksan dokuz ihtimal-i zarar var. Yalnız gaflet ve dalâlete istinad, tek bir ihtimal-i necat olabilir." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubab)

"Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve herşeyin Ondan olduğunu ve Ona rücû ettiğini bilmekle olur." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubab)

"Allah’a abd ve hizmetkâr olana her şey hizmetkâr olur." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb)

"Herbir hasse için bir ibadet vardır. Onun hilâfında kullanılması dalâlettir. Meselâ, baş ile yapılan secde Allah için olursa ibadettir, gayrısı için dalâlettir." (Mesnevi-i Nuriye, Şemme)

"İnsan, herbir şeye muhtaç olduğu cihetle, her şeyin melekûtu elinde ve her şeyin hazinesi yanında olan Zât-ı Akdesten maadâ kimseye ibadet edemez." (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale)

"İbadet, abdin Allah’a karşı bir hizmetidir. İane de, o hizmete karşı bir ücret gibidir." (İşaratü'l-İ'caz, Fatiha Sûresi)

"İbadet, fikirleri Sâni-i Hakîme çevirttirmek içindir. Abdin Sâni-i Hakîme olan teveccühü, itaat ve inkıyadını intaç eder. İtaat ve inkıyad ise, abdi intizam-ı ekmel altına idhal eder." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Akaidî ve imanî hükümleri kavî ve sabit kılmakla meleke haline getiren, ancak ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Evet, Allah’ın emirlerini yapmaktan ve nehiylerinden sakınmaktan ibaret olan ibadetle, vicdanî ve aklî olan imanî hükümler terbiye ve takviye edilmezse, eserleri ve tesirleri zayıf kalır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadet, dünya ve âhiret saadetlerine vesile olduğu gibi, maaş ve maâde, yani dünya ve âhiret işlerini tanzime sebeptir ve şahsî ve nev’î kemâlâta vasıtadır ve Hâlık ile abd arasında pek yüksek bir nisbet ve şerefli bir rabıtadır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İnsanın o yüksek ruhunu inbisat ettiren, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İstidatlarını inkişaf ettiren, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Meyillerini temyiz ve tenzih ettiren, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Emellerini tahakkuk ettiren, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Fikirlerini tevsi’ ve intizam altına alan, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Şeheviye ve gadabiye kuvvelerini had altına alan, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Zahirî ve bâtınî uzuvlarını ve duygularını kirleten tabiat paslarını izale eden, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İnsanı, mukadder olan kemâlâtına yetiştiren, ibadettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Abd ile Mâbud arasında en yüksek ve en lâtif olan nisbet, ancak ibadettir. Evet kemâlât-ı beşeriyenin en yükseği, şu nisbet ve münasebettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadet, yaratılışın ücreti ve neticesidir. Bu itibarla sevap, ibadetin ücreti olmayıp, ancak Cenâb-ı Hakk'ın kereminden olduğuna işarettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadette insanların kusurları umum kâinata tecavüzdür." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadetle yapılan tekliften hasıl olan meşakkat, hitab-ı İlâhiyeden neş’et eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Hitap suretiyle ibadeti teklif etmek, abd ile Hâlık arasında vasıta olmadığına işarettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"İbadetin yapılması, ateşe girmemeye vesiledir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24.Âyetin tefsiri)

"Ey insanlar! Allah’ın emirlerine imtisal etmeyip, bilhassa taşlara ve camid şeylere ibadet yaparsanız, muhakkak biliniz ki, tapanlar ile taptıkları şeyleri yiyip yutacak bir ateşe gireceksiniz!" (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24.Âyetin tefsiri)

"Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur." (Kastamonu Lâhikası, 103.Mektup)

"İbadet ve duanın sebebi ve neticesi emir ve rıza-i İlâhîdir, fâidesi uhrevîdir." (Emirdağ Lâhikası-I, 14.Mektup)

"Namazdan, ibadetten dünyevî maksatlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur." (Emirdağ Lâhikası-I, 14.Mektup)

"Bütün kâinatın en büyük gayesi ubudiyet-i insaniyedir." (Emirdağ Lâhikası-I, 30.Mektup)

"Sâni-i Âleme hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın, halka ubudiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir." (Divan-ı Harb-i Örfî)

"İnsanın sair zîhayatlar üstündeki tefevvuku ve rütbesi ise, yüksek seciyeleri ve cemiyetli istidatları ve küllî ubudiyetleri ve geniş vücudî daireleri itibarıyladır." (Şualar, On Birinci Şuâ, Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası)

- NAMAZIN EHEMMİYET VE GEREKLİLİĞİ

- ORUÇ VE RAMAZAN-I ŞERİF

- FAİZ, SADAKA, ZEKAT

Okunma sayısı : 9.444
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...