İHLÂS, RIZA-YI İLÂHÎ, RİYA

"Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer." (Lem'alar, Üçüncü Lem'a, Üçüncü Nükte)

"Halbuki, hizmet-i Kur'âniyede bulunana, ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli; tâ ihlâsla, ciddiyetle hizmet-i Kur'âniyede bulunsun." (Lem'alar, Onuncu Lem'a, Üçüncüsü)

"Her şeyde bir ihlas var. Hatta muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmi ve ücretli muhabbete tereccüh eder." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

"Medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

"Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota)

"Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Birinci Sebep)

"Samimî bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, İkinci Sebep)

"Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Üçüncü Sebep)

"İhlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Üçüncü Sebep)

"İhlâs ve rıza-yı İlâhî yolunda zerre, yıldız gibi olur. Vesilenin mahiyetine bakılmaz, neticesine bakılır. Madem neticesi rıza-yı İlâhîdir ve mayası ihlâstır; o küçük değildir, büyüktür." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Altıncı Sebep)

"Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, İhlâs Risalesi)

"Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, İhlâs Risalesi)

"Herkesten ziyade, bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya mecbur ve mükellefiz. Ve ihlâsın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, İhlas Risalesi Giriş)

"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, Birinci Düstur)

"Bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, Birinci Düstur)

"Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz. Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, Üçüncü Düstur)

"Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte, hattâ menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, Üçüncü Düstur)

"Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, Birinci Mâni)

"Terbiye-i İslâmiyeden ve a’mâl-i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır." (Lem'alar, Yirmi Dördüncü Lem'a, Birinci Nükte)

"Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır." (Mektubat, İkinci Mektup)

"Hayat-ı mâneviye ve sıhhat-i ubûdiyet, adâvet ve inatla sarsılır. Çünkü, vasıta-i halâs ve vesile-i necat olan ihlâs zayi olur." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Altıncı Vecih)

"Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur." (Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup, Yedinci Sual)

"Velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i hâlisanın dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır. Bahusus, lillâh için olan bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde, ciddî, samimî tesanüdün çok kerametleri olabilir." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale olan Yedinci Mesele)

"Rıza-yı İlâhî ve iltifat-ı Rahmânî ve kabul-ü Rabbânî öyle bir makamdır ki, insanların teveccühü ve istihsânı, ona nisbeten bir zerre hükmündedir. Eğer teveccüh-ü rahmet varsa, yeter." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)

"Velâyet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlâstır. Çünkü ihlâs ile hafî şirklerden halâs olur. İhlâsı kazanmayan, o yollarda gezemez." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım)

"Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle, vesselâm." (Sözler, Birinci Söz)

"Bazan olur ki, birtek kelime, birtek tesbih öyle bir saadet hazinesini açar ki, altmış sene hizmetle o açılmamış. Demek bazı hâlât oluyor ki, birtek âyet, Kur’ân kadar faide verebilir." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal, Onuncu Asıl)

"Biz ancak Allah’ı ve rızasını istiyoruz." (Şualar, On Birinci Şuâ, Onuncu Mes'ele)

"Bazan bir adamın ihlâsı, yirmi adam kadar faide verir." (Şualar, On Dördüncü Şuâ)

"Niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyleyse, necat, halâs, ancak ihlâs iledir." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır." (İşarat-ul İ'caz, Sure-i Bakara, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslâmiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz." (Kastamonu Lâhikası, 115.Mektup)

"Allah’ı düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfuruşlukla riyakârâne vaziyet alır." (Kastamonu Lâhikası, 115.Mektup)

"Risale-i Nur şakirtleri, Risale-i Nur’dan aldıkları kuvvetli iman-ı tahkikî dersiyle esbaba ve nâsa ubudiyet noktasında bir kıymet, bir ehemmiyet vermiyor ki, ubudiyetlerinde onlara gösterişle riya etsinler." (Kastamonu Lâhikası, 115.Mektup)

"Risale-i Nur’un hakikî şakirtleri, neşriyat-ı diniyelerinde ve ittibâ-ı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebâirdeki takvâlarında, Kur’ân hesabına vazifedar sayılırlar. İnşaallah riya olmaz." (Kastamonu Lâhikası, 115.Mektup)

"İhlâs Risalesinin düsturlarını her vakit göz önünüzde bulundurunuz. Yoksa, az bir ihtilâf bu vakitte Risale-i Nur’a büyük bir zarar verebilir." (Kastamonu Lahikası, 152.Mektup)

"Halıkımız bizden ne suretle razı olacak ve bugün ne gibi bir sa’y ile sahife-i hayatımı kapatacağım?" (Barla Lâhikası, 114.Mektup)

"Hâlık-ı Zülcelâlin hususî iltifatını imâ eden en gizli bir işarete, yüz bin can olsa ve feda edilse ve yüz bin sene ömür varsa, o yolda sarf edilse yine ucuzdur." (Barla Lâhikası, 242.Mektup)

"Amel-i uhrevî ile dünyevî maksatlar, zevkler aranılmaz; aranılsa, sırr-ı ihlâsı bozar." (Emirdağ Lâhikası-I, 52.Mektup)

"Mesleğimizin esası, âzamî ihlâs ve terk-i enaniyettir." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)

"Hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. Zira, hakkın hatırı âlidir; hiçbir hatıra fedâ edilmemek gerektir." (Münâzarat)

Okunma sayısı : 9.837
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...